Aneta Gogushovska-Makedonya Dilek Tuğan - TÜRKİYE
Natalia Turkadze -Gürcistan OLGA JEVDOKIMOVA -Estonya



CAN GELENEKLERİ ÖĞRENİYOR



Can adında bir çocuk yaşarmış.Öğretmeni derste gelenek ve görenekleri anlatmış.Dersin sonunda öğretmen araştırma ödevi vermiş.Can bu ödev için çok heyecanlanmış. Araştırmak için hemen kütüphaneye gitmiş. Ancak daha fazla bilgi bulmak için internete bakması gerekiyormuş.Can'ı heyecanlandıran bir şey olmuş.Yabancı ülkelerden arkadaşlar edinmiş.Onların gelenek ve göreneklerini merak etmiş..
Can eve gelir gelmez dedesine ülkemizin geleneklerini anlatmasını istemiş.Dedesi:
- Can sana bazı geleneklerimizi anlatayım oğlum. Bizim kültürümüzde askere gidecekler için asker uğurlaması yapılır





-Bayramlarda büyüklerin eli öpülür. Misafirlere Türk kahvesi ikram edilir. Düğünden bir gün önce geline kına gecesi yapılır ellerine kına yakılır, demiş.







Can dedesinden öğrendiği bilgilerle çok mutlu olmuş. Dedesine teşekkür ederek odasına gitmiş. Şimdi farklı ülkelerin geleneğini öğrenme vakti gelmişti. Heyecanla bilgisayarının başına geçmiş.











Can online kütüphanede araştırma yaparken aynı konu ile ilgili araştırma yapan Ehliman İsimli Azerbaycan 'lı biri ile tanışmış. Ödevini anlattıktan sonra birbirlerine gelenek ve görenekleri anlatmaya başlamışlar. Aslında her iki ülkenin de geleneği aynı imiş. Mantının adı onlarda Düşbere ve Gürze diye geçermiş .Aynı geleneklere sahip olmak ikisini de mutlu etmiş.


Can Ehliman ile vedalaştıktan sonra başka bir arkadaş ile tanışmış.Adı ise
Vlad.

Vlad a acceptat cu bucurie să îi povestească lui Can despre tradițiile și obiceiurile românești.

Lui Vlad îi era greu să se hotărască, deoarece România are multe tradiții și obiceiuri.
Pe 30 noiembrie, românii plantează grâu, ca semn al belșugului și al prosperității.
Sosirea primăverii este marcată la 1 martie, prin simbolul mărțișorului, un mic talisman purtător de noroc. Mărțișorul este confecționat din două fire, unul alb și unul roșu, la care sunt adăugate și alte simboluri -trifoi cu 4 foi, potcoavă, inimă și sunt purtate în piept toată luna martie. La școală, copiii confecționează mărțișoare pe care le oferă mamelor sau bunicilor.




Can și-a notat aceste obiceiuri românești pentru proiectul său și s-au hotărât să se întâlnească pentru a povesti mai multe.

Can yeni bilgiler öğrenmenin heyecanı ile okula gitmiş ve ödevini okumuş.Herkes ödevini çok beğenmiş.Bu mutluluğu asla unutmayacakmış.

DOĞA SEVGİSİ
Team2
Sevil TOKKA Faik Hızıroğlu İlkokulu Ankara





















Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde denizin derinliklerinde yaşayan tatlı mı tatlı kocaman gözleriyle kırmızı renkli mutlu heyecanlı bir balık yaşarmış.







Yeni yerler keşfetmek için evinden ayrılır. Başına geleceklerden habersiz bir yolculuğa çıkar. Aslında bu yolculuk bir çok maceranın habercisidir. Denizin güzel sularında yüzmeye başlar. Yeni arkadaşlar yeni maceralar onu bekler.








Karşısına aniden plastik bir şişe çıkar. Endişelenmeye başlar. Biraz daha ilerler ve maskeler görür. Korkmaya başlar. Plastik atıklar sanki onu yakalamaya çalışıyordur..








