Bu kitap ülkemin endemik bitkilerini tanıyalım eTwinning projesi kapsamında projeye katılan öğretmen ve öğrenciler tarafından hazırlanmıştır. Özgün hikayelerden oluşmaktadır.

YAZARLARIMIZ
1-ARZU NASIRLI
2-HACER KESKİN
3-HANİFE KURUKOL
4-HATİCE BAŞYİĞİT
5-KADRİYE ÇİĞDEM KAYA
6-MÜSLÜM KONGÜL
7-NAİM KONGÜL
8-NİMET KÖKEN
9-SAİME EKİNCİ
10- SHİREEN ABDESSALAM
11-UMMAHAN ÇELİK
12-ZEHRA MALAZGİRT
KARDELE'NİN UMUDU
MUSTAFA NECATİ ORTAOKULU/KOCAELİ
ZEHRA MALAZGİRT

KARDELEN'İN UMUDU
Karlı bir dağın yamacında küçük bir tohum uyandı. Bu tohumun adı Kardelen'di. Hava çok soğuktu ama o, toprağın altından yukarı bakıyordu. Dışarıyı çok merak ediyordu. Üzerindeki kar güneşi görmesini engelliyordu. Küçük kardelen "Güneşi görmek istiyorum ve baharın geldiğini herkese söylemek istiyorum." dedi.
Bu sözleri duyan sevimli bir sincap yanına geldi. "Bu kadar erken uyanmak tehlikeli olabilir," dedi. Ama Kardelen gülümsedi: "Ben insanlara umut olmak istiyorum. Güneşin ışıltısını görmek, doğanın canlandığını hissetmek istiyorum. dedi.
Kardelenin yanından ayrılırken arkasına dönüp tekrar baktı ve karların altından çıkıp güneşi görmek isteyen kardelene iyi şanslar diledi.
Küçük sincap hızlı bir şekilde oradan uzaklaştı.
Günler geçti, güneş parlamaya başladı. Karlar erimeye başladı. Ve bir sabah, Kardelen bembeyaz çiçekleriyle karların arasında çıktı. Herkes ona hayran kaldı. Baharın gelişini müjdeledi.
O günün ardından Kardelen, baharın ilk müjdecisi olarak açıklandı.
ASYA
DOĞANIN SAKLI HAZİNELERİ
ÖZEL AFYON BİRİKİM OKULLARI
HANİFE KURUKOL
Ali meraklı bir çocuktu. Doğayı çok severdi.Bir gün, dedesiyle birlikte Afyon dağlarına doğru yürüyüşe çıktı.
"Bu dağlar çok özel bitkilerle dolu" dedi dedesi gülümseyerek.
O anda, Ali'nin sırt çantasından minik bir ışık sızdı. Işık büyüdü, büyüdü... Ve bitki ortaya çıktı.
"Merhaba! Ben Geveç, Afyon Geveni. Burada sadece ben varim, başka hiçbir yerde yokum!"Geveç, morumsu çiçekleriyle çok sevimliydi.
"Doğayı koruyorsan, biz hep buradayız, dedi gülümseyerek."
Birden bir tepeden zarif bir lale belirdi."Ben Lali, Afyon Lalesiyim. İlkbaharda kısa süreliğine açıyorum""Ali, Laliye hayran kaldı.
Ali göl kenarındaki sapsarı bir çiçek gördü. "Merhaba!" dedi çiçek anında konuşarak.
"Ben Eber Sarısı Adımı Eber Gölü'nden alırım. Sadece buraya özgüyüm ve korunmaya ihtiyacım var."
Ali eve geçince hemen bir doğa günlüğü yazdı,resimler çizdi ve notlar ekledi.
Afyon'un saklı güzelliklerini bulmak sihirliydi.
Toros Dağları'nın eteğinde, yemyeşil bir ormanın içinde minicik bir fidan yaşarmış. Adı Minik Sedir'miş. O, diğer fidanlardan farklıymış. Hep gökyüzüne bakar, "Acaba bir gün bulutlara dokunabilir miyim?" dermiş.


