OUR STORY BOOK


RESOURCES WE USED
Mostly we created our contents using storyjumper tool components and apps .
We selected images or photos from the free library ,we used storyjumper components to create pictures.













HOW TO DO ?
Students will use 2nd activity task and create their own stories .
Each student will reflect what sees in imaginary , what fells in sense .
When creating your own story , use storyjumper components,use colors, add scenes ,photos or pictures.
HASAN İLE AHMET
Birgün Ahmet ile Hasan pencereden dışarı bakarken bir portal görmüşler. Sonra hemen annelerden izin alıp dışarı çıkmışlar. Portala dokundukları anda bir yolda Titanic gemisinin battığını görmüşler. Ama yolu, yolu değil. İki evren arasını oluşturan devasa bir boru gibi. Paralel evrenlerin birine düşmüşler. Ahmet hemen atlayıp uzaylıya “Merhaba benim adım Ahmet” Demiş. Hasan'da Ahmet'i çekip uzaylıya “Üzgünüm İngilizce konuşamıyorum demiş ve uzaktan uzaklaşmışlar. Daha sonra tam kaçacakken bir uzaylı “Merhaba adın ne?” diyince Hasan çıldırmış. Sonra Ahmet'i çekip portala atlamışlar normal dünyaya geldiklerinde Ahmet cebinde elmas çıkarmış çünkü o gezegen elmasları vardı.
Yazan:Alptekin
Sefer Demir Bilsem/Denizli/Türkiye
Danışman:Figen Özgün
HASAN VE AHMET
Günlerden bir gün Hasan ve Ahmet anne ve babasıyla mutlularmış, ama annelerine bir mektup gelmiş . Anneleri 2 aylığına gitmek zorundaymış. Hasan ve Ahmet çok üzülmüşler. Annelerini camdan bakarak vedalaşmışlardı. Ardından yağmur yağmaya başladı ve buğulanmış annelerini
görememişlerdi. Sonra iki kardeş camın önünde hayaller oluşmaya başladı.
Hasan hemen bez getirip cami silmiş ama anneleri kalmıştı. Annelerinin
Hemen ardından karşıdaki binaya zengin bir aile pahalı kırmızı bir ulaşım ge lmiş.
Kırmızı arabadan kendi yaşlarında bir çocuk indi. Ahmet ve Hasan çok heyecanlandılar. Birkaç gün sonra o çocuğun bahçede tek başına değiştiğini gördüler. Yanına gittiğinde adını sordular. Adı Mete'ydi. Tanışıp kaynaştılar. Annelerinin yokluğunda Mete'nin Babaannesi Safiye Teyze onların öğlenleri arkadaki sahada piknik yapmaları için börek çörek hazırlıyordu. Annelerini çok özlemişlerdi ama Mete onların bu iki ayı daha eğlenceli geçirmelerini sağlamıştı. Yazan: Eslem / Sefer Demir Bilsem/ Denizli/ Türkiye/ Danışman:Figen Özgün


Ali ve Arda, kış tatilinde aileleriyle dağ yamacındaki küçük bir kulübeye gelmişler. Odalarının penceresi ormana bakıyormuş. Ali, kar yağarken pencereye yapışır, karla ağırlaşan çam dallarını, yürürken iz bırakan tavşanları ve gökyüzünden süzülen taneleri hayranlıkla izlermiş. “Bak Arda, karın dansını görüyor musun?” dermiş.
Ama Arda sıkılırmış. “Hepsi sessiz, hepsi beyaz.” Bir sabah Ali ateşlenip yatağından kalkamamış. Arda can sıkıntısıyla pencereye geçmiş. Gözleri ormanda gezinmiş: karın üstünde bir geyik, çatıya düşen buzun kırılması, ve uzaktan gelen bir kurt uluması…
Fısıldamış: “Bu sessizlik, aslında doluymuş.”
Sonra birlikte pencereye oturup sessizliğin içinde ne çok ses olduğunu keşfetmişler.
Yazan: Erva / Sefer Demir Bilsem/ Denizli/ Türkiye/ Danışman:Figen Özgün






