Uyarı: Kitapta hiçbir korku sahnesi abartılmamıştır ancak yine de küçük yaştaki okuyucuların dikkatli olmasını öneririz.

Her Şeyin Başlangıcı
Güneş, odanın perdesinden sızan ilk ışıklarıyla odayı yavaşça aydınlatmaya başlamıştı. Yatakta debelenen küçük bir beden, gözlerini yavaşça açtı. Bugün okul yoktu ve bu, 12 yaşındaki Ali için dünyanın en güzel haberiydi.Uykulu gözlerle yatağından doğruldu ve odasının kapısını araladı. Ev sessizdi. Ali, mutfağa doğru ilerlerken, gözleri televizyona takıldı. Sessizce televizyonun karşısına geçti ve kumandayı eline aldı. Kanalı değiştirirken, haber spikeri gergin bir ifadeyle ekrana bakıyordu. Ali, merakla televizyona yaklaştı.
"Son dakika gelişmesiyle birlikte, ülkemizin birçok bölgesinde görülen garip bir hastalık salgını, tüm ülkeyi alarma geçirdi. Hastalığa yakalanan insanlar, bilinçsiz bir şekilde birbirlerine ve çevrelerine saldırarak büyük bir paniğe neden oluyor. Uzmanlar, bu durumun ciddiyetini vurgulayarak, herkesin evlerinden çıkmamasını ve gerekli önlemleri almasını istiyor..."
Diyordu spiker.
Ali, duyduklarına inanamamıştı. Televizyondaki görüntüler, sokaklarda koşuşturan çığlık atan insanları gösteriyordu. Bir anda, aklına dün izlediği zombi filmleri geldi. Kalbi hızla çarpmaya başlamıştı. Bu, bir kabus olmalıydı. Odadan hızla çıkarak, diğer odada uyuyan en yakın arkadaşları Ayşe ve Deniz'i uyandırdı. İkisi de Ali gibi şaşkın ve korkmuştu. Birlikte televizyonu izlediler. Haberler, durumun her geçen dakika daha da kötüye gittiğini gösteriyordu.
''Ne yapacağız?" diye fısıldadı Ayşe titrek bir sesle.
Deniz ise, "Saklanmalıyız!" diye cevap verdi. "Belki de bu bir yanlış alarmdır."
Ali, onların yüzüne baktı. "Hayır, bu bir yanlış alarm değil. Şu an televizyonda olanlar gerçek. Bence hemen hazırlık yapmalıyız."
Üç arkadaş, birlikte evin içinde dolaşarak, hayatta kalmak için ihtiyaç duyacakları şeyleri toplamaya başladılar. Konserve yiyecekler, su, çadır, fener gibi şeyler aldılar.
Kapıyı sessizce araladılar ve dışarı çıktılar. Sokaklar boştu. Sadece rüzgârın uğultusu ve kuşların ötüşü duyuluyordu. Evlerinin yakınındaki markete doğru ilerlerken, uzaktan gelen iniltiler onları ürkütüyordu. Kalpleri hızla çarpıyordu. Marketin kapısı kilitliydi. Pencereden içeri baktıklarında, içerideki kargaşayı gördüler. Raflar boşalmış, yiyecekler yere saçılmıştı.
"Burası artık güvenli değil," dedi Ali. "Ormana doğru gitmeliyiz."
Ayşe ve Deniz başlarını salladı. Hep birlikte, bilinmeyen bir geleceğe doğru yola koyuldular.
Ormana Doğru
Orman, gündüz vakti bile ürkütücü bir atmosfere sahipti. Ağaçların arasından sızan güneş ışınları, yer yer sis bulutlarının arasından parlayarak ürkütücü bir görüntü oluşturuyordu. Üç arkadaş, sırt çantalarını sırtlarına almış, ormanın derinliklerine doğru ilerliyordu. Ellerindeki dallar, hem yolunu bulmalarına yardım ediyor hem de olası tehlikelere karşı birer silah görevi görüyordu.
