Projemizde yeralan bütün öğrencilerimize çok teşekkür ediyoruz. Bu proje ile türkülerimizin, tarihimizin ve kültürümüzün bir parçası olduğunun farkına vardık. Nasıl yazıldıklarını öğrendik ve dersler çıkardık. Hiç türkü söylemeyenlere türküler söylettik. Enstrümanları tanıdık. Belki aranızdan bazılarınız müzik ile uğraşacak ve meslek edinecektir. Sizin gelişiminize katkı sunduysak ne mutlu bizlere... Hepinizin eline sağlık.
Volkan KARAEVLİ
PROJE KURUCUSU

GİNE YEŞİLLENDİ NİĞDE BAĞLARI
Bey kızına aşık olan ve aşkından dolayı hapse atılan gencin, beyden merhamet dilemek için yaktığı türkünün öyküsü kısaca şöyle: “Cumhuriyetten önceki yıllarda kaçak rakı, üzümü bol olan Niğde’ye 5 kilometre mesafedeki Fertek kasabasında imal edilmekteydi. İç içe bulunan Fertek ile Niğde’nin Tepe Bağları’nda eski oturak alemleri yapılmakta idi. Bu tarihlerde Niğde’de emrinde 8-10 kişi bulunan küçük beylikler bulunmakta idi. Gençlerden bir tanesi beylerden birinin kızına aşık olur ve bu olay da beyin kulağına gider. Bey, kızına aşık olan genci yakalattırıp, hapishaneye attırır. Beyden merhamet dileyen genç de bu türküyü yakar.”
NEŞET ERTAŞ
ŞEHİT ÖMER HALİSDEMİR İLKOKULU ÖĞRENCİ:AHMET ÖĞRETMEN:VOLKAN KARAEVLİ
GİNE YEŞİLLENDİ NİĞDE BAĞLARI ŞARKI SÖZLERİ
Gine yeşillendi aman aman aman
Niğde bağları
Aman Niğde bağları
Bize meskan oldu aman aman aman, gurbet elleri
Aman gurbet elleri
Bir boyuna baktım aman aman aman, bir de yüzüne
Aman bir de yüzüne
Sürmeler mi çektin aman aman aman, ah o gözüne?
Aman ah o gözüne
Sürmeler mi çektin aman aman aman, ah o gözüne?
Aman ah o gözüne
Sürmeler mi çektin aman aman aman, ah o gözüne?
Aman ah o gözüne
Sürmeler mi çektin aman aman aman, ah o gözüne?
Aman ah o gözüne
Ah o gözüne
Ah o gözüne vay
ŞEHİT ÖMER HALİSDEMİR İLKOKULU ÖĞRENCİ:AHMET ÖĞRETMEN:VOLKAN KARAEVLİ
SARI GELİN
Gelin, eski çağlardan beri Çoruh ırmağı boyunda yaşayan Hıristiyan Kıpçak Beyinin kızıdır.Ve saçları sarıdır. Zaten türkü adını da bey kızının sarışın olmasından alır. Erzurumlu bir delikanlı sarışın Kıpçak Beyinin kızına âşık olur Ve Erzurumlu delikanlı ile sarışın Kıpçak kızının arasında büyük bir aşk başlar. Sarışın Kıpçak kızına âşık olan delikanlının ailesi kız ile evlenmesine karşı çıkar. Delikanlı ise kıza deli gibi âşık olur ve aşkını şiirle mırıldanarak söyler. Kız bey kızıdır. Zaten bey de kızını vermez bu delikanlıyaDelikanli sarışın güzel kızı kaçırmağa karar verir ve nihayet kaçırır.Kipcak Beyinin adamlari iki kaçak aşığın peşine düşer ve uzun bir takipten sonra bulurlar ve delikanlıyı öldürürler. Milliyet’in haberine göre bu aşk Erzurum ve yöresinde yaşanmaktadır. Günümüzde türkünün hem Ermenice hem Türkçe versiyonları mevcut olmakla beraber, türkünün Anadolu’nun bağrından çıkan Türkçe bir türkü olduğu yönünde görüşler ağır basmaktadır. Solmaz, ”Türkünün kahramanı kız ne Türk ne de Ermeni’dir. Sarı gelin aslında Gürcü kızıdır. Ancak Sarı Gelin türküsünün dilden dile dolaşmasının, acılı ve hüzünlü bir aşkın hikâyesi olmasından kaynaklandığı muhakkaktır
ŞEHİT ÖMER HALİSDEMİR İLKOKULU ÖĞRENCİ:ÖKTEM ÖĞRETMEN:VOLKAN KARAEVLİ
ŞEHİT ÖMER HALİSDEMİR İLKOKULU ÖĞRENCİ:ÖKTEM ÖĞRETMEN:VOLKAN KARAEVLİ
Erzurum çarşı pazar leylim aman aman
Leylim aman aman leylim aman aman sarı gelin
İçinde bir kız gezer ay nenen ölsün sarı gelin aman
Sarı gelin aman sarı gelin aman suna yarim
Erzurum'da bir kuş var leylim aman aman
Leylim aman aman leylim aman aman sarı gelin