Mina ve Mert, sonbahar tatilinde deniz kenarındaki ahşap bir evde kalıyorlarmış. Odanın küçük penceresi denize ve kayalıklara bakıyormuş. Mina, yağmur yağdığında cama yapışır, denizle gökyüzünün aynı renge büründüğü o gri geçişi izler, kayalara vuran damlaların yükselttiği minik sıçramaları seyredermiş. “Bak Mert! Yağmur denizi bile yavaşlatıyor,” dermiş. Ama Mert için yağmur, sadece tatilin bozulması demekmiş. “Dışarı çıkamıyoruz bile.” Bir gün Mina yataktan kalkamamış. Mert tek başına pencereye geçmiş. Gözleri, yağmurla kabaran küçük dalgalar, denizde salınan martılar ve ıslanan yengeç kabuklarına takılmış. İçinden geçmiş: “Mina haklıymış. Yağmurun da melodisi var.” Ertesi sabah birlikte pencere önüne geçmişler. Ve o pencereden, sessizce akan bir deniz şarkısını dinlemişler.
Yazan: Nihat / Sefer Demir Bilsem/ Denizli/ Türkiye/ Danışman:Figen Özgün

Zeynep ve Ziya, kış boyunca ailesiyle birlikte kırsalda, geniş bir çiftlik evinde yaşıyorlarmış. Odalarının penceresi, karla kaplı tarlalara ve ahırlara bakıyormuş.
Zeynep, sabahları pencereye oturur; kuzuların kar üzerinde sekmesini, bacalardan tüten dumanları ve uzakta yürüyen traktörü seyredermiş. “Bak Ziya! Dünya uyumuyor, beyaz bir örtüyle sadece yavaşlamış,” dermiş. Ama Ziya için kar sadece üşüten bir şeymiş. “Hep beyaz, hep sessiz. Değişen ne var ki?” Bir sabah Zeynep hastalanmış. Yatakta kalınca, Ziya can sıkıntısıyla pencereye oturmuş. O an gözüne; tavukların attığı küçük izler, bir sincabın pencereden seken bakışı ve ağacın üstünden düşen kar taneleri çarpmış. İlk kez fısıldamış: “Bu beyazlık… yaşamla doluymuş meğer.” O günden sonra, iki kardeş pencere başında sabah sessizliğini birlikte paylaşmışlar. Kar artık sadece soğuk değilmiş; dinleyene anlatacak bir dili varmış.
Yazarı: Mete / Sefer Demir Bilsem/Denizli/Türkiye/ Ezgi Köseoğlu
Deniz ve Duru, eski bir şehir apartmanının çatı katında yaşıyorlarmış. Oda tavanı eğimli, pencereleri ise küçük ama gökyüzüne açılırmış. Deniz, yağmur yağdığında pencerenin başına geçer; damlaların cama vuruşunu, kaldırımdaki şemsiyelerin dansını ve su birikintisine basan çocukları izlemeyi çok severmiş. “Bak Duru! Yağmur şehirdeki hayatı renklendiriyor,” dermiş. Ama Duru hep perdeyi çekermiş. “Islak ve karanlık. Sadece yağmur işte.” Bir gün Deniz hastalanmış. Duru yalnız kalınca pencereye yanaşmış. Cama vuran damlalar ritim tutuyormuş. Yağmur altında gülümseyen bir çocuk, yaşlı bir adamın şemsiyesini paylaşan gençler...“Bu şehir… yağmurla başka bir şeye dönüşüyor.” O günden sonra, yağmur yağdığında birlikte pencereye oturmuşlar. Çünkü fark etmişler: Bazı manzaralar sadece durup izleyenlere görünürmüş. Yazarı: Duru / Sefer Demir Bilsem/Denizli/Türkiye/ Ezgi Köseoğlu
"Penceredeki İki Kardeş"
Bir zamanlar Efe ve Ege'nin iki kardeş varmış. Küçük bir köyde yaşıyorlarmış ve tek pencereli minik bir odayı paylaşıyorlarmış.
Efe dışarı bakmayı severdi. Ağaçları, kuşları ve oynayan çocukları görürdü. Her sabah "Bak Ege! Dünya güzel!" derdi.
Ama Ege görmek istemedi. "Dışarıda özel bir şey yok." dedi.
Bir gün Efe hastalandı ve yatakta kaldı. Ege ilk kez pencerenin saklandı. Dışarıya baktı... ve yürüdü. Rüzgarda dans eden ağaçları ve çocukların yüzlerine vuran güneşi gördü.
Yumuşak bir sesle, "Haklıydın Efe. Dünya güzel." dedi.
O gün sonra birlikte pencereden dışarı baktılar
ve kalpleri umutla doldu. Yazarı: Hafsa
Sefer Demir Bilsem/Denizli/Türkiye/ Ezgi Köseoğlu

