
Adana Bilsem
Ağrı Bilsem
Aydın Ticaret Borsası Bilsem
Dr. Mehmet Hilmi Güler Bilsem
ECOLE LES AMANDİERS, Beziers, Fransa
Fatih İslam Seçen Bilsem
Halil İnalcık Bilsem
Karadeniz Ereğli Şahinde Hayrettin Yavuz Bilsem
Kastamonu Bilsem
Yüksel Bahadır Alaylı Bilsem





İÇİNDEKİLER
*MEHMET AKİF ERSOY'UN ÖZEL HAYATI
*MEHMET AKİF ERSOY'UN FİKİR VE EDEBİ HAYATI
*MEHMET AKİF ERSOY'UN YAŞADIĞI YERLER
*MEHMET AKİF ERSOY VE İSTİKLAL MARŞI
*MEHMET AKİF ERSOY'UN ŞİİRLERİ VE ESERLERİ
MEHMET AKİF ERSOY
(1873- 1936)
D. Mehmet Doğan'ın Mehmet Akif Ersoy Araştırmaları Merkezi sitesinden alıntıdır.
1873 “Mehmed Ragif” doğdu (22 kasım-20 aralık), İstanbul, Fatih, Sarıgüzel, Sarı Nasuh Mahallesi 12 numaralı ev. (Hicri, şevval 1290, ebced hesabıyla “ragif”) “Ragif”, bir nevi ekmek, “Âkif”, ibadet eden. Nüfus kağıdı daha sonra ziyaret için gidilen Bayramiç’te çıkarıldı.
1878 Şubat. 4 yıl 4 ay 4 günlük iken Emir Buharî Mahalle Mektebi’ne başladı.
1879 Fatih İbtidaisi’ne ve babasından arapça öğretmeye başladı.
1882 Fatih Merkez Rüştiyesi’ne başladı.
Şiir merakının uyanması. Leylâ ve Mecnun’u okuması, Esad Dede’nin Mesnevî ve Gülistan derslerini takib etmesi.
1886 Mülkiye İdadisi’ne girdi. (Mülkiye Mektebi’nin hazırlık okulu, 1888’de bitirdi).
1888 Babası Temiz Tahir Efendi’nin ölümü. 1826 doğumlu Tahir Efendi, Kosova’da İpek (Peç) kazası, Şuşisa köyünden. Küçük yaşında istanbul’a geldi. Âkif onun için “hem babam, hem hocamdır. Ne biliyorsam kendisinden öğrendim” der. (Safahat, Hakkın Sesleri dipnot).
*Âkif, babasının vefatı üzerine, geçim kaygısıyla Mülkiye’nin yüksek kısmına gitmekten vazgeçti.
1889 Sarıgüzeldeki evlerinin yanması. Babasının talebesi Mustafa Sıtkı efendi aynı arsa üzerine küçük bir ev yaptı.
*İlk defa açılan Baytar Mektebi’ne kaydolması. Babasının vefatından sonra geçim sıkıntısı yüzünden. Mektep 1889 yılı sonunda tedrisata başladı. Öğretim 1891’e kadar Ahırkapı’daki sivil tıbbiye mektebinde,
1891 de inşaat tamamlandı, Halkalı’ya taşındı.
Bu mektepte şiirle meşgul olmaya başladı. Sporla, güreşle uğraştı.
1893 Halkalı Baytar ve Ziraat Mektebi’nden birincilikle mezun oldu ve ardından Baytar müfettiş muavinliğine tayin edildi.
*28 Aralık, Hazine-i Fünun dergisinde bir gazeli yayınlandı.
1894 18 Ekim, Hazine-i Fünun’da bir gazeli yayınlandı.
1895 14 Mart, Mektep Mecmuası’nda “Kur’an’a hitap” şiiri yayınlandı.
1896 Hayvan alımı için Adana ve Şam’a gitti.
1898 10 Şubat, Resimli Gazete’de şiirleri yayınlanmaya başladı.
* Servet-i Fünun’un kasım-aralık sayılarında yazılarının yayınlandı.
*İsmet hanımla evlendi. (Vefatı: 1944)
1901-2 Sakal bıraktı (H.1319)
1906 İşine ilave olarak Halkalı Ziraat Mektebi’nde “kitabet-i resmiye muallimliği”ne tayini.
1907 Çiftlik Makinist Mektebi türkçe muallimliğine tayini.
1908 Meşrutiyet’ten on gün sonra İtttihat ve Terakki Cemiyeti’ne kaydolması. (Yemini değiştirerek emri bilmarufuna uymak kaydıyla).
*27 Ağustos, Sıratımüstakim mecmuası yayınlanmaya başladı. Ebulûla Zeynelabidin (Mardin), Eşref Edib (Fergan)’in sahibi oldukları haftalık din, feslefe, ebebiyat, hukuk ve ulûmdan bahseden dergi. (Başyazar: M. Âkif)
İlk sayıda Fatih Camii şiiri yayınlandı.
*24 Kasım, Darülfünun edebiyat şubesi Edebiyat-ı Osmaniye müderrisliğine tayin edildi.
1910 Baytar Mekteb-i Âlisi Mezununî Cemiyeti başkanlığına seçildi.
*Annnesini hacca gönderdi.
1911 İlk şiir kitabı Safahat’ın yayınlandı. Bazı şiirler dergide Safahat-ı Hayat’tan başlığı altında yayınlanmıştı.
*Mayıs, Sıratımüstakim örfî idare (sıkıyönetim) tarafından kapatıldı.
1912 Süleymaniye Kürsüsünde şiiri Sıratımüstakim’de tefrika edildi. Eylül ayında kitap olarak çıktı.
*Ebulûla’nın dergiyi bırakması. İsminin Sebilürreşad olarak değişmesi.
8 Ekim, Balkan Harbi’nin başladı
1913 Fatih Kürsüsünde şiiri yayınlanmaya başladı.
*Şubat. Bayezid, Fatih ve Süeymaniye camilerinde vaaz verdi.
*11 Mayıs, Baytarlık Dairesi Müdür Yardımcılığından ve baytarlıktan istifa. Müdürün haksız yere görevden alınması üzerine. (1911’de ilk istifa. İmtihanla alınan kâtibin (M. Emin Erişirgil) işine son verilmesi iüzerine. Kâtip geri alınmış Âkif de işine dönmüştü).
*Darülfünundan istifa. Yayınlarının hükümet siyasetine uygun düşmediği, Darülfünun’un resmî bir kurum olduğu ikazı üzerine.
* Haziran. Hakkın Sesleri’nin yayınlanması.
1914 Ocak. Mısır seyahati. Abbas Halim Paşa’nın dâveti ile. (İstanbul-Beyrut-Kahire-Eluksur-Kahire-Medine-Şam-İstanbul) Mart başında döndü.
*Haziran. Sebilürreşad’ın kapatılması, “Sebilünnecat” olarak çıkması. (2 sayı, sonra eski adına döndü).
*Ağustos. Fatih Kürsüsünde’nin yayınlanması. (Aynı yıl üç baskı yaptı.)
*Eylül. Darü’l-hilafeti’l-âliye Medresesi’nin orta bölümünde türkçe-edebiyat dersleri vermeye başladı.
*Aralık. Teşkilat-ı Mahsusa tarafından Berlin’e gönderildi. Almanlara esir düşen müslüman askerlere konuşmalar yaptı, Fransız ordusunda savaşan müslüman askerlere yönelik arapça beyannameler yazdı, bunlar cephelere uçaklardan atıldı. Berlin Hatıraları şiirini burada kaleme aldı.
1915 Mart. Mehmed Âkif’in Berlin’den dönmesi.
*Nisan. Berlin Hatıraları şiiri Sebilürreşad’da yayınlanmaya başlandı.
*Mayıs. Teşkilat-ı Mahsusa Reisi Kuşçubaşı Eşref’le Necit seyahati. Osmanlıya sadık kalan Necid Emiri İbnürreşid ile görüşülmüştür. Âkif bu seyahat sırasında Medine’yi tekrar ziyaret etti. Necid Çöllerinden Medineye şiirini yazdı. Dönüşte Şam ve Beyrut’a da uğradı.
*Ekim. Mehmed Âkif’in İstanbul’a dönmesi.
*Kasım. Berlin Hatıraları’nın altıncı bölümünün yayınlandığı 352. sayıdan itibaren dergi kapatıldı.
1916 Mayıs. Sebilürreşad’ın tekrar yayınlanmaya başlandı.
*Ekim. Sebilürreşad’ın Hükümet tarafından kapatıldı. (4 temmuz 1918’e kadar 20 ay kapalı kaldı).
1917 Ekim. Safahat’ın beşinci kitabı Hatıralar’ın yayınlandı.
1918 Nisan. Hatıralar’ın 2. baskısı yapıldı.
*31 Mayıs. Annesinin Sarıgüzel’deki evi yandı. Bir süredir geçim sıkıntısı sebebiyle bu evde oturmaktaydı.
*Temmuz. Sebilürreşad’ın Sultan Vahidetdin’in cülûsu üzerine sansürün kaldırılması ile yayınlanmaya başlanması.
*Hüseyin’in yerine Mekke Emiri seçilen fakat, Lübnan’da oturan Şerif Ali Haydar Paşa’nın dâveti üzerine Lübnan’a gitti.
*Ağustos. Berlin Hatıraları’na alınmayan 98 mısralık bölümünün Sebilürreşad’da yayınlanması. (Tevfik Fikret’in Tarih-i Kadim’e Zeyl’ine cevaptır).
*12 Ağustos. Darü’l-hikmeti’l-islâmiye açıldı. “Yüksek İslâm tebliğ ve danışma heyeti” Mehmed Âkif Lübnan’da iken bu heyete başkâtip olarak tayin edildi.
