Gerçeklere ulaşmak için,hayal etmek gerekir.

Sonunda okul bitmiş, öğrenciler çılgınlar gibi dışarıya akın etmişti. Melisa da onlardandı elbet. Kapıdan 5 dakika sonra çıkabildi. Çıktığı gibi babasının yanına koştu:
-Saatimi isterim! Saatimi isterim!
Evet saat. Babası tatilde saat almaya gidecekti ona. Babası:
-Tamam. Biraz sakin ol. Eve uğrayıp saat almaya gideceğiz. Baba sözü

-Oleeeyy!!
Baba sözü onlar için bir yemindi. Eğer o sözü tutamazsa.. Çok kötü şeyler olabilirdi. Bir adım iki adım derken eve vardılar. Annesi mis gibi yemekler yapmıştı ona. Direk sofraya oturup konuşmaya başladılar:
-Neler yaptın bakalım okulda?

-Matematik.. Türkçe.. İngilizce..
-Saat almaya gitmediniz mi?
-Amanıın!Hadi baba saat alacağım daha.
Montunu ve ayakkabısını giydi ve dışarı çıktı.Babası da gitmek zorunda kaldı.Arabayı açtı ve yola koyuldular.Sonunda merkeze vardılar.İlk gördüğü telefoncuya girdi Melisa.Babası da arkasından koştur koştur gitti.

Melisa'nın gözleri altın gibi parlamıştı. Önündeki saat ile resmen bir bağ oluştu arasında. Lila renk sade bir saatti. Çok pahalı da değildi. Babası:
-Biz bunu alalım.
Aldılar ve çok da memnun kaldılar. Hiç arıza yapmıyor, insanları arayabiliyor ve ''canım sıkıldı'' dendiğinde mini oyunlar açıyordu.
Yatma vakti geldi, Melisa yatağa
koştu.

Üstüne yorganı örttü. Saatini kapatmaya çalıştı, bir daha, ve bir daha.. Ama kapanmadı. Bir ses:
-Ben kapanmam boşa uğraşma küçük kız.
Melisa ilk başta korktu ama sonra:
-Sen kimsin?
-Ben İlhami ama sen bana hikayeci de.
-Bana bir hikaye anlat, o zaman hikayeci derim.
BALIK RÜYASI
Bir balık rüyasında, gökkuşağının 4 rengini görür. Balıklar mavi, develer kırmızı, yılanlar sarı ve yeşilden kuşlar kaymaktadır. 5 Metre sonra hepsi yere çarpacaktır. Kuş uçar ve kurtulur. Yılanı yukarıdan bir martı kuş yuvasına gagasıyla taşır. Develer yere tükürerek zemini kurulaştırır. Balıklar da gördüğü en yakın göle atlar. Bu 4 hayvandan sadece 2 tanesi kurtulur. Onlardan biri kuşlar diğeri balıklardır. Dünyada bir tek bu 2 canlı türü kalır.

Balık uyanır.Balık aklı ne beklersin?Bu rüyadan çıkardığı neymiş biliyor musun?Kuşlarla savaşıp onları da yok etmek.Kuşlar ve balıklar burada savaşa başlamışlar.Balıklar yenilmek üzereyken depodan malzeme gelir.
İlk mermi fırlatırlar.Kuşlar 'ucu bizim gagamız gibi sivri'derken biri vurulmuş.Sonra bir mayın koymuşlar. Bu sefer 'bizim gibi sürekli ötüyor' dediği anda diğeri de vurulmuş.Son olarak uçağa 'bizim gibi kanatlarıyla uçuyor' dediğinde 3 aynı anda vurulmuş. Biri 'balık aklı ne beklersin dedik ama kaybettik demiş'savaş bitmiş.