Kanadında gümüş var ay nenen ölsün sarı gelin aman
Sarı gelin aman sarı gelin aman suna yarim
Elinde divit kalem leylim aman aman
Leylim aman aman leylim aman aman sarı gelin
Katlime ferman yazar ay nenen ölsün sarı gelin aman
Sarı gelin aman sarı gelin aman suna yarim
Palandöken güzel dağ leylim aman aman
Leylim aman aman leylim aman aman sarı gelin
Altı mor sümbüllü bağ ay nenen ölsün sarı gelin aman
Sarı gelin aman sarı gelin aman suna yarim
Vermem seni ellere leylim aman aman
Leylim aman aman leylim aman aman sarı gelin
Niceki bu halimse ay nenen ölsün sarı gelin aman
Sarı gelin aman sarı gelin aman suna yarim
SARI GELİN ŞARKI SÖZLERİ
Yarim İstanbul’u mesken mi tuttun
Geçim derdiyle beli bükülen aileler, evlerinin reislerini, evlenme çağında oğlu olanlar da evlerinin delikanlılarını para kazanması için gurbete gönderirmiş. Anadolu’nun köy ve kasabalarından iş imkânlarının geniş olduğu büyük şehirlere özellikle de İstanbul’a çalışmaya gidenler senelerce oralarda kalırmış. Memlekette bıraktıkları eşleri, nişanlıları da sevdikleri adamın gurbet yolunu gözlermiş. Bu türkü de kocası İstanbul’a çalışmaya gidip senelerce dönmeyen bir kadının yaktığı bir ağıttır.
HÜSEYİN GÜLLÜOĞLU ORTAOKULU ÖĞRENCİ:İLAYDA
ÖĞRETMEN: DOLUNAY ÜNALIR
Yarim İstanbul’u mesken mi tuttun
Yarim İstanbul'u mesken mi tuttun
Gördün güzelleri beni unuttun
Sılaya dönmeye yemin mi ettin
Gayrı dayanacak özüm kalmadı
Mektuba yazacak sözüm kalmadı
Yarim sen gideli yedi yıl oldu
Diktiğin fidanlar meyveyle doldu
Seninle gidenler sılaya döndü
Gayrı dayanacak özüm kalmadı
Mektuba yazacak sözüm kalmadı
Yarimin giydiği ketenden gömlek
Yoğumuş dünyada öksüze gülmek
Gurbet ellerinde kimsesiz ölmek
Gayrı dayanacak özüm kalmadı
Mektuba yazacak sözüm kalmadı
İğde çiçek açmış dallar götürmez
Dağlar diken olmuş kervan oturmaz
Benim bağrım yufka sitem götürmez
Gayrı dayanacak özüm kalmadı
Mektuba yazacak sözüm kalmadı
HÜSEYİN GÜLLÜOĞLU ORTAOKULU ÖĞRENCİ:İLAYDA
ÖĞRETMEN: DOLUNAY ÜNALIR
Uzun İnce Bir Yoldayım Hikayesi-Aşık Veysel ŞATIROĞLU
Anadolunun bir köyünde sakin bir akşam karı koca uyumak için yatağa girerler kadının gözüne bir türlü uyku girmez çünkü o gece özeldir o gece kocasını terk edecektir Hemde sevgilisi ile köyden kaçarak kocasının uyumasından bayağı bir zaman sonra pencerede beklediği taşın sesini duyar kadın Ayakkabılarını giyip önceden hazırladığı eşyalarını alıp bahçede bekleyen sevgilisini yanına gider ve koşarak oradan kaçarlar koşarlarken kadının ayağını birşey rahatsız eder ayakkabısının içinde de birşey vardır ama kadın mecburdur koşmaya ayağını rahatsız eden şey için durma lüksü yoktur anadoludur burası Töredir Cinayettir geride bıraktıkları Belli bir mesafe uzaklaştıktan sonra nefes almak için dururlar kadın duraksamayı fırsat bilip nefes nefese derki Evden çıktığımdan beri ayakkabının içinde birşey var beni rahatsız ediyor çıkartıp bakar oda ne ayakkabısının içinde bir tomar para kocası herşeyin farkında biliyorki gidecek beni terk edecek ama bunca yıl çorbasını içtim çamaşırlarımı yıkadı ütüledi bana emegi geçti o yoksul köylü bütün parasını başka bir adam için kendisini terk eden karısının giderek kendinden uzaklaşan adımlarını attığı ayakkabısının içine koymuştur Bu hareketi yapan kişi ne Üniversite muzunudur ne de yüksek lisans yapmıştır tek bir kitap bile okumamış okuyamamıştır o güzel insanı o onurlu davranışı sergileyen o terk edilen adamı hepiniz tanıyorsunuz Aşık Veysel Şatıroğlu...