"Bence burası iyi bir yer olabilir," dedi Ali, küçük bir açıklığa geldiklerinde. "Güneş alıyor ve rüzgar da esiyor. Zombiler buraya kolay kolay ulaşamaz."
Ayşe, etrafı dikkatle inceledi. "Bence haklısın. Ama yine de dikkatli olmalıyız. Bir an önce bir sığınak yapmalıyız."
Deniz, çantasından çadırı çıkararak, açıklığın ortasına yerleştirdi. "Ben çadırı kurarken siz de odun toplayın. Ateş yakmamız gerekiyor hem ısınmak hem de yemek pişirmek için." Üç arkadaş, ellerindeki dallarla ormanda odun toplamaya başladılar. Her an bir ses duyacakmış gibi ürpererek etraflarına bakınıyorlardı. Bir süre sonra kollarında bir yığın odunla çadıra döndüler.
"Şimdi yemek yapalım," dedi Ayşe. Konserve kutularını açıp, ateşin üzerine astılar. Açlıkları o kadar büyüktü ki, yemekleri hiç beklemeden yemeye başladılar. Karınlarını doyurduktan sonra, çadırın içinde toplanıp uyumaya çalıştılar. Ancak bir türlü uykuları gelmiyordu. Ormanın derinliklerinden gelen sesler, onları tedirgin ediyordu. Bir anlık bir inilti duyuldu. Ayşe, korkuyla sıçrayarak Ali'ye tutundu.
"Sakin ol Ayşe," dedi Ali. "Belki de sadece bir hayvan."
Ama Ali'nin sesi de titriyordu. İçlerinden hiçbiri, bu geceyi rahat geçirebileceklerine inanmıyordu.
Küçük Bir Umut
Çocuklar, ormanda kurdukları sığınakta bir süre daha güven içinde kalmışlardı. Ateşleri sönmeden önce sürekli odun getirip ateşi canlı tutuyor, buldukları meyvelerle ve az miktardaki konserveyle karınlarını doyuruyorlardı. Günler geçtikçe, ormanın seslerine alışmışlardı. Kuşların cıvıltıları, rüzgarın hışırtısı artık o kadar tanıdıktı ki, ormanın sesi bir an bile sussa ürperiyorlardı.
Bir gece, ateşin başında oturmuş fısıldaşırlarken, uzaklardan gelen bir ses onları korkutmuştu. İlk başta bir hayvan olduğunu düşündüler ama ses yaklaştıkça anladılar ki bu, insan sesi değildi. Daha çok... bir inleme gibiydi. Kalpleri hızla çarpmaya başlamıştı. Çocuklar, çadırın içine girip birbirlerine sokulmuşlardı.
Bir süre sonra, çadırın hemen dışında ayak sesleri duyuldu. Sonra o ürkütücü inleme yine yükseldi. Çocuklar, nefeslerini tutmuş, çadırın duvarına yapışmışlardı. Bir an için çadırın zıpladığını hissettiler. Sanki bir şey çadıra yaslanmıştı.
Sabah olduğunda, çadırın dışında bir iz olmadığını gördüler. Ama hepsi, gece yaşadıklarından çok etkilenmişti. Artık ormanın sadece güzel ve sakin bir yer olmadığını, içinde gizemli ve ürkütücü şeyler barındırdığını anlamışlardı.
O sırada, uzaklardan bir duman yükseldiğini gördüler. "Bakın, orada bir duman var!" dedi Ali heyecanla. "Belki de başka hayatta kalanlar var orada."
Gizemli Sığınak
Uzaktan görünen duman, çocukları heyecanlandırmıştı. Ormanda ilerlerken, ağaçların arasından sızan güneş ışınları, yer yer sis bulutlarının arasından parlayarak ürkütücü bir görüntü oluşturuyordu. Gece yaşanan olaydan sonra tedirgin olsalar da, buldukları duman onları meraktan çok heyecanlandırmıştı. Nihayet, dumanın yükseldiği yere vardıklarında, devasa bir kayanın dibinde metal bir kapak fark ettiler. Kapak, paslanmış ve üzerinde eski bir kilit vardı.