*Sebilürreşad’ın 15 kasım-5 aralık tarihlerinde yayınlanan dört sayısında Said Halim Paşa’dan çevirdiği İslâmlaşmak’ın yayınlanması.
1919 Darülfünun’da kurulan Kamus-ı Arabî Heyeti’ne seçildi. (Başkan İsmail el-Hafız, diğer üyeler: Ahmed Naim, Mehmed Şevket Bey).
*Yaz. Kışı Heybeliada’da kira evinde geçiren Âkif ve ailesi Çengelköy’e taşındı.
*Temmuz. Süleyman Nazif’in “Mehmed Âkif Zatı ve Âsarı” adlı eseri tefrika edilmeye başlandı.
*18 eylül. Âsım Sebilürreşad’da yayınlanmaya başlandı. 1924’e kadar aralıklarla yayınlanmıştır.
1920 Sebilürreşad idarehanesinin Millî Mücadele’ye katılmak için Anadolu’ya geçmiş olanlarla İstanbul’daki yakınlarının gizli haberleşme merkezi hâline gelmesi. Gazeteler ve mektuplar dergi vasıtasıyla Anadolu’ya gönderiliyor ve İstanbul’a geliyordu.
*20 Ocak. Başkâtiplik üzerinde kalmak üzere, Darülhikmetilislâmiye azalığını tayin edildi.
*23 Ocak. Balıkesir’de Zağanos Paşa camiinde Millî Mücadele’yi destekleyen vaazını verdi.
*Nisan başları. Ali Şükrü Bey’in Sebilürreşad idarehanesinde, Eşref Edib ve Mehmed Âkif’e, “hazırlanın gidiyoruz. Paşa sizi istiyor, Sebilürreşad’ın Ankara’da neşrini istiyor. Sebilürreşad’ın Ankara’da yayınlanması Millî hareketin manevî cephesini kuvvetlendirecektir” demesi.
*10 Nisan. Mehmed Âkif Trabzon meb’usu Ali Şükrü Bey ve oğlu Emin’le birlikte Ankara’ya gitmek üzere İstanbul’dan ayrıldı. (Adapazarı, Eskişehir Ankara güzergâhı. Önce araba, sonra at, dekovil ve Eskişehir’den sonra trenle).
*23 Nisan. Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nin Hacıbayram Camii’nde kılınan Cuma Namazından sonra açılması.
*24 Nisan Cumartesi. Mehmed Âkif’in oğlu Emin ve Ali Şükrü Bey’le öğleye doğru Ankara’ya ulaşması. Meclis önünde Mustafa Kemal Paşa ile karşılaşmaları: Paşa’nın “ Sizi bekliyordum efendim, tam zamanında geldiniz, şimdi görüşmek kabil olmayacak, ben size gelirim” demesi.
*28 Nisan. Hâkimiyet-i Milliye’de Mehmet Âkif’in Ankara’ya gelişinin “İslâm Şairi Âkif Bey” başlığı altında haberleştirilmesi.
*29 Nisan. Mustafa Kemal Paşa’nın Konya vali vekili ve kolordu kumandanı Miralay (Albay) Fahreddin’e (Altay) Mehmed Âkif’in Burdur’dan meb’us seçilmesini sağlamasını bildiren telgrafı.
*3 Mayıs. Vazifesinden izin almadan ayrıldığı gerekçesiyle Darülhikmetilislâmiye’deki vazifesinden azledilmesi.
*7 Mayıs. BMM’in Encümen-i İrşad ve Heyet-i Nasiha’sına seçilmesi.
*4 Haziran. Biga’dan meb’us seçilmesi. “İslâm Şairi Mehmed Âkif Bey en yüksek reyi alarak seçilmiştir”.
*5 Haziran. Burdur meb’usu seçildiği yönündeki mazbatanın Meclis’e ulaşması ve Meclis tarafından oy birliği ile kabul edilmesi.
*3 Temmuz. Biga’dan meb’us seçildiği haberinin Meclis’e ulaşması.
*18 Temmuz. Mehmed Âkif’in Meclis’e takrir vererek Burdur meb’usluğunu tercih ettiğini bildirmesi.
*19 Ekim. Mehmed Âkif’in Kastamonu’ya gitmesi. Sebilürreşad’ın sahibi Eşref Edip derginin İstanbuldaki yayınını tatil ederek Kastamonu’ya gelmiştir.
*7 Kasım. Erkân-ı Harbiye’nin isteği üzerine Maarif Vekaleti’nce açılan İstiklâl Marşı yarışması haberi Hâkimiyet-i Milliye’de yayınlandı.
*19 Kasım. Mehmed Âkif Kastamonu Nasrullah Camii’inde Sevr’i anlatan ve Millî Mücadele’yi destekleyen meşhur vaazını verdi, civar kasabalarda da konuştu. Ayrıca İnebolu yoluyla gelen ailesini karşıladı ve Ankara’da ev buluncaya kadar Kastamonu’da oturmak üzere ev tuttu. Bu itibarla, Ankara’dan Kastamonu’ya 1920 sonlarında bir kaç kere gidip geldiği tahmin edilebilir.
*25 Kasım. Sebilürreşad Kastamonu’da yayına başladı. M. Âkif’in Nasrullah Kürsüsünde verdiği vaaz bu nüshada yayınlandı. Bu sayı, büyük ilgi görmüş ve bir kaç defa basılmıştır.
24 Aralık. M. Âkif Kastamonu’dan ayrıldı.
*Aralık sonu. Mehmed Âkif Ankara’ya döndi. Eşref Edib’le birlikte Ankara’ya gelmiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın Âkif’le Eşref Edib’i dâvet ederek görüşmesi. Paşa, “Sevr Muahedesi’nin memleket için ne feci bir idam hükmü olduğunu Sebilürreşad kadar hiçbir gazete memlekete neşr edemedi. Manevî cephemizin kuvvetlenmesinde Sebilürreşad’ın büyük hizmeti oldu. Her ikinize de bilhassa teşekkür ederim” demiş.
1921 3 Şubat. Sebilürreşad’ın Ankara’da ilk sayısı çıktı (467. Sayı). Sebilürreşad bu dönemde Büyük Millet Meclisi tarafından desteklenmiş, Matbuat Umum Müdürlüğü’nün matbaasında basılmış, bir kısmı yayıncılara verilmiş, büyük kısmı resmî kanallarla dağıtılmıştır.
*5 Şubat. Maarif Vekili Hamdullah Subhi’nin İstiklâl Marşı için Mehmed Âkif’e tezkeresi.
*8 Şubatta, bir süredir Fransız kuvvetlerine direnen Antep’in teslim olması.
* 14 Şubat. Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin birinci sayfanın sol alt kısmında “Bir vaazdan” başlığı altında Mehmed Âkif’in Kastamonu çevresindeki vaazlarından birinin bir bölümü şu sunuşla yayınlandı: “Şair-i muhterem Mehmed Âkif Bey Efendi’nin Kastamonu havalisinde irad ettiği mevizalardan [vaazlardan] biri (Sebilürreşad) refikimizde intişar etmiştir [yayınlanmıştır]. Mev’izanın sonunu bervech-i âti [aşağıdaki gibi] iktibas ediyoruz.”
*17 Şubat. İstiklâl Marşı Sıratımüstakim ve Hâkimiyet-i Milliye’de yayınlandı.
*21 Şubat. Londra Konferansı başladı.
* 23 Şubat. Sadrıazam Tevfik Paşa Londra Konferansı’nda, söz hakkını Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcilerine bıraktığını beyan etti.
*26 Şubat. İstiklâl Marşı yarışmasına katılan şiirlerden seçilen 6’sının basılarak millet vekillerine dağıtılmasının kabul edildi.
*1 Mart. Karesi (Balıkesir) Meb’usu Hasan Basri’nin İstiklâl Marşı’nın güftesinin Hamdullah Subhi Bey tarafından kürsüden okunmasına dair takriri (önergesi) görüşüldü.
Hamdullah Subhi yarışmaya katılan ve seçilen şiirlerden birinin kürsüden okunması kararı üzerine kürsüye gelir ve yarışma hakkında bilgi verir. Gelen şiirleri kuvvetli bulmadığı için Mehmed Âkif beyefendiye müracaat ettiğini, kendisinin asil endişelerle ortaya koydukları tereddütleri izale etmek için gerekli tedbirleri alacağını belirttiğini, “bu şart ile büyük dinî şairimiz bize fevkalede nefis bir şiir gönderdiler…Arkadaşlar, re’yimi ihsas ediyorum (oyumu açıklıyorum). Beğenmek, takdir etmek hususunda haizi hürriyetim (hürriyete sahibim). İntihabımı (seçimimi) yapmışım. Fakat, sizin intihabınız benim intihabımı nakzedebilir…Bu size aittir…” Hamdullah Subhi Bey, Mehmed Âkif’in şiirini okur. Bu sırada Mehmed Âkif salonu terk etmiştir. Şiir büyük heyecanla karşılanır.