O gün Alp ve Ege pencereden dışarı bakıyorlardı. Bugün dışarıda kar fırtınası vardı. Anneleri dışarı çıkmalarına izin vermiyordu. Çok sıkılıyorlardı. Evde oyuncakları yoktu. Çok fazla insan olmadığı için saklambaç oynayamıyorlardı ve bu da eğlenceliydi. Evde bir televizyonları vardı ama kar fırtınasından etkilenmişti. Hala bir fikir akıllarına getiremediler. Sonunda Ege'nin harika bir fikri vardı. Camdaki buhardı. Buharın üzerine resim çizebilirlerdi. Çizmeye başladılar ama çizdikleri birkaç saniye sonra kayboldu. Bu fikir işe yaramadı. Düşündüler ve Alp'in aklına bir fikir geldi. Kışla ilgili kelimeler söyleyeceklerdi ama herkes bir sonraki kelimenin son harfini kullanacaktı. Ege bu fikri beğendi ve oynamaya başladılar. Saatler geçti ve akşam oldu. Alp ve Ege çok eğlendiler. Bugün onlar için harika bir gündü. Ertesi gün kar yağışı yavaştı. Alp ve Ege dışarıdaki karda oynadılar. Son. Yazan: Elif/ Sefer Demir Bilsem/Denizli/Türkiye
Danışman: Ezgi Köseoğlu
That day Alp and Ege were looking out the window . There was a snow storm outside today. Their mother wouldn’t let them go out. They were very bored. They didn’t have any toys at home. They couldn’t play hide and seek because there weren’t many people and it wouldn’t but fun as all. They had a Tv at home but it didn’t suffer from the snow storm. They still couldn’t come up with in idea. Finally Ege had a great idea. It was steam on the window.






They could draw on the steam . They started to draw but what they draw disappeared after a few seconds. That idea didn’t work. They thought and Alp had an idea. They were going to say words about winter but they were going to say them with the last letter of the word. Ege liked this idea and they started playing. Hours passed and it was evening. Alp and Ege had a lot of fun. Today was a great day for them. The next day the snow fall was slow. Alp and Ege played in the snow outside.
Writer : Belinay
Ressam İbrahim Çallı/Denizli/Türkiye
Consultor:Gizem SERBEST



Alp ve Ege iki kardeştir. Alp çocukluğundan beri hiç dışarı çıkmamıştı. Kardeşi Ege'nin bunu yaşamasını istemezsiniz. Ona dışarıyı göstermek istiyordu. Ayrıca kendisinin de görmek istediği. Dışarıdaki meraklılar çok meraklıydı. Ailesinin çıkışını göstermesine veya içeriğine izin verilmedi. Alp küçüklüğünden beri çok zekiydi ve aileleri her zaman uyurken yürüyüşe çıkıyor. Normal bir zamanda görüntülenebilen çalışsalar bile hem kapılar hem de şifreler kilitliydi. Bunun için bir anahtar ihtiyacı vardı ama Alp zeki olduğu için son anahtarın nerede olduğunu buldu. Ailesinin çıkışının farklı olduğunda kardeşi Ege uyumlu ve uyumlumuş gibi çalışıyor. Ailesi dışarı çıktıklarını düşünürken Alp hemen devreye girdi ve sandalyeyi aldı. Pencereyi açtı ve kapağını açtı ve çok güzel bir şey gördü, o kadar sağlıklı ki saf beyazdı. Daha önce hiç bu kadar Beyaz bir şey görmemişti ama çok az zamanları vardı. Ege'yi hemen uyandırdı. Elbette. Ege o manzarayı görene kadar küçük olduğu için anlaşılmadı. Pencereye koştular ve anneleri gelene kadar izlediler. Sonra Alp hemen pencereyi kilitledi ve kardeşini uyuttu. O da uyuyormuş gibi yaptı. Annesi geldikten birkaç dakika sonra uyanmış gibi yaşıyor ve hayatlarına devam ediyorlardı ama şimdi Alp daha mutluydu. Çünkü hayalini gerçekleştirmişti.
Yazar: Yağmur/ Ressam İbrahim Çallı Ortaokulu/Denizli/Türkiye
Danışman: Meliha Nurcan Özsu
ALP VE EGE'NİN HAYALLER