Melisa, hikayeyi dinlerken uyuya kalmıştı. Annesi saatin üstüne yatar diye kolundan çıkarmaya çalıştı ama olmadı. Fakat saat Melisa'nın annesi ile konuşmadı.
Sabah oldu, horozlar öttü. Ama Melisa erken kalkmadı. Yatakta saatteki masalları tekrar dinlemek için o sesi, hikayeciyi açmaya çalışıyordu. Kahvaltı vakti geldiğinde ağzına 2 zeytin atıp tekrar odasına girdi. Babası annesine:
-Onu kendi haline bırak. Keşfetmeye çalışıyor.
Melisa'nın 3 tahmini vardı.Ya gece rüya görmüştü ve bunların hiç biri yaşanmamıştı.Ya bu saatin bir özelliğiydi ya da saatin içinde gerçek bir şair onla bağlantı kuruyordu.Kafası allak bullak olmuştu.Ama bunları annesine veya babasına söylemeyi pek düşünmüyordu.O yapacağı son seçenek olurdu.
Dışarı çıktı,arkadaşlarıyla çeşitli oyunlar oynadı ve bu konuyu kafasından uzaklaştırmayı başardı.Eve geldiğinde akşam saatleriydi.Yemeğini yedi sohbet ettiler ve yatma saatleri geldi.
Melisa ailesine 'iyi geceler' dedikten sonra anında:
-Hikayeci, bana hikaye anlatır mısın?
-Neden bu kadar heveslisin?
-Çünkü sabahtan beri bu anı bekliyordum.
-Tamam anlatacağım fakat bu sefer beni dinlerken uykuya dalıp kalmak yok tamam mı?Başlıyorum...
İLHAM KEMANI
Bir babanın 3 oğlu vardır. Müziğe yönelip hepsinin kendisi gibi müzisyen olmasını istemiş fakat sadece 1 oğlu müziğe meyilli olmuştur. O da bir türlü müzisyen olacak fırsatı elde edemeyince emanetçi dükkanı işletmeye başlamış. Birine o adamın nasıl biri olduğunu sorsalar 'temiz ve güvenilir 'derdi. Çünkü emanetini bıraktığında temiz, cilalı ve kayıpsız şekilde bulurdu.Bir gün yaşlı bir adam o dükkana bir keman bıraktı.Aradan yıllar geçti emanetçi dükkanı kapatmaya karar verdi.O yıl o mahalleye bir müzik grubu geldi.Müzik grubu şarkı çalarken araya emanetçi girdi ve şöyle dedi:
-Emanetçi dükkanı işletmeyi bırakacaktır.Eşyası olanlar 2 gün içerisinde almalıdır.
İki gün süresi dolunca sadece 1 eşya kaldı.O da yaşlı adamın bıraktığı kemandı.Müzik grubu müzik çalarken keman çalan kızın kemanı yere düştü ve arkası kırıldı.Yapıştırdılar ama kız ''kemanda aradığım ilhamı bulamıyorum'' dedi.Dükkan dükkan dolaştılar ama kız bu kemanlardan hiç birini istemedi.Son çare emanet olan keman kaldı ama onu da emanetçi vermedi.Kız yalvarıp yakarınca sonunda izin verdi.Kız tam kemanı aldı ki kapının önünde bir araba durdu.İçeriden yaşlı
adam çıktı ve kemanı istedi.Emanetçi durumu şöyle anlattı:
-Merhaba bayım.Bu kız kemanını kırdı ve sadece bu kemanda ilhamını buldu.İzin verirseniz bu kız bu kemanı kullanabilir mi?
-Ben zaten onu ilhamını bulacak kişiye bıraktım.Kemanın iç tarafını okursanız'ilham eden biri için'yazıyor.Alsın,ömür boyu kullansın.
Kızın ve oradaki tüm insanlar mutluluktan ağladı.Hatta
emanetçi kızın yardımcısı oldu ve ülke ülke gezdiler.
He birde bir kızı,bir oğulları...
Melisa aklından bir şıkkı elemişti.Elediği şık bunların hepsinin bir rüya olmasıydı. 2 şık kalmıştı.
O şıklar içini yiyip bitiriyordu.Hikayeyi dinledikten sonra elleriyle küçük bir alkış yaptı.Sonra da uyudu.
Sabah olduğunda dün gibi telaşlı değildi.Çünkü hikayeyi uyumadan dinlediği için neler olduğunu biliyordu.Annesi ve babası ise Melisa'nın günden güne değişen tavırlarına hayret ediyordu.Kahvaltı tabağını bitirdi ve dışarı çıktı.Bütün arkadaşları dışarıdaydı.Melisa kuytu bir köşede saatle oynadı.
Melisa birde voleybol takımına gidiyordu.Bu hafta kupa haftasıydı.Ama hiç oraya gidesi gelmedi.Annesi ısrar etse de Melisa saatten gözünü ayırmadı.Voleybol takımından bir kişi eksik oluca da kupa karşı takıma gitti.Melisa akşama kadar saatle uğraştı.Çünkü bu şairin nereden kaynaklandığını öğrenmeye çok hevesliydi.Ama saatteki her uygulamaya girmesine rağmen hiçbir ipucu bulamadı.Yüzünü sorarsanız beş karıştı.O kadar mutsuzdu ki her şeye somurtarak bakıyordu.Bütün vakti boşa gitmişti.Şimdi her şeye keşke diyordu.
Yatağa gidince saati açmadı.Biraz bekledi.Sonra moralinin belki hikaye dinlerse düzeleceğini düşündü.Ve seslendi:
-Hikayeci,bana öyle bir hikaye anlat ki moralim yüz katına çıksın.
-Görüyorum ki hikayeci demeye başladın.Bu güzelliğin hatırına sana duygusal bir hikaye geliyor.
-Gelsin bakalım...
DEV İNSAN, KÜÇÜK YÜREK
Bir büyük abi ,bir küçük kardeş varmış.Abisi küçük kardeşinden ne kadar büyük olsa bile kendini bilmez hareketler yaparmış.Bu yüzden annesi hep kardeşe 'sen abinin koruyucu meleğisin' dermiş.Ona genelde insanlar işlerini yaptırırken kardeşi gelip hepsine lafını söyleyip işlerini yaptırırmış.
Bir gün abisi eve en dolu gözyaşları ile gelmiş.Kardeşi anlamış ki onu zor bir iş yaptırılmış.Koruyucu melekliğini yapamadığı için o da çok üzülmüş.Geceye kadar ağlamak istiyormuş.
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $5.79+) -
BUY THIS BOOK
(from $5.79+) - DOWNLOAD
- LIKE (1)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!