*10 Mart. Koçgiri isyanı sebebiyle Elaziz, Erzincan, Divriği ve Zara bölgesinde sıkıyönetim ilân edildi.
. İngiltere Başbakanı Lolyd George, Londra Konferansı’na katılan Yunan heyetine “Türklere karşı saldırıya geçmekte serbest olduklarını” bildirdi.
*11 Mart. Matbuat ve İstihbarat Umum Müdürü Hüseyin Ragıp (Baydur)’ın, Hakimiyet-i Milliye’de “Ankara’da bir İslâm Kongresi” başlıklı başyazısının yayınlandı. Yazıda, Ankara, Batı’ya karşı İslâm isyanının genel karargâhı olarak ilân edilmektedir. “Herkes (yazının) Mustafa Kemal Paşa’nın ilhamı eseri olduğunu biliyordu” (E. Erişirgil)
*12 Mart. Londra Konferansı’nın sona erdi ve İtilaf Devletleri’nin barış teklifi ortaya konuldu.
*İstiklâl Marşı yarışmasının sonuçlandırılması ile ilgili usûl tartışmalarından sonra, sadece Mehmed Âkif’in İstiklâl Marşı’nın oylanması konusunda verilen önergelerin kabul gördü ve TBMM “ekseriyet-i azime ile” (büyük çoğunlukla, bir üye hariç) Mehmed Âkif’in İstiklâl Marşı şiirini “millî marş” olarak kabul etti.
Bu kabulden sonra şiirin bir daha okunması istenmiş, Hamdulah Subhi bir daha ve bu sefer kürsüden okumuş ve İstiklâl Marşı’nı millî marş olarak Meclis Reisi Mustafa Kemal Paşa ve milletvekilleri ayakta dinlemişlerdir.
*Matbuat Umum Müdürü Hüseyin Ragıp’ın Eşref Edip’le görüşmesi. Büyük İslâm Kongresi hazırlıkları için Şer’iye Vekaleti’nde bir komisyon kurulacak, Recep Peker, Mehmed Âkif ve Eşref edip aza olacak.
15 Mart. Hâkimiyet-i Milliye’nin 2. sayfasında “Büyük Millet Meclisi’nin 12 mart 1337 tarihli ictimaında (toplantısında) takdirat-ı mahsusa (özel takdirlerle) ile kabul olunan İstiklâl Marşı’nı derc ediyoruz (yayınlıyoruz)” denilerek İstiklâl Marşı’nın bir daha yayınlandı.
* 16 mart. Hâkimiyet-i Milliye “Elim bir devr-i senevî: İstanbul geçen sene bugün işgal edildi. 16 mart bir yevm-i matemdir; fakat dinî ve millî mücahadede azmimizi takviye eden bir matem!…” sürmanşeti ile yanınlandı. Bu başlığın altında “İstanbul’un işgalinin tarihî vesikaları” başlığı yer almaktadır. “Geçen senenin 16 martında İtilaf devletleri tarafından İstanbul’un işgali üzerine Heyet-i Temsiliye Reisi Mustafa Kemal Paşa hazretleri tarafından neşrolunan protesto beyannameleri.” Bu başlık altında, Mustafa Kemal Paşa’nın işgali protesto eden beyannamesi, vali ve kumandanlara yazılan tamim ve “Âlem-i İslâma beyanname” yer almaktadır.
• Aynı gün, TBMM Hükümeti ile SSCB arasında “Moskova Anlaşması” imzalandı.
*17 mart. Hakimiyet-i Milliye’de, Sebilürreşad yayıncısı Eşref Edib’in “Anadolu’da İslâm kongresi” başlıklı “Hüseyin Ragıb Beyefendiye” ithaflı yazısı yayınlandı. Bu yazıda, Hükümetin böyle bir işe girmesinden duyulan memnuniyet coşkunlukla ifade edilmektedir.
*23 Mart. Yunan ordusu Bursa ve Uşak cephelerinde ileri harekata başladı.
*25 Mart. Sapanca’nın işgali.
*26 Mart. Adapazarı’nı işgali.
*27 Mart. Yunan kuvvetlerinin İnönü’ye taarruza geçti. Ertesi gün, Kanlısırt ve Metristepe’yi ele geçirmişlerdir. Bu sıkıntılı zamanda BMM’nin Muhafız Taburu Batı Cephesi’ne sevkedildi.
*28 Mart. Hâkimiyet-i Milliye’nin birinci sayfa sol alt köşesinde, üç sütun üzerine “Cebhelerde kahraman mücahidlerimize” başlığı altında Mehmed Âkif’in Berlin Hatıraları şiirinin bir bölümünün yayınlandı. Mehmed Âkif bu şiiri, Çanakkale muharebeleri devam ederken yazmıştır. Şiirin birinci bölümünde cephelerde savaşan, alınları dine en son istihkâm olan büyük mücahidlerden sebatı kesmemeleri, sonuna kadar mücadele etmeleri istenmekte, “korkma” diye başlayan ikinci kısımda ise, savaşan askerlerin, büyük mücahidlerin cevabı şiirleştirilmektedir.
*15 nisan. Süleyman Nazif’e şiirinin yazılması.
*9 Mayıs. Bursa’nın işgali haberleri üzerine Bülbül şiirinin yazılması.
* Eylül. Sebilürreşad’ın 490. sayısı Kayseri’de yayınlandı. Sakarya muharebeleri dolasıyla tedbir olarak Meclis’in Kayseri’de toplanması düşünülmüş, meb’us aileleri ve bazı kuruluşlar Kayseri’ye taşınmıştır. Âkif oğlu Emin’le Ankara’da kalmış, ailesini Eşref Edip ve Ali Şükrü Bey’le Kayseri’ye göndermiştir. Sebilürreşad’ın Kayseri’de çıkan sayısında ağırlıklı olarak Ali Şükrü Bey’in Ulucami’deki “Anadolu’nun büyük ve mukaddes cihadı” başlıklı konuşmasına yer verilmiştir.
1922 Şubat. M. Âkif’in Said Halim Paşa’dan tercüme ettiği “İslâm’da teşkilat-ı siyasiye” adlı eseri Sebilürreşad’da yayınlanmaya başladı. Said Halim Paşa Malta’da sürgünde fransızca olarak yazmıştı. Paşa, serbest bırakılınca Ankara’ya gelmek istedi, kabul edilmedi. İngiliz işgalindeki Mısır’a dönemedi. Roma’ya yerleşti, orada bir Ermeni kurşunu ile şehid oldu. (6 Aralık 1921).
*Nisan. Leylâ şiirinin yazılması. (Yayını 8 Nisan. M. Âkif’in Türkiye’de yazdığı son şiir).
*Ağustos. Ali Fuat Paşa’nın başkanlığında, Mehmed Âkif’in de aralarında bulunduğu heyetin cepheleri dolaşması. Büyük Taarruz öncesi askeri cesaretlendirici konuşmalar yaptı. (1-16 ağustos).
*Eylül. Büyük Taaruz sonrasında Ankara’da duramayan M. Âkif’in oğlu Emin’le birlikte cesetlerle dolu savaş sahalarını dolaşması, yangınlara su taşıması, böylece Bileciğe kadar gitmesi.
*Tedkikat ve Telifat-ı İslâmiye Heyeti’ne seçilmesi. (İslâmî eserler ve araştırmalar heyeti) Abdülaziz Çaviş heyetin başkanlığına getirilmiş (Düzdağ).
1923 19 Ocak. Ali Şükrü Bey Tan gazetesini Ankara’da yayınlamaya başladı. Âkif’i Ankara’ya davet eden ve birlikte gelen Ali Şükrü Bey’in gazetesinin başlığının yanındaki kıt’ayı Âkif’in yazmış olması muhtemeldir:
Garbın, üç yüz sene var, gündüze dönmüş gecesi,
Sen de ey şark, uyuyorsun o zamandan beridir.
Kararan başka sular, şimdi senin nevbet, uyan,
Doğuyor beklediğin gün: Ağaran tan yeridir.
*5 Mart. Meclis’te Lozan’la ilgili gizli görüşmelerde Ali Şükrü Bey’in “Mehmetçiğin süngüsü ile kazanılan muazzam zafer Lozan’da heba edilmiştir…Bu murahhas heyetinin barış meseleleri üzerinde sözleri olamaz efendiler: Artık bunların vazifeleri bitmiştir” demesi.
*27 Mart. Trabzon Meb’usu Ali Şükrü Bey’in kaybolması.
*29 Mart. Muhalif grubun önde gelen temsilcilerinden Ali Şükrü Bey’in kaybolması Meclis’te infiale yol açtı. Erzurum Meb’usu Hüseyin Avni Bey meşhur konuşmasını yaptı: “Ey Kâbe-i millet! Sana da mı taarruz?..Ey ârâyı millet (millet iradesi)! Sana da mı taarruz?..Ey milletin mukaddesatı!.. Sana da mı taarruz?..”
Ali Şükrü Bey’in İple boğulmuş cesedi bulundu. Cenazesi Trabzon’da defnedildi.