Annelerinin eve dönmesini bekleyen iki kardeş, sokaktan gelen çocuk seslerini duyunca heyecanla pencereden dışarı baktılar.
Sokaktaki çocukların bir kısmı renkli toplarla oynuyordu, bazıları ip atlıyor, bazıları da saklambaç oynuyordu. Saklambaç oynayan çocuklardan biri evlerinin önündeki ağacın arkasına saklanırken, kardeşlerinin pencereden dışarı baktığını gördü. Onlara baktı ve sanki "Hadi birlikte oynayalım" der gibi gülümsedi.
İkisi de dışarı çıkmak istediler ama anneleri evde olmadığı için çıkamadılar. Annelerinin servis aracının köşeyi dönmesini sabırsızlıkla bekliyorlardı, ikisi de büyük bir heyecanla kapıya koştular. Kapıyı açmaya çalıştılar ama kilitliydi.
Annelerinin merdivenleri tırmanırken ayak seslerini duydular ve ona seslendiler. Anneleri hemen yukarı çıkıp kapıyı açtı. Büyük bir mutlulukla annelerine sarıldılar ve sokaktaki çocuklarla oynamak için izin istediler. Annelerinden izin alınca büyük bir coşkuyla sokağa çıktılar ve oynayan çocukların arasına karıştılar.
Yazar:Hayat Buğlem/Ressam İbrahim Çallı Ortaokulu
Danışman: Meliha Nurcan Özsu
PATIENCE


Eski Pencerenin Sırrı
Biz Efe ile Ege, ikiz kardeşiz. Bizim evimiz eski, bahçeli bir ev. En sevmediğiniz davranışlardan biri de mutfaktaki o eski, ahşap pencere. Pencerenin boyası yer yer çatlamıştı. Ama biz o pencereden bakmayı çok görüyoruz. Bugün hava biraz kapalıydı. Efe pencerenin yanında oturuyordu, ben de yanına sokuldum. Dışarıda yağmur yağıyordu. Damlalar, pencerenin camında minik minik yarışlar yapıyormuş gibi. "Baksana Ege" dedi Efe, parmağıyla camdaki bir damlayı takip ederek. "Bu damla kesin olacak!" Gülümsedim. Efe her şeyi bir oyun çevirmeyi çok severdi. Biz de o damlanın aşağıya doğru süzülüşünü heyecanla izledik. Ama tam dibe yaklaştığında başka bir damla ona görünümü değişti. "Aa, olmuyor!" diye hayıflandı Efe. O sırada pencerenin önünden yaşlı bir amca geçti. Üzerinde eski bir yağmurluk vardı ve elinde bastonuyla yavaş yavaş yürüyordu. Yüzü kırışıklıklarla dolu ama gözleri sıcacık gülümsüyordu. "Kim bu amca?" diye fısıldadım Efe'ye. Daha önce onu hiç görmemiştik. Efe omuz silkti. "Bilmem ki. Belki de yeni komşumuzdur." Amca tam pencerenin önünde durdu. Bize doğru baktı ve o güzel gülümsemesiyle el salladı. Biz de şaşkınlıkla el sallıyoruz.
Daha sonra amca devam etti. "Tuhaf" dedim. "Hiç tanımadığı halde bizi el salladı."Efe düşünceli bir şekilde başını salladı. "Belki de bizi birine benzetti." Biraz sonra yağmur durdu ve güneş açtı. Gökyüzünde renkli bir çiçek belirdi. İkimiz de hayranlıkla ona baktık. Sanki o yaşlı amcanın gülümsemesiyle aynı anda ortaya çıktı. "Biliyorsun Efe" dedim. "Bence o amca sihirliydi." Efe Güldürdü. "Saçmalama Ege! Sihir diye bir şey yoktur." "Ama belki de vardır" diye ısrar ettim. "Belki de bu eski pencerede sihirli. Baksana, bize onun günü farklı bir dünya gösteriyor." Efe bir düşündü. "Haklısın! Belki de bu eski pencerenin kendine göre sırları vardır." O gün sonra eski ahşap pencereye daha farklı gözlendi. Her gün yeni bir şey için önünde oturuyordu. Bazen geçen arabaların renklerini saydık, bazen de bahçedeki çiçeklerin nasıl büyüdüğünü izledik. O pencere bizim için sadece dışarıyı gösteren bir kamera değil, aynı zamanda hayallerimizi de süsleyen bir perdeydi. Ve kim bilir, belki de o sihirli amca bir daha o penceresinin önünden geçer ve bize yeni sırlarını fısıldar... Yazan: Zehra / Sefer Demir Bilsem/Denizli/Türkiye / Danışman: Figen Özgün
the window wonder
One chilly winter day, two brothers alp and ege stood at the window, their eyes full of wonder . Outside, children were building a big, jolly snowman. The boys could hear their giggles mixing with the cold, crisp air. It made them smile.