Çocuklar birbirlerine baktılar. Bu, kesinlikle sıradan bir şey değildi. Ayşe titrek bir sesle:
- Bence buraya girmeyelim içeride tehlikeli bir şey olabilir.
dedi.
Ali ise daha cesurdu:
- Korkma birlikte gireceğiz.
Deniz de Ali'ye hak verdi:
- Evet, hem belki içeride işimize yarayacak şeyler olabilir.
Zorlukla kapağı açtıklarında, içerisi karanlık ve nemliydi. Bir fener çıkarıp kapağın içine tuttuğunda, uzun ve dar bir koridorla karşılaştılar. Duvarlar betondu ve yerler nemliydi. Koridorun sonunda, metal bir kapı daha vardı. Kapının üzerinde paslanmış bir kilit vardı.
"Burası kesinlikle bir sığınak," dedi Ali heyecanla. "Belki de eskiden burayı insanlar kullanıyordu."
Zorlukla kapıyı açtıklarında, geniş bir odaya girdiler. Oda, beton duvarlarla çevriliydi ve tavanı alçaktı. Ortada bir masa ve birkaç sandalye vardı. Duvarlarda raflar vardı ve raflarda konserve kutuları, su şişeleri ve bazı aletler duruyordu.
"Bakın, ne bulduk!" diye bağırdı Ali sevinçle. "Artık aç kalmayacağız.
Ayşe de çok mutlu olmuştu. "Bu harika! Şimdi daha güvende olacağız."
Çocuklar, sığınağı keşfetmeye başladılar. Duvarlarda eski yazılar ve çizimler vardı. Bazıları, sığınağın ne zaman yapıldığını ve ne amaçla kullanıldığını anlatıyordu. Çocuklar, burayı yeni evleri olarak kabul ettiler.
Sığınakta buldukları yiyecek ve suyla güçlenen çocuklar, bir süre rahat bir nefes almışlardı. Sığınağın gizemli geçmişini araştırırken, duvarlardaki yazılardan dünyada büyük bir hastalığın yayıldığını ve insanların bu hastalığa yakalanarak yavaş yavaş bilinçlerini kaybettiğini öğrenmişlerdi. Ancak hastalığın tam olarak ne olduğu hakkında hiçbir fikirleri yoktu.
Bir gece, uyku sırasında uzaklardan gelen inlemeler ve ayak sesleri onları uyandırdı. Kalpleri hızla çarpmaya başladı. Sığınağın güvenlik sistemleri alarm vermeye başlamıştı. Çocuklar birbirlerine baktılar. Dışarıda bir şeyler oluyordu.
Sığınağın penceresinden dışarı baktıklarında gözlerine inanamadılar. Uzaktan, yavaş yavaş sığınağa doğru yaklaşan bir grup insan geliyordu. Ancak bu insanlar normal değildi. Gözleri boşluktaydı, hareketleri yavaş ve senkronizeydi. Sanki birer kukla gibiydiler.
Çocuklar panikle birbirlerine sarıldılar. Sığınağı kapatmak için hemen harekete geçtiler. Pencereleri tahta parçalarıyla kapattılar, kapıları güçlendirmek için mobilyaları kullandılar. Ancak bu insanlar zombiler gibi saldırgan değildi. Daha çok, bilinçsizce dolaşan ve amaçsızca yürüyen yaratıklara benziyorlardı.
"Ne yapacağız?" diye fısıldadı Ayşe korkuyla.
Ali, derin bir nefes aldı. "Sakin olmalıyız. Bir plan yapmalıyız. Belki de sığınaktan çıkıp başka bir yere gidebiliriz."