*1 Nisan. TBMM’nin seçim kararı aldı.
*2 Nisan. Ali Şükrü’yü öldürdüğü anlaşılan Çankaya Muhafız Bölüğü Reisi Topal Osman’ın Ayrancı bağlarındaki evinde çatışma neticesi öldürüldü.
*16 Nisan. 1. Meclis son defa toplandı.
*Mayıs başı. Mehmed Âkif ailesiyle İstanbul’a döndü.
*16 Mayıs. Sebilürreşad İstanbul’da yayınlanmaya başladı.
*Ekim. M. Âkif Abbas Halim Paşa’nın dâveti ile ve onunla birlikte Mısır’a gitti. Kışı Mısır’da geçirdi, 1924 baharında döndü.
*29 Aralık. Firavunla Yüzyüze şiirini yazdı. (25 aralık 1924’de Sebilürreşad’da yayınlandı.)
1924 11 Mart. Zeki Üngör’ün İstiklâl Marşı bestesinin kabul edildi.
*Nisan. Mehmed Âkif Mısır’dan döndü.
*10 Temmuz. Âsım’ın “Çanakkale Şehidlerine” diye bilinen bölümü Sebilürreşad’da yayınlandı.
*Ağustos. Âsım kitap olarak yayınlandı.
*Eylül. Midhat Cemal’in evinde Abdülhak Hamid, Cenab Şehabeddin, Samipaşazade Sezaî, Süleyman Nazif ve Faruk Nafiz’in katılmasıyla “Âsım günü” yapıldı.
*Ekim. Mehmed Âkif Mısır’a gitti.
*Süleyman Nazif’in Mehmed Âkif kitabı yayınlandı.
*12 Aralık. Hilvan’da Vahdet şiirini yazdı. Sebilürreşad’da ocak 1925’te yayınlandı. (Sebilürreşad’da yayınlanan son şiiri).
1925 5 Ocak. Hilvan’da Gece şiirini yazdı. Sebilürreşad’da aynı ay yayınlandı.
*10 Ocak. Hilvan’da Hicran şiirinin yazdı. Hasan Basri Bey, Hicran şiirini Âkif’ten dinledikte sonra, “üstad siz vadiyi değiştiriyorsunuz sanırım” der. Âkif “Hayır kardeşim hayır. Benim asıl vadim budur. Neşrettiklerim, cemiyet-i beşeriyeye hizmet için yazılmış manzumelerdir” cevabını verir.
*15 Ocak. Secde şiirinin yazılışı. (Ahmed Naim Bey’e ithaf etmek istemiştir.)
4 Şubat. Hüsam Efendi Hoca şiirinin yazılışı.
*13 Şubat. Şeyh Said isyanının başladı. Bunun üzerine Takrir-i Sükun Kanunu’nun çıkarıldı ve Sebilürreşad naşiri Eşre Edib’le birlikte çok sayıda gazeteci İstiklâl Mahkemelerine sevk edildi.
*21 Şubat. TBMM’de Kur’an-ı Kerim’in türkçeye tercüme ve tefsiri ile ilgili önerge kabul edildi.
*6 Mart. Bir çok gazete ile birlikte Sebilürreşad da Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı.
*Mayıs. M. Âkif’in İskenderiye’den deniz yoluyla İstanbul’a geldi.
*13 eylül. Eşref Edip ve gazeteciler İstiklâl Mahkemesi’nde berat etti.
*Ekim. TBMM’nin Kur’an’ı Kerim’in türkçeye çevrilmesi kararından sonra bu işin ancak Mehmed Âkif tarafından yapılabileceği hususunda neredeyse görüş birliği oluşması. Dostlarının telkinlerinin sonuç vermemesi ve Diyanet İşleri Resi Rifat Bey’in, Aksekili Ahmet Hamdi’yi görevlendirmesi. Onun ısrarlarına rağmen sonuca ulaşılamaması, yakın arkadaşlarının, bilhassa Ahmed Naim Efendi’nin ısrarı üzerine tercüme değil ile meal hazırlamayı kabul etmesi ve 1000 lira avansı alması. (Bu parayı, Sebilürreşad’ın yeniden yayınlanması için Eşref Edib’e vermiş.)
*Mısır’a son gidişi. Rejim düşmanı muamelesi yapılarak peşine polis takıldığı için yurdunu terk etti. “Arkamda polis hafiyesi gezdiriyorlar. Ben, vatanını satmış ve memleketine ihanet etmiş adamlar gibi muamele görmeye tahammül edemiyorum ve işte bundan dolayı gidiyorum.” On buçuk sene dönmemiştir. İlk iki yıl, Abbas Halim Paşa’nın sarayının karşısında küçük bir köşkte oturur. Daha sonra Hilvan’da çöle yakın küçük bir evde ailesi ile birlikte kalır.
*25 Kasım. Şapka iktisasına (giiymesine) dair kanunan çıkarıldı. Bütün memurların şapka giymesi mecburi olmdu.
1926 Annesi Emine Şerife hanım 90 yaşında vefat etti. 1836 Tokat doğumlu. Buharalı bir aileye mensuptu. Tahir Efendi ikinci kocası. Sarıgüzeldeki konak ilk kocasından kalma. Çocukları vefat etmiş. Tahir Efendi’nin Âkif’ten sonra Nuriye isimli bir kızı oldu. Âkif’in şiirini yazdığı Selma onun kızı.
*Ocak. Kur’an tercümesi için çalışmaya başladı.
1927 4 Ocak. Süleyman Nazif’in vefatı.
1928 Latin alfabesinin kabulünden önce, altı Safahat’tan beşinin (4. Hariç) tekrar basılması.
*Temmuz. Kur’an tercümesini tamamladı.
*28 ağustos. Hilvan’da Bir gece şiirini yazdı.
1929 1Ağustos. Hilvan’da Bir arîza şiirini yazdı.
*Aralık. Kur’an tercümesin temize çekmeye başladı.
*Mısır Üniveritesi (el-Camiatü’l-Mısriyye)nde Abdülvehhab Azzam’ın aracılığı ile türkçe hocalığına başladı.
1931 Ramazan. Bazı İstanbul camilerinde Kur’an-ı Kerim’in türkçesi okundu.
*Aralık. M. Âkif’in tercümeden vaz geçtiğini belirten yazısı.
1932 Ocak-şubat. Ramazan’da camilerde türkçe Kur’an okundu. Kadir gecesinde Ayasofya camiinde teravihten sonra okunan tercüme radyodan naklen verildi. Ramazanın son cumasında Saadetdin Kaynak Süleymaniye camiinde smokinle hutbe okudu.
*Hilvan’da İkinci Arîza şiirini yazdı. Safahat’a almamıştır.
* Kur’an-ı Kerim tercümesi ile ilgili mukaveleyi fesh etti. (İşi ve borcu Elmalılı Hamdi devralmıştır).
“Tercüme güzel oldu, hatta umduğumdan daha iyi. Lakin onu verirsem namazda okutmaya kalkacaklar. Ben o vakit Allahımın huzuruna çıkamam ve Peygamberimin yüzüne bakamam.”
*18 Temmuz. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bir yazısı ile türkçe ezan uygulamasına geçildi.
1933 Safahat’ın 7. ve son kitabı Gölgeler’in Kahire’de basıldı. (1918-1933 arasında yazılan 41 şiir).
*1Şubat. Ezan ve kametin türkçe okunmasını istemeyen halk Bursa Ulu Camiide namaz kıldıktan sonra Vilayet önüne gelerek toplandı. (Bursa hadisesi, çok sayıda tutuklama).
*1 Mayıs. Bursa hadisesi dolayısıyla tutuklanan 19 kişiye Çorum Ceza mahkemesi ağır cezalar verdi.
1934 12 Ağustos. Mehmed Âkif’in Secde şiirini ithaf etmek istediği yakın arkadaşı Babanzade Ahmed Naim’in namaz kılarken secdede vefatı.
1935 10 Şubat. Dostu, hamisi Abbas Halim Paşa’nın vefatı. Vefatı sırasında başında bulunan Âkif şu şiiri yazdı:
Hepsi göçmüş, hani yoldaşlarının hiçbiri yok!
Sen mi kaldın, yalınız kafileden böyle uzak?
Postu sermekse meramın yola, serdirmezler;
Hadi, gölgenle beraber silinip gitmene bak.
Paşa, “Âkif, ne zaman olsa bir Abbas Halim Paşa bulur; fakat ben bir Âkif bulamam. O, benim için bir talihtir” dermiş.
*Temmuz. Rahatsızlığından ötürü Cebel-i Lübnan’a gitti. Aliye’nin yanında Suku’l-Garb köyünde bir otelde kaldı. (Kudüs, Hayfa, Beyrut).
*25 Temmuz. Filozof Rıza Tevfik’i Cünye’de ziyaret etti.
*Ağustos. Cemil Bereket’in Ali İlmî Fanî Bey aracılığı ile daveti üzerine Antakya’ya geldi. 31 Ağustos’a kadar kaldı. Hanımının rahatsızlık haberi üzerine, Lazkiye yoluyla Beyrut’a döndü.
Burada söylediği şiir:
Viranelerin yasçısı baykuşlara döndüm,
Gördüm de hazanında bu cennet gibi yurdu!