But that was not all. Ahead was a whole island of garbage: bottles, packaging, balloons, wires and much more. So scary. Suddenly, the fish heard a splash on the surface of the dirty water. Here’s someone sneaking through the rustling packaging. It was a bird.
After talking with bird, the fish learned a lot of interesting things. It used to be a beautiful island. Magnificent flowers, green trees grew everywhere, there were many animals and insects round, colorful fish swam along the coast. But over time things have changed.
Birçoğu adayı terk etti. Etraftaki su bile farklı bir renge büründü. Suyun içinde sallanmayı seven algler yok olur. Etraftaki her şey mahvoldu. Her gün yaşamak zorlaştı. Çöpler arasında yiyecek bulunmaya başladı. Birçoğu yeni bir yaşam alanı aramak için ayrılamadı.
It turned out that the garbage was scattered by people. How did it happen? First there were small shiny pieces – candy wrappers, pieces of packages.
The wind brought from different directions. Sometimes cars would come from which people would get out and drop packages wherever they wanted.
Balık biraz ilerledikten sonra sürekli öksüren bir balina ile karşılaşmış balinaya neyin var diye sormuş. Balina: ”Yiyecek diye yuttuğum şey aslında plastik bir atıkmış, o beni hasta etti." demiş. Küçük balık artık bir şeyler yapılmalıydı dedi kendi kendine.
Balık denizlerdeki ve okyanuslardaki birçok canlıya gitmiş. İnsanlar tarafından atılan tüm atıkların el birliği ile denizden karaya; insanlara geri götürülmesini istemiş. Bu fikri kuşlar da dahil tüm canlılar kabul etmiş.
Küçük balık, ahtapotlar, ıstakozlar, diğer balıklar ve su kuşları bir akşam tüm atıkları kıyıya yanaşıp karaya bırakmışlar. Derken sabah olmuş gün aydınlanınca karadaki manzara korkunçmuş. İnsanlar "Bu ne koku, bunca çöp de nereden geldi, kim bunları attı?" diye söyleniyorlarmış. Küçük balık ve diğer deniz canlıları hep birlikte kıyıya yaklaşıp "Bunları sizler atmıştınız ne çabuk unuttunuz?" dediler. Balıkların, ahtapotların, ıstakozların, kuşların ve daha nice canlıların bu davranışı insanları çok utandırmıştı.
İnsanlar yaptıklarının bunca canlıyı, bunca güzelliği bu kadar kötü etkilediğinin farkına yeni yeni varmışlardı. Bir daha bu yanlış davranışı yapmayacaklarının sözünü bu birlik içindeki canlılara vermişlerdi.
Küçük balık bu güzellikleri korumanın mutluluğuyla neşe içinde tertemiz denizden süzülüp ailesinin yanına dönmüş, olanları ailesine bir bir anlatmıştı. Ailesi bu davranışından dolayı küçük kırmızı balığı sevgiyle kucaklamış ve onunla gurur duymuşlardı.
TEAM 3
Esengül BATÇIK
Fethi Burak YILMAZ
Natalia TURKADZE
Vusala ALİYEVA
GÜVENLİ İNTERNET




Ayşe 5. sınıfa giden sakin, çok çalışkan ve mutlu bir öğrenciymiş. Herkes tarafından çok sevilirmiş. Derken Ayşe giderek sessizleşmeye , zayıflamaya başlamış. Ders başarısı da sürekli düşmeye başlamış. Sürekli dalgın ve uykusuz görünüyormuş












Vaktinin çoğunu odasına kapanarak geçiriyor , elinde de ya telefon ya da bilgisayar oluyormuş. Durumdan rahatsız olmaya başlayan annesi ne zaman konuşmak istese Ayşe öfkeleniyor ve bağırarak ortamı terk ediyormuş.



Durumu fark eden öğretmeni Ayşe ile konuşmuş. Ayşe daha fazla dayanamamış ve ağlayarak öğretmenine herşeyi anlatmış. Son zamanlarda herkesin çok oynadığı oyunu oynarken bilgisayarın ekranında birden ücretsiz telefon kazandınız yazan bir ekran çıktığını ve kendisinin de çok heyecanlanarak yazıya tıkladığını söylemiş.


Ekranda çıkan yazılara onay vererek en sonunda annesinin banka kartı numarası ve kişisel bilgilerini de yazdığını ve çok korktuğu için kimseye söyleyemediğini anlatmış.