ŞEHİT ÖMER HALİSDEMİR ORTAOKULU
ÖĞRETMEN:GÖZDE ÇALIŞKAN ÖĞRENCİ: EFE
Uzun İnce Bir Yoldayım Türküsü Sözleri
Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldeyim?
Gidiyorum, gündüz gece
Gündüz gece
Gündüz gece
Gündüz gece
Dünyaya geldiğim anda
Yürüdüm aynı zamanda
İki kapılı bir handa
Gediyorum gündüz gece
Gündüz gece
Gündüz gece
Gündüz gece
Düşünülürse derince
Uzak gözükür görünce
Yol bir dakka mıktarınca
Gidiyorum gündüz gece
Gündüz gece
Gündüz gece
Gündüz gece
AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU
ŞEHİT ÖMER HALİSDEMİR ORTAOKULU
ÖĞRETMEN:GÖZDE ÇALIŞKAN ÖĞRENCİ: EFE
Hastane Önünde İncir Ağacı Türküsü Hikayesi Yöre:Yozgat
Yozgat şehrinde küçük yaşlarda beşik kertmesi yapılan iki çocuk, büyüdüklerinde de birbirlerini sevmeye devam ederler. Gencin askere gitme çağı gelince kızdan ayrı düşmek durumunda kalır. Bu nedenle çeşitli üzüntü ve kederler içine girer. Çünkü kızın ailesinden şüphe etmektedir. Ayrı düşmenin acısına katlanamayacağını düşünmektedir. Her şeye rağmen gitmek askere gitmek zorundadır. Komşu kızıyla beşik kertmesi olan genç, askere gitme çağından kızdan ayrı düşmek durumunda kalır. Yozgat’tan asker vazifesini yapacağı yere gider. Beşik kertmesi olduğu sevdiği kızdan ayrılmanın acısını yaşar. Sürekli onu düşünür. Onu başka birine vermelerinden korkar. Onu başka bir evliliğe zorlamalarından korkar. Bir gün hastalanır. Hava değişimi için Yozgat’a gelir. Kızın ailesi kızı göstermek istemez. Daha çok hastalanır, endişe bütün vücudunu sarar. Tedavi görmek için İstanbul’un hastanelerinden birine gelir. Verem olduğu anlaşılır. Çektiği ızdıraplar onu verem yapmıştır. Hastanede günler geçmek bilmez. Hastane bahçesinde bir incir ağacı bulunmaktadır. Bu incir ağacıyla vakit geçirip oyalanmak isterken türküler söyler. Bu türkü de o şekilde söylenen türkülerden biri olmuştur. Verem hastalığından kurtulamaz ve ayrılık acısını yaşayarak ölür. Cenazesi de İstanbul’da kalır.
ŞEHİT ÖMER HALİSDEMİR ORTAOKULU
ÖĞRETMEN:GÖZDE ÇALIŞKAN ÖĞRENCİ: İLAYDA
Hastane Önünde İncir Ağacı Türküsü
Hastane önünde incir ağacı
Annem ağacı
Doktor bulamadı bana ilacı
Annem ilacı
Baştabip geliyor zehirden acı
Annem oy acı
Garip kaldım yüreğime dert oldu
Annem dert oldu
Ellerin vatanı bana yurt oldu
Annem yurt oldu
Mezarımı kazın bayıra, düze
Annem oy düze
Yönünü çevirin sıladan yüze
Annem oy yüze
Benden selam edin sevdiğinize
Sevdiğinize
Başına koysun karalar bağlasın
Annem bağlasın
Gurbet elde kaldım diye ağlasın
Annem ağlasın
ŞEHİT ÖMER HALİSDEMİR ORTAOKULU
ÖĞRETMEN:GÖZDE ÇALIŞKAN ÖĞRENCİ: İLAYDA

Giresun’un İçinde
Giresun’un içinde
İki sokak arası
Altı kurşun attılar
Üç de piçak yarası
Vuruldum düştüm yere
Gidemedum uzağa
Ne edelum sevduğum
Düşürdüler tuzağa
Giresun’un içinde
Yeşil fındık bahçesi
Vurdular sevduğumi (Feride’mi)
Yere düştü kopçası
Vuruldum düştüm yere
Gidemedum uzağa
Ne edelum sevduğum
Düşürdüler tuzağa
Vuruldum sevduçeğum
Kanar yüreğum kanar
Alamadum ben seni
Yanar yüreğum yanar
Vuruldum düştüm yere
Gidemedum uzağa
Ne edelum sevduğum
Düşürdüler tuzağa
Öğrenci: Ruveyda H.