Gül devrini bilseydim onun, bülbül olurdum:
Ya Rab, beni evvel getireydin ne olurdu?
1936 Mehmed Âkif’in hastalığının ilerlemesi.*Haziran. Türkiye’ye dönmeye karar verdi ve Kur’an tercümesini Yozgatlı İhsan Efendi’ye teslim etti. “Ben sağ olur da gelirsem, noksanlarını ikmal eder, ondan sonra basarız. Şeyet ölür de gelmezsem bunu yakarsın.”*17 Haziran. Mısır’dan İstanbul’a vapurla döndü.Önce Abbas Halim Paşa’nın kızı Emine Abbas Halim Hanımefendi’nin Maçka’daki evine misafir oldu. Şişli Sıhhat Yurdu’nda yirmi gün kaldı teşhis ve tedavisi yapıldı. Yine Halim Paşa ailesine ait Beyoğlu’nda Mısır Apartımanı’nda hazırlanan daireye yerleştirildi. Üç ay, Said Halim Paşa’nın oğlu Halim Bey’in Baltacı çiftliğinde kaldı.*13 Temmuz. Dahiliye Vekaleti Emniyet Umum Müdürlüğü’nün İskenderiye Konsolosluğuna yazısı: “Memlekete dönen Şair Åkif’e ne zaman ve hangi konsoloslukça vize verildi?”*27 Aralık pazar saat 19.45’de Mısır Apartımanında vefat etti.*28 aralık. İstanbul gazeteleri Mehmet Âkif’in ölüm haberine çok kısa yer verdi. Ankara’dan Üniversite’ye ve resmi yetkililere tören yapılmaması ve katılmamaları hakkında emir gönderildi. Gençler, Bayazıt Camii avlusundaki çıplak tabutu tanıdılar ve Kâbe örtüsü ve bayrağa sarılı olarak Bayezid’den Edinekapı’ya kadar el üstünde taşıdılar. Edirnekapı’de sevdiği arkadaşı Ahmed Naim Bey’in yanında defnedildi
MEHMET AKİF ERSOY'UN ÖZEL HAYATI
MİNA K.
ADANA BİLİM VE SANAT MERKEZİ
MEHMET AKİF ERSOY'UN ÖZEL HAYATI
İstanbul Fatih' te Sarı Nasuh sokağında 7-8 odalı bir konakçıkda doğdu. Bu ev, Akif' in annesi Emine Şerife Hanım' a aitti. Emine Şerife Hanım aslen Buharalı' dır. Şerife Hanım Tokat' da yerleşmiş orada Şirvanlılardan Derviş Efendi ile evlenmiş, sonra kocasıyla birlikte İstanbul' a gelerek yerleşmiştir. Derviş Efendi' den iki erkek, bir kız çocuğu doğmuş, erkek çocuklar ölmüş daha sonra babaları (Derviş Efendi) de ölüyor. Şerife Hanım genç yaşta dul kalmış. Sonra Akif' in babası, Mehmet Tahir Efendi ile evlendi. Sonra Şerife Hanım' ın kızı da hayatını kaybediyor. Bu acıdan sonra Akif doğmuştur.
AKİF' İN BABASI;
Akif' in babası, Mehmet Tahir Efendi, Fatih dersiamlarındandı. İpek'in Şuşişe köyündendi. ve Nurettin Ağanın oğluydu. İpek'te biraz okumuş daha sonra İstanbul'a gelmiştir.
DOĞUMU;
Akif, hicretin 1290(1873) yılında şevval ayında doğdu.
TAHSİL HAYATI;
İlkokula Fatih civarında ''Emir Buhari'' mahalle mektebinde dört yaşında başladı. İki sene burada bulunmuş. Sonra Fatih'te ilk mektepte tahsile başlamış. Bu mektep maarif nezaretine bağlı resmi bir mektepti. Bu mektebe 3 yıl devam etti. Sonra orta mektebi Fatih'te Otlakçı yokuşunda bulunan, Fatih Merkez Rüştiyesi' dir. Rüştiye tahsiline devam ederken babasından Arapça öğreniyor. Rüştiye' de lisan derslerine eğilimi vardı. Dört lisanda da (Türkçe, Arapça, Farsça, Fransızca) okulda birinciymiş ve şiiri çok severmiş.
ilk okuduğu şiir kitabı Fuzuli' nin ''Leyla ve Mecnun'' udur. Rüştiyeyi bitirince babası meslek ve okul seçimini Akif'e bıraktı. Akif'te o zaman parlak bir mektep olan Mülkiye'yi tercih etmiş. Mülkiye'nin İdadi kısmına girmiş. Üç sene sonra diploma almış. Sonra Ali kısmına geçmiş, birinci sınıfa devam ederken babası vefat etmiş. Sonra evleri yanmış ve bunun üzerine zaruret içinde kalmış. Bu sırada ilk defa olarak Mülkiye Baytar Mektebi kurulmuş. Birkaç arkadaş Mülkiye'yi terk ederek yeni mektebe girdi. Baytar mektebini birincilikle bitirmiş. Akif abasının ölümü sırsında on dört yaşında imiş babası ise altmış bir veya altmış iki yaşlarındaymış. Akif, 1309'da (1893) tahsilini tamamlyaak hayata atılcak seviyeye geldi.
MEMURİYET HAYATI VE EVLİLİĞİ;
Mektepten çıkınca Ziraat Nezareti Umur-u Baytariye Şubesin' de görevlendirilmiş, yedi yüz elli kuruşluk bir memuriyete tayin edildi, üç sene kadar Rumeli' de, Anadolu'da, Arabistan' da, bulaşıcı hayvan hastalıkları işi üzerinde hayli dolaşmış. 1913 yılında memuriyetten istifa etmiş Halkalı Ziraat Mektebinde kitabet ve Darülfünun' da edebiyat dersleri veriyordu. Balkan savaşından sonra Darülfunundaki görevinden istifa etmiş.
1313 yılında İsmet Hanım' la evlendi. Bu evlilikten ilk çocukları Cemile doğdu. İsmet hanım Cemile'den sonra Feride'yi daha sonra Suat'ı doğurmuş. Daha sonra sıra erkeklere gelmişti. Önce İbrahim Naim'i doğurmuş ama 1,5 yaşınayken ölmüş.
Daha sonra Emin ile Tahir'i doğurmuş. Evlilikleri kırk yıl kadar sürmüştür. İsmet Hanım Akif'in 1936'daki vefatından sonra bir süre daha yaşamış, 1944 senesinin 19 Nisan günü vefat etmiştir.
Mehmet Akif, 27 Aralık 1936 akşamı saat 20.00'a doğru siroz hastalığından vefat etti. Ertesi gün Türk gençliğinin elleri üzerinde, Edirnekapı'daki şehitliğe defnedildi.
MEHMET AKİF ERSOY'UN FİKİR VE EDEBİ HAYATI
Mehmet Akif Ersoy'un Fikir Hayatı
Mehmet Akif'e göre, milletin kurtuluş yolu kendini medeni gösteren ve dini dışlayan fikirlere karşılık mazimize dayanarak bizi biz yapan kültürümüzü hatırlamaktır. Dilimizi ve dinimizi tarihimizin altın sayfalarına bakarak koruyabiliriz.
Âkif, kurtuluşun azim ve tevekkülle çalışmada olduğunu, ümitsizliği, tembelliği, gerçek düşman olan cehâletin ancak bu şekilde yok edebileceğini bilmektedir.
Ülkenin geri kalmışlığının sebebini aydınların taşkınlığına bağlamaktadır.
Mehmet Akif Ersoy hiç tartışmasız gerçek bir Müslüman duyarlılığına sahip, dindar bir şairdir. Ümmetçi, yani dünya Müslümanlarının kültür, devlet bakımından birliğini savunmuştur. Fakat gelişen olaylar onu bu düşüncelerinden uzaklaştıracaktır. Mehmet Akif’in düşünce yapısını anlamak için sadece yazdığı şiirlere bakmak yeterli olmaz. Çünkü Mehmet Akif döneminin ahvaline, gerekliliklerine göre; vatanı ve devleti için doğru olduğunu düşündüğü fikirleri savunmuştur. Çoğu şiirinde milliyetçiliğe karşı olan Mehmet Akif’in başka bir şiirinde ırk’ı öven mısralarını görmek pekâlâ mümkündür. Bu yüzden şiirlerini, yazdığı zamanda gelişen olaylar ile beraber ele almak daha nesnel olacaktır. Diğer türlüsü İstiklal Şairimizi istismar etmek olacaktır.
Kaynak : https://www.tyb.org.tr/prof-dr-celal-tarakci-mehmet-akifin-fikir-dunyasi-47450h.htm
mehmet akif 'in edebi hayatı
Mehmet Akif, şiirlerinde Türk- İslam dünyasının içinde bulunduğu durumu, sosyal-siyasi ve kültürel hayatı, bu hayatın çürüyen eksik yanlarını, realist bir bakışla dile getirmiştir.
Mehmet Akif, sanat yaşamı boyunca herhangi bir edebi topluluk içerisinde yer almamıştır.