Öğretmeni annesi ile görüşerek durumu anlatmış Ayşe'ye nasıl davranması gerektiği hakkında bilgiler verdi. Öğretmen bu konunun çok önemli olduğunu düşündü ve sınıfta bu konu ile ilgili etkinlikler yaptı. Film izlediler. Resimler yaptılar. Şu bilgileri de iyice öğrendiler: Güçlü şifreler seç. Gördüğün her linke tıklama Virüs programı kullan. Kiminle tanıştığına dikkat et.

Kişisel bilgilerini sınırlı tut.
Güvenli siteleri kullan.







TAKIM 5
HAYATIMIZI KOLAYLAŞTIRAN BULUŞLAR VE TASARIMLAR
I am useful.. I made life for the blind easy and simple..
I am beautiful .. my color is white .. easy to see and distinguish from others ..
I am distinguished .. I give the right to those who give me priority of traffic ..

In 1921 James Biggs
Alznya Secondary School For Girls - JORDAN AYAH ,SAJA




Alznya Secondary School For Girls - JORDAN STUDENT :AYAH ,SAJA


coffee
In the tenth century, the beginning of my emergence...
From one country to another, my use has spread..
Your day wouldn't be beautiful without me...

Alznya Secondary School For Girls - JORDAN



Students’ work,,,
activities about coffee and its importance in our lives.
Alznya Secondary School For Girls - JORDAN



STUDENT :ZAIN ,MALAK
Josephine Garis Cochran - American inventor- who was the inventor of the first commercially successful automatic dishwasher, which she designed in the shed behind her home
Alznya Secondary School For Girls - JORDAN
A dishwasher is a machine in which a number of dishes, cups, and utensils can be placed, and it cleans the utensils that are placed inside it by force of water.
STUDENT:SALSABEEL ,AYAH


SALSABEEL AYAH

Alznya Secondary School For Girls - JORDAN


SHAHED ,AHLAM

Dilek TUĞAN
Akşemsettin İlkokulu/İzmir TÜRKİYE
ÇALAR SAAT
FOTOĞRAF MAKİNESİ
TELEFON
BRAİLLE ALFABESİ
ÇALAR SAAT
Bir varmış bir yokmuş uzak diyarlarda Duru diye küçük bir kız yaşarmış. Bir gün Duru okula geç kalmış. Geç kalmasının sebebi uyuyakalmasıymış. Duru;


ÇALAR SAATİN İCADI
- Off, keşke beni her gün birisi uyandırsa, demiş. Ve okulda hep bunu düşünüp durmuş. Eve gelmiş, çalışmalar yapmış, projeler yapmış. Bunların hepsi iki hafta sürmüş. Ve emeğinin karşılığını almış. İcadının adını 'çalar saat' koymuş. Ve her gün onu çalar saat uyandırmış.
Duru Ada Dilek
Dilek TUĞAN Akşemsettin İlkokulu/İzmirTÜRKİYE



ELİF'in FOTOĞRAF MAKİNESİ
Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde meraklı, gezmeyi seven 10 yaşında Elif adında bir kız varmış. Bir gün ailesi Elif'in çok istediği bir şeyi kocaman bir kutu içinde hediye etmiş. Elif hediyeyi heyecanla ve merakla açıyormuş. İçinden fotoğraf makinesi ve bir not çıkmış.
FOTOĞRAF MAKİNESİ İCADI

Notta şöyle diyormuş: "Bununla boool bol çok güzel fotoğraflar çekip fotoğraf kutusunda güzel anılar biriktirmen dileğiyle."
Elif anne ile babasına kocaman sarılıp çok mutlu olduğunu söyleyerek teşekkür etmiş. Elif o günden sonra her şeyin fotoğrafını çekmeye başlamış. Böylece her fotoğrafı fotoğraf kutusuna koyarak güzel anıları kutuda biriktirmeye karar vermiş. Zeynep Nur Dilek
Dilek TUĞAN Akşemsettin ilkokulu /İzmirTÜRKİYE


AHMET'İN TELEFONU
Ahmet hasta olduğu için dışarıya çıkamıyor, arkadaşlarıyla görüşemiyordu. Ahmet binadaki yan komşusu ile görüşmek istiyordu.