children were building a big, jolly snowman. The boys could hear their giggles mixing with the cold, crisp air. It made them smile.
Then, something else caught their eye—a group of deer walking quietly through the snowy field .The deer moved slowly and gently, their brown coats almost disappearing into the white snow.
The brothers watched in amazement, feeling like they had discovered a secret.
Suddenly, tiny raindrops began to fall, tapping softly on the window. Plink, plink, plink. The rain made a soft, soothing sound.
Each droplet looked like a little sparkle, dancing down the glass. The brothers stayed by the window, watching and wondering. They didn’t need toys or screens—just nature, changing and beautiful. That day, they learned something special: sometimes, the smallest moments bring the biggest joy
the end
this story was written by :
younes w / 6th grade /ghoret juin primary school / sousse / tunisia
ALP AND EGE

When Alp and Ege woke up in the morning, they could hear the sound of rain outside.
They went to the window and watched the rain.

When the rain stopped, they got permission from their mother and went outside. They started jumping in the puddles.

WRİTEN BY:
GAMZE
YAZIHÜYÜK SECONDARY SCHOOL
Advisor: Gonca DEMİRBAŞ


ALP AND EGE
It hadn’t snowed for a long time where Alp and Ege lived. Alp and Ege would wake up every morning, go to the window and wait fort he snow. One day when they woke up, a suprise was waiting fort hem; it had started to snow.

Alp and Ege were very happy and went outside and started playing in the snow.


WRİTTEN BY:
NİSA
YAZIHÜYÜK SECONDARY
SCHOOL
Advisor: Gonca DEMİRBAŞ

One winter day, Alp and his brother were at home and bored. Ege saw the wind coming from the outside . The Alp looked out the window and said“Ege look!
There were beautiful leaves outside.” Ege excitedly approached the window and looked outside. They were both very excited .
They immedently got permission their mother and went outside. They ran and jumped into the leaves. They enjoyed it very much and decided to do this every winter.
Written by Neslihan
Ressam İbrahim Çallı Secondary School
Consultor:Meliha Nurcan Özsu
The Wolf at the Window
by Aicha Ben Mabrouk (6th grade)/ Teacher: Nesrine Souguir
Ghoret Juin Kalaa Kebira Sousse Tunisia
6th grade
One cold winter evening, two brothers, Alp and Êge, were sitting by the fire place in their cozy home. Alp, the older one, was reading a book, while Ege gazed out the snowcovered window.
Suddenly, Ege gasped. "Alp, look! A wolf!" Alp hurried to the window and saw a large, fierce wolf staring right at them with glowing yellow eyes. Its sharp teeth gleamed in the moonlight, and its breath formed clouds in the freezing air.




Alp’s heart raced, but he tried to stay calm. "Don’t worry, Ege. The door is locked, and the wolf can’t get in." But the wolf didn’t move. It just kept watching them, as if waiting. Ege trembled. "What does it want?" Then, Alp noticed something—the wolf wasn’t alone. Behind it, hidden in the shadows, were two tiny wolf cubs, shivering in the cold.