Nazmı nesre yaklaştırmada oldukça başarılıdır.

MEHMET AKİF ERSOY'UN YAŞADIĞI YERLER



MEHMET AKİF ERSOY
BERLİN'DE
1914 *Aralık.
Teşkilat-ı Mahsusa tarafından Berlin’e gönderildi. Almanlara esir düşen müslüman askerlere konuşmalar yaptı, Fransız ordusunda savaşan müslüman askerlere yönelik arapça beyannameler yazdı, bunlar cephelere uçaklardan atıldı. Berlin Hatıraları şiirini burada kaleme aldı.
1915 Mart.
Mehmed Âkif’in Berlin’den dönmesi.
-

Ağrı BİLSEM -Yarennur
BERLİN'E GİDİŞ AMACI
Almanlar, ele geçirdikleri Müslüman esirlere benliklerini hatırlatmak, farkında olmadan hizmet ettikleri İngilizlerden ayırmak ve bilinçlendirmek için onlara hitap edebilecek Arapça bilen güvenilir, bilgili ehil kimseleri tespit etmek amacıyla gizli servisi harekete geçirmişlerdi. Bu hususta Osmanlı Devleti’nde ayrıntılı bir araştırma yapmışlardı. Alman istihbarat servisi, yaptığı araştırma ve çalışmalar sonucunda bu görev için Mehmet Âkif ile Şeyh Salih Tunûsî’nin en uygun adaylar olduğu kararına varmıştı.

1915
Berlin den bir görüntü
Ağrı BİLSEM
Yarennur
Ağrı BİLSEM
Yarennur

Mehmet Âkif, cephe gerisine döndüğünde de Almanya’da köy, kasaba, büyük şehirlere kadar gezerek Alman halkını tanımak, sosyal hayatını anlamak ve iş disiplinini kavramaya çalışmıştı. Gezdiği yerlerde fabrikaları ziyaret ediyor, hastaneler, spor salonlarını dolaşmayı ihmal etmiyordu. Amacı Almanya’yı daha iyi ve yakından tanımak olan Âkif, her fırsatta Batı’nın ulaştığı bilim ve teknik düzeyinin üstünlüğüne hayranlığını belirtmiş, ancak fikir ve ahlâk yönünden Batı medeniyetinin önemli ölçüde eleştirilecek yönleri olduğunu aktarmıştı. Âkif, Berlin’e gidişinin daha üçüncü gününde, Osmanlı ordusunun silah ve teçhizat ihtiyacının karşılanması amacıyla görevli olarak Berlin’e gitmiş olan Askerî Ataşe Binbaşı Ömer Lütfi Bey’le tanışmıştı. Âkif, onunla Berlin’de ve diğer şehirlerde dolaşma imkânı bulmuş, onun Almanca bilgisinden istifade etmeye çalışmıştı
Sonuç :
Mehmet Âkif İstanbul’a dönüşünde yaptığı değerlendirmelere göre, Berlin seyahati amacına ulaşmıştı. Binlerce Müslüman esire ve cephelerde ön saflara sürülen Müslüman askerlere megafonlarla ve değişik dillere çevrilerek uçaklarla atılan beyannamelerle gerçekleri duyurmaya çalışmıştı. Böylece onları uyarmış bir nebze de olsa Müslüman asker ve esirlerin davranışlarında değişiklikler olmasını sağlamıştı. Bu askerler ya cepheden firar etmiş ya da ellerindeki silahları kendilerini bu savaşa ve cepheye getiren İngiliz ve Fransızlara çevirmeye başlamışlardı.