İcat yapmalıydı. Uzun bir süre düşündü, taşındı ve dijital telefonu olmadığı için evde bulunan malzemelerle bir telefon yaptı. Telefon çok değişik ama mantıklıydı. Telefon karton bardaktan ve su hortumunun birleşmesiyle oluşuyordu. Ahmet balkona çıktı. Arkadaşını çağırdı. Birden hortumu karşı balkona attı. Ve doya doya konuştu.
Eymen Dilek
Dilek TUĞAN Akşemsettin İlkokulu/İzmirTÜRKİYE


BRAİLLE ALFABESİ
Bir varmış bir yokmuş. Görme engelli Alya alfabeyi öğrenemediği için üzgünmüş. Bir fikir bulmak için düşünmüş, düşünmüş yapmaya başlamış. Aylar, yıllar, saatler, dakikalar geçmiş. Alya bulamamış. Sonra arkadaşı Elif gelip demiş ki;

- Biraz zor bir iş yapıyorsun. Bence yapmayı bırak.
Alya benim için zor değil, ben bulacağım demiş. Kendinden çok eminmiş. Bulacakmış ve o gün gelmiş. Alya alfabeyi bulmuş. Adını da Braille koymuş. Ve artık okuma ve yazmayı biliyormuş. Ve müjdeyi herkese vermiş. Ve herkes çok beğenmiş. Ve bütün ülkeye yayılmış. Ve herkes çok mutlu yaşamış. Zümra Dilek
Dilek TUĞAN Akşemsettin İlkokulu/İzmirTÜRKİYE


TEKERLEK DEYİP GEÇME....
Hayatımızı değiştiren, insanlığı ileriye taşıyan birçok icadın başında tekerlek geliyor.

EYÜP APAYDIN
KARAKOÇAN ORTAOKULU
KARAKOÇAN/ELAZIĞ
Tekerleğin buluşu oldukça eski tarihlerde gerçekleşmiştir. O nedenle tekerleğin kimler tarafından bulunduğu ve kaç senesinde bulunduğuna dair herhangi bir kaynakta bilgi bulunmamaktadır. Fakat şuana kadar bulunan en eski tekerlek kalıntıları üzerinden yapılan araştırmalar ve tahminler sonucunda M.Ö 3000–2500 yıllarına ait olduğunu saptanmıştır.
Göksu Taylan-Tebessüm Ulaş
” Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur zaman içinde eşyalar kullanılıp çöplere atılırken, satın almak üretmekten daha keyif verirken artık sahibinin işine yaramayan bir tekerlek varmış. Tekerlek deponun bir köşesinde mutsuz mutsuz yaşıyor, çöpe atılacağı günü üzüntüyle bekleyip duruyormuş. “Acaba çöpe atılmak nasıl bir duygudur?” diye düşünüyor, çöpe atılan eşya arkadaşlarını düşünerek empati yapmaya çalışıyormuş.
Bir gün kapı açılmış ve beklenen gün gelmiş. Tekerleğin sahibi tekerleği tutmuş, birlikte depodan ayrılmışlar. “Evet evet artık çöpe atılma günüm geldi. Çok korkuyorum.” düşüncesinde üzüntüyle etrafı izliyormuş. Bu sırada daha fazla üzülmemek için gözlerini kapatmış, sadece sesleri duymak istemiş.
Sahibi onu yere bırakmış. “Sanırım artık çöpteyim.” diye geçirmiş içinden ve cesaretini toplayıp gözlerini yavaşça açmış. Aaaa o da nesi?
ZANA BOZKURT
Burası çöp değil!
Sonra sesler duymaya başlamış. Sahibi kolaylıklar dileyerek oradan ayrılmış. Artık yeni bir yuvası ve yeni bir sahibi varmış. Burası bir ev ya da bir tekerlek tamircisi değil, bir okulmuş. Şeyma Öğretmen adında bir öğretmen varmış ve tekerleğin yeni sahibi olmuş ama tekerlek olanları anlamakta zorluk çekiyormuş. Gülce Öğretmen eski bir tekerleği ne yapacakmış ki?
Bir müddet sonra Gülce Öğretmenin elinde boya ve fırçalarla kendisine doğru yaklaştığını görmüş. Yeni sahibi ne planlıyor, neler yapmak istiyormuş?
Tekerlek merakla olup bitenleri izlemeye başlamış. Yeni sahibi eski tekerleyi bir güzel boyamış. Tekerlek artık siyah değil sarı renkteymiş. Bizim tekerlek başına neler geleceğini bilmediği için önce biraz korkmuş ama yenilenmek, değişmek hoşuna gitmiş. Artık eski değil yeni görünüyormuş.
bu burada sarı bir tekerlek olarak donanımını anda Gülce öğretmen sarı renge yakın bir yakılmışla birlikte gelen ve odunla yakınmış. “Ooo bir arkadaşım da oldu. Bu harika!” demiş.
Bununla birlikte boya ile tekerlek ve odunun üzerine benekler başlamış. Bir de oduna kavuşmuş durumda kalmışsınız. Tekerlek ve odun artık birlikte zürafa olmuşlar. Tekerlek garip hissetmeye başlamadan önce..Ac eski halim daha mı iyiydi? demiş demesine ama çöpe gitmekten daha iyi bir durumda olduğunu düşünüp mutlu olmuş.