"Look," Alp whispered. "It’s a mother wolf. Maybe she’s not here to harm us. Maybe she’s just… hungry." Without hesitation, Alp grabbed some meat from the kitchen and carefully opened the window just enough to toss it outside. The wolf sniffed the food, then carried it to her cubs before disappearing into the forest.

Ege smiled. "She wasn’t so scary after all." Alp nodded. "Sometimes, things aren’t as dangerous as they seem. We just have to look closer." And with that, the brothers returned to their warm fire, knowing they had helped a creature in need.

Eroğlu Nuri AIHL Secondary School
Written by Zeliha Turan Şimşek with my 6th grades students ; Yusuf, Serra ,Ömer,Mehmet,Hüseyin,Kerem
MUSTAFA AND MEHMET
One day, Mustafa and Mehmet looked at the children who played in the school garden. Mustafa was bored so he said why we don’t play in the school garden.Mehmet said I was bored too,why not? I like hide and seek. What about you?
I like playing football but I hate hide and seek.
Mehmet said oh really? I don’t like football.What about playing tag? And Mustafa said yes I like it too.Both of them chose playing tag and went outside. They played it and they had so fun. Then they met with the children who they saw before. They asked them about their favourite game. Their favourite game was tag. So Mustafa said why you don’t play with them. They joined the game. But a few later, the bell rang so they played the game at the second break.
Zeliha Turan Şimşek-Finike Eroğlu Nuri AIHL Secondary School-Finike/Antalya. Yusuf, Mehmet's story
RAINBOW
One day, Mehmet and Mustafa went to a picnic. Mustafa predicted that it would rain soon and they left the picnic and entered a small cave. After the rain finished, the sun rose. After that, an incredible rainbow appeared. Mustafa pointed to the rainbow and asked ‘’Shall we watch it?’’. Mustafa said ‘’yes’’. At the end, their picnic finished.
Zeliha Turan Şimşek -Eroğlu Nuri AIHL Secondary School-Finike/Antalya
Serra,Hüseyin's story.
CAR TOY
Mehmet and Mustafa looked at the toys at the toyshop.They were examining the toys. They said their father ‘’we want toy cars.’’ Their father said ‘’ Ok, I went and would buy one. Then their father went home and gave the toy car. At the end they were happy.
Zeliha Turan Şimşek-Finike Eroğlu Nuri AIHL Secondary School-Finike/Antalya. Kerem's story
SWIMMING DAY
Mehmet and Mustafa lokked at the
sea. They waited for the rain to
stop.They were bored while they were
waiting. When the rain finished, they
swam and they were very happy.
Zeliha Turan Şimşek-Eroğlu Nuri AIHL Secondary School-Finike/ Antalya.
Ömer's story.
GREAT IDEA
Mustafa looked at the forest and he thought he had a picnic with Mehmet and said his opinion to the teacher. The teacher accepted and they decided to go to the forest and had a good time all together.
Snowflakes and Wishes
Today, Alp and his brother Ege were sitting by the big window in their house.
It was snowing outside—really snowing!
Big, fluffy snowflakes were falling from the sky like tiny white feathers.
The ground was already covered, and the trees looked like they were wearing white coats.
Even the cars were all white.
Alp pressed his nose against the cold glass.
“It looks like sugar!” he said, with a big smile.
Ege laughed. “Do you think school will be closed tomorrow?”
“I hope so,” Alp whispered, his eyes wide open like he was trying to catch a snowflake with them.
They both giggled and breathed on the window, making
little foggy clouds.
Then they drew shapes in the fog—smiley faces, stars, and something that looked like a snowman
The snow kept falling and falling.
Everything outside looked quiet and soft, like the whole world had put on pajamas and gone to sleep.
Alp imagined what they would do if school was closed.
Maybe they’d build the biggest snowman ever.
Or have a snowball fight.
Or make snow angels and slide down the hill by
their street.
He looked at Ege and said, “We should get our boots ready... just in case.”
Ege nodded. “And the sled!”

They kept watching the snow for a long time.
No one talked much.
It just felt nice.
Warm inside, cold outside, and everything covered in white.
Later, when their mom called them for dinner,
they ran to the kitchen—
but Alp looked back at the window one last time and smiled.
He hoped the snow would keep falling all night

- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $19.19+) -
BUY THIS BOOK
(from $19.19+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!