15 Aralık, 22:00
FOTOĞRAF-Mehmet Akif Ersoy'un Berlin Hatıraları Eserini İthaf Ettiği Ömer Lütfi Bey'in-İmzalı-Orijnal Fotoğrafı-1900'de Teğmen Saaid Bey'e-Charlottenburg'dan Berlin'e Gönderilmiş
Ağrı BİLSEM-Yarennur
BERLİN HATIRALARI'NDA
İSTİKLAL MARŞI'NI MÜJDELEYEN MISRALAR
Cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz;
Bu yol ki hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz:
Düşer mi tek taşı, sandın, harîm-i namusun?
Meğerki harbe giren son nefer şehid olsun.
Şu karşımızdaki mahşer kudursa, çıldırsa;
Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa;
Bu altımızdaki yerden bütün yanardağlar,
Taşıp da kaplasa âfâkı bir kızıl sarsar,
Değil mi cephemizin sinesinde iman bir,
Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;
Değil mi sinede birdir vuran yürek... Yılmaz!
Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz!

Ağrı BİLSEM
Yarennur
Mehmet Âkif Ersoy, İstanbul'un işgalinden sonra aldığı davet üzerine millî mücadeleye katılmak üzere Ankara'ya gelmişti....
Haziran ayında Burdur'dan, Temmuz ayında ise Biga'dan mebus seçildiği haberi meclise ulaştı. Âkif, Burdur mebusluğunu tercih etti. Böylece 1920-1923 yılları arasında vekil olarak I. TBMM'de yer aldı. Meclis kayıtlarında adı “Burdur milletvekili ve İslam şairi” olarak geçmektedir.
Ankara'ya Gidiş Amacı

I.TBMM de seçilen milletvekilleri
Ağrı BİLSEM
Sedef
Ankara'da Kaldığı Ev
Ağrı BİLSEM
Sedef
Ankara'ya geldiği günlerde, Mustafa Kemâl Paşa Konya vali vekiline telgraf göndererek Âkif'in Burdur milletvekili seçilmesini sağlamasını istemişti. Mehmet Âkif, Nisan 1920’de Ankara’ya gelişinden itibaren yakın arkadaşları Hasan Basri (Çantay), Müftüzâde Abdülgafur (İştin) ve Mehmet Vehbi ile (Bolak) birlikte Mayıs 1921 tarihine kadar Tâceddin Dergâhı’nın selâmlık binasında kalmış, Safahat’ın altıncı kitabı Âsım’ı burada tamamlamış, “İstiklâl Marşı şiirini burada yazmıştır.
Ankara'da Yaptığı İşler

Ankara Taceddin DERGAHI Mehmet Âkif'in
İstiklal Marşı'nı Yazdığı Yer
Ağrı BİLSEM
Sedef
Antakya'ya Gidiş Amacı
1935 yılının ilkbaharında Mısır'da uzun süre kalan yabancıların sıklıkla yakalandığı siroz ve sıtma hastalığına yakalanmıştır.
Tedavi amaçlı olarak 1935 yılı haziran ayının sonlarında Lübnan'a ve oradan da Antakya'ya gitmiştir.

Ağrı BİLSEM
Sedef
Mehmet Âkif'in Antakya Günleri
Mehmet Âkif, Antakya’ya geldiğinde Bereket Zade Cemil Beyin konağına yerleşir. Antakya’da bulunduğu sıra da, Tosunpınar, Harbiye ve Maşukiye 'de ağırlandı.
Mehmet Âkif, Antakya Caddelerinde gezerken resmi dairelerin önündeki direklerde asılı bayraklar bu güzel yurt parçasının işgal altında olduğunu göstermektedir. Antakyalıların işgal altında yaşamaktan duyduğu derin üzüntüyü ve Anavatan hasretini de bizzat yaşayarak hissetmiştir.

1920
Antakya işgal yılları
Ağrı BİLSEM
Sedef
Bir gün Mehmet Akif beraberindeki bir grup Antakyalılarla
Asi Kenarında yürürken,
Ali İlmi Fani şaire hitap ederek ;
”Üstadım Antakya için bir şiir lütfeder misiniz, hatıranız olur”
diyerek bir şiir isteğinde bulunur. Akif önce Asinin akışına bakar daha sonrada Kışlada asılı olan Fransız bayrağına bakar. Sonra bu cennet beldenin anavatandan ayrı kalmasından duyduğu derin üzüntüyü dile getiren şu Kıta’yı söyler;
“VİRANLERİN YASCISI BAYGUŞLARA DÖNDÜM
GÖRDÜM DE HAZANINDA BU CENNET GİBİ YURDU
GÜL DEVRİNİ BİLSEYDİM ONUN, BÜLBÜLÜ OLURDM,
YA RAB BENİ EVEL GETİREYDİN, NE OLURDU…?"
Mehmet Akif Ersoy 31 Ağustos 1935 Cumartesi günü Antakyalı dostlarına veda ederek Antakya’dan ayrılmıştır.

Ağrı BİLSEM
sedef
*19 Ekim. Mehmet Âkif’in Kastamonu’ya gitmesi. Sebilürreşad’ın sahibi Eşref Edip derginin İstanbul'daki yayınını tatil ederek Kastamonu’ya gelmiştir.
*19 Kasım. Mehmet Âkif Kastamonu Nasrullah Camii’inde Sevr’i anlatan ve Millî Mücadele’yi destekleyen meşhur vaazını verdi, civar kasabalarda da konuştu. Ayrıca İnebolu yoluyla gelen ailesini karşıladı ve Ankara’da ev buluncaya kadar Kastamonu’da oturmak üzere ev tuttu. Bu itibarla, Ankara’dan Kastamonu’ya 1920 sonlarında bir kaç kere gidip geldiği tahmin edilebilir.
*25 Kasım. Sebilürreşad Kastamonu’da yayına başladı. M. Âkif’in Nasrullah Kürsüsünde verdiği vaaz bu nüshada yayınlandı. Bu sayı, büyük ilgi görmüş ve bir kaç defa basılmıştır.24 Aralık. M. Âkif Kastamonu’dan ayrıldı.
KASTAMONU
Ağrı BİLSEM
Yarennur
MEHMET AKİF ERSOY Kastamonuya milli mücadeleyi kamçılamak amacıyla vaaz vermek üzere gelmiştir.Nasrullah Camiinde verilen vaazın etkileri anadolunun birçok şehrine yayılmış, milletimizin mücadele azmini kamçılamıştır. Vaazda yer verilen ifadeler son derece etkili olmuştur. Mesela o ifadelerden biri şu şekildedir:
İslâm'ın son sığınağı Türkiye'mizdir
“Ey cemaat-i müslimin! Hepiniz bilirsiniz ki, buhranlar içinde çırpınıp duran bu din-î mübin, bu mübarek yurt sizlere vediatullahdır (Allah'ın emanetidir). Kahraman ecdadımız bu sübhanî vediayı siyanet uğrunda canlarını feda etmişler, kanlarını seller gibi akıtmışlar, muharebe meydanlarında şehid düşmüşler; râyet-i islâmı (İslâm bayrağını) yerlere düşürmemişler… İslâmın son mültecası (sığınağı) olan bu güzel toprakları düşman istilası altında bırakmayalım. Yeisi, meskeneti, ihtirası, tefrikayı büsbütün atalım, azme, mücadeleye, vahdete sarılalım. Cenab-ı kibriya Hak yolunda mücadele için meydana atılan azim ve iman sahipleriyle beraberdir.”
Kır Ağası'nın Rüyası, Köse İmam'ın Defterinden, Ey Müslüman, Umar Mıydın ve Yeis Küfürdür" gibi çeşitli şiirleri Kastamonuda yazmış ve Açıkgöz gazetesinde yayınlanmıştır.
Mehmet Akif Ersoy'un Nasrullah konuşmaları, şiir şeklinde Açıksöz gazetesinde yayımlandı, bu ve benzeri çalışmalarla halkı uyanışa çağıran, milli mücadelenin manevi ayağını kuran çalışmalarının Kastamonu'da yapılmıştır
Ağrı BİLSEM Yarennur