Deniz, Ali'ye katıldı. "Tamam, ama nereye gideceğiz? Dışarıda her yer zombilerle dolu."
Çocuklar, uzun süre düşündüler. Sonunda, sığınakta buldukları eski haritayı hatırladılar. Belki de harita, onları güvenli bir yere götürebilirdi.
"Haritaya bakalım," dedi Ali. "Belki de bu harita bize bir çıkış yolu gösterir."
Çocuklar, haritayı incelemeye başladılar. Haritada, sığınağın bulunduğu yerin yakınında, büyük bir orman işaretlenmişti. Belki de ormanda saklanabilirlerdi.
"Oraya gidelim," dedi Deniz. "Belki orada başka hayatta kalanlar da vardır."
Çocuklar, kararlarını vermişlerdi. Sığınağı terk etmek zorundaydılar. Bu bilinmeyen yaratıklardan kaçarken, aynı zamanda yeni bir hayata başlamak zorundaydılar.
Yeni Arkadaşlar
Sığınağı terk eden çocuklar, haritadaki ormana doğru yola çıkmışlardı. Dışarıdaki dünya, beklediklerinden çok daha sessiz ve hüzünlüydü. Bir zamanlar canlı ve kalabalık olan şehirler şimdi terk edilmiş ve harap bir haldeydi. Hava, ağır bir sessizlik içindeydi. Günlerce ormanda yol alırken, açlık ve susuzluk onları zorlasa da, birbirlerine destek olarak yollarına devam ettiler.
En sonunda, uzaktan duman yükselen bir yer gördüler. Umutla o yöne doğru ilerlemeye başladılar.
Dumanın kaynağına yaklaştıklarında, uzaktan bir kamp ateşi gördüler. Çocuklar heyecanla birbirlerine baktılar. Belki de sonunda başka insanlarla karşılaşacaklardı. Dikkatlice kamp alanına yaklaştılar ve çalılıkların arasından gözlemlemeye başladılar.
Kampta küçük bir çadır vardı ve etrafında iki genç oturmuş, ateş başında ısınıyordu. Bir kız ve bir erkek. İkisi de onlara benzer şekilde yıpranmış ve kirlenmiş kıyafetler giymişti. Çocuklar, yavaşça kamp alanına doğru ilerlerken, kız onları fark etti.
"Kim o?" diye seslendi kız dikkatle.
Çocuklar, ellerini havaya kaldırarak kendilerini gösterdiler. Kız, onlara doğru yaklaştı ve onları dikkatle inceledi. Yanındaki erkek çocuk ise merakla onları süzüyordu.
"Nereden geliyorsunuz?" diye sordu kız.
Çocuklar, yaşadıklarını kıza anlattılar. Kız ve erkek çocuk, çocukların hikayesini dinlerken başlarını salladılar.
"Biz de aynı durumda kaldık," dedi kız. "Bu hastalık her yeri sardı. Biz de bir sığınak ararken buraya geldik ve buraya kampımızı kurduk."Kız, çocukları çadırlarına davet etti. Çadırın içinde birkaç battaniye ve birkaç konserve kutu vardı.
Çocuklar, uzun zamandır ilk defa sıcak bir yemek yediler ve sıcak bir battaniyeye sarındılar. Yeni arkadaşları, onlara yaşadıklarını anlattılar. Onlar da bir sığınakta kalmışlardı, ancak sığınakları çok küçük ve dar olduğu için oradan ayrılmaya karar vermişlerdi.
Çocuklar, birbirlerine o kadar benziyorlardı ki sanki aynalara bakıyor gibiydiler. Hepsi de aynı korkuları, aynı umutları taşıyordu. Artık yalnız değillerdi. Beraber bu zorlu dünyada hayatta kalmaya çalışacaklardı.