TOROS SEDİRİ
Naim KONGÜL/KOZLUK MERKEZ ANAOKULU/BATMAN
Bir sabah, yanına mor kanatlı bir kelebek konmuş."Merhaba Minik Sedir!" demiş kelebek. "Neden hep yukarı bakıyorsun?" Minik Sedir heyecanla, "Çünkü bir gün çok büyük bir ağaç olmak istiyorum! Güneşi görmek, yıldızları selamlamak istiyorum!" demiş.Kelebek gülümsemiş: "Sen Toros Sediri’sin ! Zaten çok özel bir ağaçsın." demiş.









Aylar geçmiş, Minik Sedir büyümüş de büyümüş. Bir sabah güneş ona parlayarak demiş ki: "Minik Sedir, sen artık kocaman oldun. Gövden güçlü, dalların kocaman. Ormana gölge oluyorsun, kuşlara yuva, arılara çiçekler veriyorsun." Minik Sedir mutlu
olmuş. "Ben artık gerçek bir Toros Sediri oldum!"
demiş gururla.







Sude-Eymen-Asel
HATİCE BAŞYİĞİT
İBRAHİM EVREN KIZ MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ
KEMER ORKİDESİ

Torosların gizemli dağlarında yaşayan Zehra, bahar yürüyüşlerinde rastladığı eşsiz güzellikteki o nadide orkideye ''Güneşin Gözyaşı'' imzasını taşıyor. Bu Endemik KEMER ORKİDESİ Zehra için O topraklara özgü bir umut sembolüydü.
Günlerden bir gün köye gelen botanikçi Ali ile tanışan Zehra güzelliğine hayran kalan KEMER ORKİDESİnden bahsetti. Birlikte bu nadide çiçeklerinin nasıl korunması konusunda çeşitli fikirler sunarken, saklamanın samimi ve orkidenin saflığı kadar nadide bir bağ oluştu.

Kemer Orkidesi birbirini takip eden güçlenen Zehra ile Ali ile evlendiler. Orkidenin eşsiz güzelliği ve nadideliğinin simgesi olan bir mutluluk yaşıyorlardı. Her yıl Kemer orkidesini bağlılıklarının sembolü olarak görmeye gidiyorlardı. Adeta yaşadıkların mutluluğunun bu ilk yaşamına bağlı olduğu duygusuna kapılmışlardı. Ömürleri boyunca koruyup yaşatacaklarına dair ortak sözler vermişlerdi.




Onların bu hikayesi; Endemik bir güzelliği korumaya uğraşırken; sevginin ansızın yeşermesiyle sonsuz ve etkileyici bir yaşam öyküsüne dönüşüvermişti. Bu Yaşam Öyküsü; Zehra ve Ali'nin ''Ülkemdeki Endemik Bitkileri Araştırma Ve Koruma Pojesi'' başlatarak Endemik bitkilerin incelenmesi ve korunması için harekete geçilmesine vesile olmuştur.
UMMAHAN ÇELİK KOZLUK MERKEZ ANAOKULU
ELİF VE SEVGİ ÇİÇEĞİ
Bir sabah Elif dedesinin bahçesinde küçük bir tohum buldu. Tohumun üstü kalp gibi parlıyordu.
- Dede, bu ne? diye sordu.
Dedesi gülümseyerek cevap verdi.
- O sevgi tohumu. Sadece İç Anadolu Bölgesi'nde yetişir güzel kızım.


Elif tohumu bahçeye ekti, suyunu verdi. Ertesi sabah uyanıp bahçeye indiğinde bir mucize oldu. Topraktan kırmızı- pembe bir çiçek çıktı.
-Merhaba Elif! Ben Sevgi Çiçeği'yim! Sadece İç Anadolu'da yaşarım. Beni gören herkesin kalbi ısınır.


Birden toprağın altından başka çiçekler de belirdi.
-Ben Ay Şalbanı'yım. Güzelliğim sadece bu topraklara özel.
-Ben Beypazarı Geveni'yim. Eflatun rengimle doğayı şenlendiririm.
Elif sevinçle gülümsedi.
-Hepiniz çok özel ve çok güzelsiniz. Yarın okula gittiğimde arkadaşlarıma ve öğretmenime sizden bahsedeceğim.

Ertesi gün okula geldiğinde Elif arkadaşlarına yaşadıklarını anlattı.
-Bu çiçekler sadece bizim bölgemizde var. Onlara iyi bakalım, doğamızı koruyalım! Çocuklar hep bir ağızdan bağırdılar.
-Yaşasın Sevgi Çiçeği, Taşasın Doğa!