Mehmet Akif'in Milli mücadeleyi kamçılamak için vaaz verdiği Kastamonu Nasrullah Camii
Ağrı BİLSEM Yarennur
Sicil-i Ahval kayıtlarına göre, bu hizmetlerin bir kısmını 1893-1896 yılları arasında “baytar müfettişi’ olarak Edirne’de icra etti. Çantay (9)’a göre, Edirne Milletvekili Şeref Aykut, Mehmet Akif’in Edirne’de çalıştığı zamanları şöyle belirtiyor: “Benim bir hurde beygirim vardı. Akif bunun üzerine meşhur kıl heybesini atarak biner, köy köy gezerdi. Türk köylerinden topladığı bin bir destanı içli ve duygulu gönlünden taşarak anlatırdı”.
EDİRNE

Ağrı BİLSEM-Yarennur
MISIR
İSTANBUL
Mehmet Akif Ersoy İstanbul Fatih
Sarıgüzel Mahallesinde dünyaya geldi.
Mehmet Akif Ersoy'un eğitim hayatı İstanbul da geçmiştir.
1878 Şubat. 4 yıl 4 ay 4 günlük iken Emir Buharî Mahalle Mektebi’ne başladı.
1936 vefat eder. Edirnekapı mezarlığına defnedilir.
MEHMET AKİF ERSOY VE İSTİKLAL MARŞI
Öykü- Kastamonu BİLSEM
Mehmet Akif ve İstiklal Marşı
İstiklal Marşı, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin millî marşıdır. Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan bu eser, 12 Mart 1921'de Birinci TBMM tarafından İstiklal Marşı olarak kabul edilmiştir. İstiklal Marşı, milletimizin varlığını ve bağımsızlığını gösteren en önemli milli sembollerinden biridir.
Öykü- Kastamonu BİLSEM

Birinci Dünya Savaşı ve hemen ardından Türk İstiklâl Savaşı’nda Anadolu’nun işgaline karşı mücadele veren Türk milleti her türlü fedakârlığı yaparak ordusunu desteklemiştir. Bu süreçte cephede ve cephe gerisinde özellikle halka ve orduya moral desteği vermek için büyük çaba sarf edilmiştir. Bu moral destek çabaları içinde millî marş yazılması hususu atılan en önemli adımlardan biridir.
Öykü- Kastamonu BİLSEM
Bu dönemde gerek Başkomutan Mustafa Kemal (Atatürk) Paşa ve gerekse Genel Kurmay Başkanı İsmet (İnönü) Paşa halkın ve askerlerin moralini ve maneviyatını güçlendirecek bir millî marşın yazılması hususunu ifade etmekte ve özellikle de yeni kurulacak devletin dış ilişkileri ve diplomatik görüşmelerinde millî marşın varlığının önemini vurgulamaktadırlar. Bu arada gerek cephede ve gerekse cephe gerisinde halka ve askere moral aşılamaya çalışan Mehmet Akif (Ersoy) Bey’in de içinde

yer aldığı “İrşat Heyetleri” de konuyu sürekli olarak gündemde tutarak büyük katkı sağlamışlar ve millî marşın yazılması konusunu desteklemişlerdir.
Türk İstiklâl Savaşı’nda işgalci devletlere karşı yapılan mücadelede sadece askeri ve lojistik desteğe değil, aynı zamanda güçlü bir inanca ve motivasyona da ihtiyaç vardı. İrşat Heyeti ve Matbuat ve İstihbarat Müdüriyet-i Umumiyesi halkı ve orduyu bilgilendirmek ve moral vermek maksadıyla gazete ve dergi basmakta ve halka dağıtmaktadır. Heyetin ve Müdüriyetin yürüttüğü bu faaliyetlerin yanında, millî marş yazılması ve bestelenmesi de orduya ve halka manevi güç verecek bir unsur olarak değerlendirilmiştir.
Öykü- Kastamonu BİLSEM

Türk İstiklâl Savaşı sırasında millî marş yazılması için Büyük Millet Meclisi’nce bir yarışma açılmasına karar verilmiştir. Açılan bu yarışma, “Şairlerimizin Nazar-ı Dikkatine” başlığı ile 25 Ekim 1920 tarihli Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde şu şekilde ilan edilmiştir; “Milletimizin dâhili ve harici istiklâli uğrunda girişmiş olduğu mücadeleyi ifade ve terennüm için bir İstiklâl Marşı, Umur-u Maarif Vekâleti Celilesi’nce müsabakaya vaz edilmiştir. İşbu müsabaka, 23 Kanun-ı evvel sene 1336 tarihine kadar olup bir heyet-i edebiye tarafından gönderilen eserlerden intihap olunacak ve kabul edilen eserin güftesi için beş yüz lira mükâfat verilecektir. Ve yine la akal beş yüz lira tahsis edilecek olan beste için bilahare ayrıca bir müsabaka açılacaktır. Bütün müracaatlar Ankara’da Büyük Millet Meclisi Maarif Vekâletine yapılacaktır.” Öykü Kastamonu BİLSEM
Yarışmaya 7/24 şiir gönderildi. Kazanacak şiire para ödülü konduğu için başlangıçta Mehmet Akif katılmak istemedi. Ama milli eğitim bakanı Hamdullah Suphi'nin (Tanrıöver) ısrarı üzerine, ödülsüz olmak şartıyla o da şiirini gönderdi.

Mehmet Akif İstiklâl Marşı’nı yazarken derin bir tefekküre dalarak saatlerce düşünmüş ve milletin sabırsızlıkla beklediği şiirini on gün içerisinde tamamlayarak milletine armağan etmiştir.
Şiir 17 Şubat 1921 tarihinde Hâkimiyet-i Milliye gazetesi ve Sebilürreşad dergisinin ilk sayfasında yayınlanmış, şiiri 21 Şubat 1921 tarihinde ise Açıksöz gazetesi de neşretmiştir. 26 Şubat 1921 tarihinde ise İstiklâl Marşı konusu Meclis görüşmelerine taşınmış, görüşmelerde şiirin basılarak milletvekillerine dağıtılması kararlaştırılmıştır.
1 Mart 1921 günü başkanlığını Mustafa Kemal Paşa’nın yaptığı Meclis görüşmelerinde İstiklâl Marşı detaylı olarak tartışılmıştır. Verilen teklifin oylama ile kabulü üzerine, Hamdullah Suphi Bey İstiklâl Marşı’nı okumak üzere kürsüye çıkmıştır. Mehmet Akif’ten şiiri yazmasını kendisinin istediğini, şairin ikramiye nedeniyle yarışmaya katılmayı uygun görmediğini, ancak görüşmeler neticesinde Mehmet Akif’i ikna ettiklerini, elemelerden kalan son altı şiirle birlikte Mehmet Akif’in şiirini Meclis’in seçimine sunduklarını söylemiş ve ardından, İstiklâl Marşı’nı kürsüden okumuştur.

Mehmet Akif’in yazdığı İstiklâl Marşı bu görüşmeden on iki gün sonra Meclis’te yapılan tartışmalardan sonra kabul edilmiştir. Bazı vekiller marşın seçimini Meclis’in mi, ilgili komisyonun mu yapması gerektiği konusunda tartışsalar da görüşmelerdeki çoğunluk Mehmet Akif’in şiirinin seçilmesi konusunda kararlı davranmıştır.
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors


- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $16.59+) -
BUY THIS BOOK
(from $16.59+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!