
Halife Leylâ’ya dedi ki: “Mecnun’un perişan olmasına, sapıtmasına sebep olan Leylâ sen misin?
Sende diğer güzellerden daha fazla bir güzellik yoktur.” Leylâ; “Sen sus! Çünkü, sen Mecnun değilsin.” diye cevap verdi.
Kim, şu madde dünyasına daha çok düşkünse ve dünya işlerinde daha çok uyanıksa, aslında o, ötelerden habersiz derin uykulara dalmıştır. Mânevî âleme gözleri kapalı olan böyle bir kişinin normal uykusu, daha az kötülük yapacağı için, uyanıklıktan hayırlıdır.
Eğer rûhumuz, Allah’a karşı Allah ile uyanık değilse, Allah’tan gafilse, akılla, hisle uyanık oluşumuz, Hakk yolunda bize engel olur, perde olur. Bizi ilâhî tesirden uzak bırakır.
Yaşayışımız icabı, her gün birçok kuruntularla, hayallerle örselenmekte, kârımızı zararımızı düşünmekte, eldeki malımızın yok olmasından korkmaktayız.
Bu yüzden rûhun ne safası kalır, ne neşesi, ne gücü, ne güzelliği, ne nûru, ne de göklere çıkacak yolu kalır.
Güneşli havada, yüksekte uçan bir kuşun gölgesi, yerde bir kuş gibi uçar görünür.
Ahmağın biri de o gölgeyi avlamak ister, güçsüz düşünceye kadar o gölgenin arkasından koşar durur.
Arkasına düşüp boşu boşuna koştuğu o gölgenin, havadaki kuşun gölgesi olduğundan, o gölgenin aslının nerede olduğundan o ahmağın haberi yoktur.
Bu yüzden, o gölgeye doğru ok atar. Bu uğraşması, gölgeye oklar yağdırması yüzünden ok torbası bomboş kalır.
Gölgelere ok yağdırması sebebiyle, ömrünün ok torbası boşalır. Gölge avlamak için, hızla ve hararetle koştuğundan ötürü hayatı boş yere harcanmış olur.
Fakat, Allah’ın mânevî gölgesi, lûtf-u inâyeti o gölge sahibinin dadısı olursa, onu hayal peşinde koşmaktan, gölgeye ok atmaktan kurtarır.
Cenâb-ı Hakk’ın gerçek kulu, Hakk’ın mânevî gölgesidir. O, bu âleme âit bütün irâde ve isteklerini terk etmiş, bu âlemde ölmüş, fakat mânâ âleminde dirilmiştir.
Fırsatı kaçırmadan ve tereddüte düşmeden, bu âlemde ölmüş, kendini tamamiyle Hakk’a teslim etmiş olan kâmil insanın eteğini tut ki, âhir zamanın, şu bozulmuş dünyanın fitnelerinden kurtulasın.
“Allah, gölgeyi nasıl uzattı” âyeti, evliyaya bir nakştır. Yolu gösteren bir işârettir. Çünkü evliya, Allah güneşinin nûruna delildir, kılavuzdur.
Furkân Sûresi’nin 45 ve 46. âyetlerine işâret var.
Bu vâdide, bir kılavuz olmadıkça yola çıkma, Halîl İbrâhim (a.s.) gibi; “Batanları sevmem.” de
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- REMIX
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!