Öğretmen: Diyarhan Murat YILMAZ
Hikaye: Adından da anlaşıldığı üzere Giresun yöresine ait olan türkümüz, Feride adında güzel genç kızımıza yanık iki yağız delikanlının güzel kızımız için verdiği aşk savaşını anlatıyor. Giresun’un küçük bir köyünde şarkılara hatta filmlere konu olan hikâyemizin baş kahramanı Feride, Ömer adında yağız bir delikanlıyla bir aşk yaşamaktadır. Fakat Feride’nin aşkından yanıp tutuşan tek kişi Ömer değildir. Köyün belalılarından olan Musa da Feride’ye göz koymuştur ve onun için ölüme gidecek cesarete sahiptir.
Feride’nin Ömer ile bir ilişkisi olduğunu öğrenen Musa delirir ve Ömer’i adamlarına dövdürerek Feride’den uzak durmasını ister. Fakat Ömer öyle bir sevdaya düşmüştür ki bu saatten sonra onu ne dayak ne de ölüm korkutabilir.
Ömer ve Feride gelişen bu olaylar çerçevesinde ailelerin de onayıyla hızlıca söz keserler. Fakat Musa hâlâ aynı şekilde rahatsızlık vermeye devam etmektedir. Bunun üzerine genç aşıklar ailelerinin rızasıyla bir gece köyden kaçıp Musa’nın erişemeyeceği bir yerde yaşama kararı alırlar. Tam kaçtıkları esnada Musa aşıkların yolunu keser. Öfkesinden gözü bir şey görmeyen Musa iki aşığı da oracıkta öldürür ve bu sevdayı toprağa gömer..
Karadeniz Ağıtı
Karadeniz,Karadeniz
Her şeyimi alan deniz,
Ne verdinde neyi aldın.
Gençliğimi çalan deniz.
Karadeniz Karadeniz
Her şeyimi alan deniz.
Çocuklarım yetim kaldı.
Yalvarırım bul gel deniz.
Karadeniz,Karadeniz
Her şeyimi alan deniz,
Benide al git koynuna.
Yada bırak onu deniz.
Karadeniz azgın suyun.
Sevin karadeniz sevin.
Çocuklarım yetim kaldı.
Övün karadeniz övün.
Öğrenci: Emirhan Y.
Öğretmen: Diyarhan Murat YILMAZ

Hikayesi: Kocası denizci olan Fatma Bacı, kocasını çok sevmektedir. Kocası balıkçıdır ve her gün Karadeniz'in sularına yelken açar. Bir gün dışarıda büyük bir fırtına koparken Fatma Bacı'nın kocası yine denize yelken açmaya gider. Fatma Bacı havadan dolayına kocasına gitme dercesine baksa da, kocası gider. Sabah Fatma Bacı kocasını bekler ama o gelmez. Karadeniz bir yıl önce babasını aldığı gibi, kocasını da almıştır. Bu durum üzerine yıkılan Fatma Bacı bu ağıtı söyler.
YÜKSEK YÜKSEK TEPELERE
Köyün birinde Zeynep diye güzelliğiyle övülen bir kız vardır. Zeynep 16 yaşına yeni girmiştir. Bir gün Ali diye yabancı köylerden bir genç düğünde Zeynep’i görüp beğenir ve kızın babasına hemen bir görücü gönderir. Kısa bir zaman sonra düğünleri olur. Ali Zeynep’i alıp kendi köyüne götürür. Kendi köyünün yolu çok uzundur. 3 gün 3 gece boyunca bitmez . Bu uzaklık yüzünden Zeynep annesi, babası ve kardeşinin yüzünü uzunca bir süre göremez. Köyün yüksek tepesindeki evinden kendi yaktığı bir türkü mırıldanmaya başlar. Kocası annesine babasına olan bu Özlem’e pek te aldırış etmez. Hor görür ve eziyet eder. Annesi ve babasının hasreti Zeynep’i yataklara düşürür. Kocası başka çare bulamaz ve annesi ve babasını almaya gider. Yolculuk tam 6 gün sürer ve annesiyle babası Zeynep’in yanına varır. Onu yataklara düşmüş görünce çok üzülürler. Zeynep hayata gözlerini yumar. İşte o günden bu güne, bu türkü dilden dile söylenip durur.
Öğrenci: Melek
Öğretmen: Şahnur Türkoğlu
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $5.79+) -
BUY THIS BOOK
(from $5.79+) - DOWNLOAD
- LIKE (1)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!