Ormanın Ortasındaki Bina
Yeni arkadaşlarıyla birlikte ormanda güvenli bir yer arayan çocuklar, kamp yaptıkları bölgenin çevresini keşfetmeye karar verdiler. Belki de daha önce fark etmedikleri bir su kaynağı veya gizli bir mağara bulabilirlerdi. Kampın biraz uzağında, ormanın içlerine doğru ilerlerken, ağaçların arasından betonarme bir yapının köşesi gözükmeye başladı. İlginçti, burası sanki ormanın ortasında yükselen devasa bir beton kutu gibiydi.
"Burası ne olabilir ki?" diye sordu Ali şaşkınlıkla.
"Belki eski bir sığınak veya askeri bir üs olabilir," dedi Deniz.
Bina, dışarıdan bakıldığında oldukça sağlam görünüyordu. Beton duvarları yosun tutmuş olsa da, yapının genel hatları belliydi. Dikkatlice binaya yaklaştılar ve büyük bir metal kapıyı ittiler. Kapı gıcırdamasa da ağır bir sesle açıldı. İçeri girdiklerinde, gözlerine çarpan ilk şey, uzun ve karanlık bir koridor oldu. Tavan lambalarından biri zar zor ışık veriyordu. Koridorda ilerlerken, duvarlarda asılı olan paslanmış metal levhaları fark ettiler. Levhaların üzerinde, radyasyon uyarısı işaretleri vardı.
"Buraya neden radyasyon uyarısı konulmuş olabilir ki?" diye mırıldandı Ayşe. Koridorun sonunda, büyük bir metal kapı daha vardı. Kapının üzerinde bir şifre paneli vardı. Çocuklar, bir süre şifreyi çözmeye çalıştılar. Sonunda, duvarlardaki levhaların üzerindeki sayıları birleştirerek doğru şifreyi buldular. Kapıyı açtıklarında, karşısında büyük bir laboratuvar gördüler.
Laboratuvarda, çeşitli deney aletleri, mikroskoplar ve raflar üzerinde sıralanmış şişeler vardı. Duvarlarda, zombi hastalığıyla ilgili grafikler ve formüller yazılıydı. Masaların üzerinde ise yığınla not defteri duruyordu. Çocuklar, defterleri incelemeye başladılar. Defterlerde, hastalığın ortaya çıkışı, bulaşma yolları ve olası tedavi yöntemleri hakkında detaylı bilgiler vardı. Ayrıca, bu binada yapılan deneylerle ilgili de birçok not vardı.
"Burada bir şeyler üretmeye çalışmışlar," dedi Ali. "Belki de bir aşı veya tedavi bulmaya çalışıyorlardı."
Defterlerin arasında, bir not dikkatlerini çekti. Notta şöyle yazıyordu: "Virüs, beklenenden çok daha hızlı mutasyona uğradı. Burayı terk etmek zorundaydık. Umarım bu bilgiler bir gün insanlığa faydalı olur." Çocuklar, bu notu okuduktan sonra birbirlerine baktılar. Belki de burası, hastalığın sırrını çözmek için en önemli ipuçlarını barındıran yerdi.
Çocuklar laboratuvarın derinlerine doğru ilerleyince kilitli bir demir kapı daha gördüler. Bu kapının da bir şifresi vardı. Çok uğraştıktan sonra nihayet kapıyı açmayı başardılar.
Gizemli Oda
Çocuklar, şifreyi çözerek gizli odaya girdiklerinde karşılaştıkları manzara karşısında donakaldılar. Karanlık odanın ortasında, büyük bir cam vitrin vardı. Vitrinin içinde, sayısız klasör ve kitap dolu raflar bulunuyordu. Duvarlar, karmaşık grafikler ve formüllerle kaplıydı.
"Buraya bakın!" diye haykırdı Deniz. "Burası bir bilgi hazinesi!"
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors
Storyjumper'e teşekkürler.

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(3)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $9.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $9.99+) - DOWNLOAD
- LIKE (3)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(3)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!