O koşan yanlarına gelen minik görünenler. Sıraya tek tekn yanı zürafanın sırtına biniyorlarmış. Meğer Gülce öğretmen için harika için bir oyuncak hazırlamış. Arabayı nasıl gördüğünü görünce sevinmiş ki sevinçten ne bilemiş. Hatta belki. Depoda beklerken çok öğretmen olanyı yeniden işe yaramasını araştırmak için geçmiş ve bu iyiliği hiç bitmemiş…



Hesap makinesi, ilk zamanlar dört işlemi yapabilen, daha sonraları geliştirilerek her türlü sayısal işlemi yapar duruma getirilen elektronik ve mekanik bir araçtır.

- Vəliyevə Məhbubə
- Vəliyəva Nərmin
- Səmədov Ümid
* Salmi Valiyeva-Tovuz, Azerbaijan..
Erken çağlarda hesap yapmak için abaküs ve benzeri sayma tahtaları kullanılırdı.En eski sayma tahtalarının ahşabın dayanıksızlığı sebebiyle günümüze ulaşmadığı düşünülmektedir.
1623 yılında Wilhelm Schickard ilk mekanik hesap makinesini Almanya’daki Heidelberg Üniversitesinde geliştirdi.Schickard'ın geliştirmiş olduğu araç çarpma ve 6 haneli toplama işlemlerini yapabiliyordu.
* Salmi Valiyeva-Tovuz, Azerbaijan..
Yaklaşık yirmi yıl kadar sonra, 1642 yılında Fransız filozof Blaise Pascal dört işlemi yapabilen bir hesap makinesi tasarladı.Gottfried Wilhelm Leibniz 1671 yılında toplama ve dört işlemi yapabilen mekanik bir aygıt tasarladı.Ancak bu aygıtlar, çok yaygın olarak kullanılmamıştır.
* Salmi Valiyeva-Tovuz, Azerbaijan..

Bunlardan yaklaşık bir asır kadar sonra Charles Xavier Thomas’ın bulduğu dört işlemi ve karekök alma işlemini yapabilen Aritmometre, 1970’lere kadar kullanılmış olan mekanik hesap makinelerinin atası olmuştur.Daha sonra üretilen bu hesap makineleri, ara sonuçları toplayan, eski sonuçların saklanıp gerektiğinde kullanılabilmesini sağlayan, trigonometrik, istatistiksel ve ileri matematik işlevleri içeren ve yazılımlanabilme özellikleri ile daha çok bilgisayarlara benzeyen çok karmaşık elektronik cihazlar haline gelmiştir.
* Salmi Valiyeva-Tovuz, Azerbaijan..


Fatmanur ve Ebrar sınıfta derin düşüncelere dalmıştı. İkisi de keşke dünyayı çocuklar yönetseydi diye düşünmeye başlamışlardı.
Fatmanur
Ebrar
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors


- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(4)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $21.59+) -
BUY THIS BOOK
(from $21.59+) - DOWNLOAD
- LIKE (4)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(4)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!