Umut Eymen/Meryem/Musa
MÜSLÜM KONGÜL/KOZLUK KIZ ANADOLU İMAMHATİP LİSESİ/KOZLUK BATMAN
Batman'ın Hüzünlü Çiçeği
Batman'ın sarp dağlarının eteklerinde, baharın müjdesiyle birlikte topraktan usulca yükselen bir güzellik vardı: Batman Ters Lalesi. Diğer laleler gibi göğe değil, hüzünlü bir edayla yere doğru eğik duran bu narin çiçek, yöre halkı için sadece bir bitki değil, aynı zamanda derin bir anlam taşıyordu.
Rivayet odur ki, çok eski zamanlarda Batman'da yaşayan iki genç birbirine âşıktır. Ancak aşkları uzun sürmez. Genç kız, sevdiğine olan hasretinden kahrolur ve gözyaşları düşer. İşte o gözyaşlarından, kırık bükükten, hüzünlü güzelliğiyle Batman Ters Lalesi yeşerir. Bu nedenle bölge halkı, bu çiçeğe baktıkça imkansız aşkların acısını ve derinliğini hatırlar.
Bahar geldiğinde Batman'ın dağları ve ovaları, binlerce ters lalenin oluştuğu kırmızı ve sarı bir halıyla kaplanırdı. Bu eşsiz manzara, uzak diyarlardan gelenleri bile büyüyorlardı. Ancak bu güzelliğe, aynı zamanda hassas ve korunmaya devam etti.
Batmanlı çocuklar, büyüklerinden ters lalelerin hikayelerini dinleyerek büyürlerdi. Dokunmanın, kopmanın kesilmesinin, kısaltılmasının yanlış olduğu öğretilirdi. Ortaya çıkmanın imkansız bir aşk gibi, bu çiçeğin çiçeğinin korunması gerekiyordu ki güzel manzara gelecek nesillere miras olarak kalabilsin.
Bir gün, yörenin meraklı çocuğu Ali, ters lalelerin en güzel açılan vadide dolaşırken, bir grup insanın çiçekleri umarsızca topladığını gördü. İçinde büyük bir üzüntü. Koşarak köyünün yaşlılarına haber verdi. Yaşlılar, Ali'nin gücüyle hayran kaldılar ve hemen harekete geçtiler.
Birlikte vadideki insanların ters lalelerinin hikayelerini anlattılar, onların ne kadar değerli ve korunması gerektiğini söylediler. Utanan insanlar, topladıkları çiçekleri geri bıraktılar ve bir daha asla bu kusursuz yapmayacaklarına sözler verdiler.
O gün sonra Batmanlılar ters lalelerine daha da sahip çıktılar. Onun baharı, hüzünlü içeriğiyle yeniden duygulandılar ve imkansız aşkların anısını taze tuttular. Batman Ters Lalesi, bu topraklara özgü bir çiçek zenginliğinin geçmişini, sevginin, hüznün ve doğaya saygının sembolü haline gelmişti. Ve Ali gibi duyarlı çocuklar sayesinde, bu benzersiz verimliliği Batman kalıcılığı devam edecekti.
SAİME EKİNCİ/KOZLUK MERKEZ ANAOKULU/KOZLUK BATMAN
TERS LALE KORUYUCULARI
YAZARLAR
DURU
ELİF MİNA
AHMET
Bir bahar günü üç kafadar -Duru, Ahmet ve Elif Mina sepetleriyle yola koyulmuşlar. Kuşlar melodisi, dereler ritmi çalıyormuş.
Akdamar Adasında,başı yerde doğru eğik, kırmızı-turuncu ters laleler açan gizemli bir vadi vardı.



Elif Mina lalelere bakıp sormuş:
“Başınızı neden eğiyorsunuz, güzel laleler?”
Ahmet düşünmüş: “Belki yerdeki tohum kardeşlerini koruyorlardır!”

Vadide bir bahçıvanla tanışmışlar. Bahçıvan anlatmış:
"Bu laleler, kışın soğuğunda havayı sıcak tutmak için eğilir. İlkbaharda da yeni filizlere gölge yapar. İşte başlarını bu yüzden olanlar; sevgiyle korumak için!"
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(2)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $9.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $9.99+) - DOWNLOAD
- LIKE (2)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- REMIX
- Report
-
BUY
-
LIKE(2)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!