
Nobel'i Paylaşan Üç Kafadar
Amerikalı üç kafadar üniversitedeki bilim laboratuvarında hararetli bir şekilde bir şeyler tartışıyordu. İçlerinden en kısa boylu olanı, afacanlığı ve kocaman gözlükleriyle dikkat çeken Michael, diğerlerine heyecanla bir şeyler soruyordu:

"Ne zaman acıkacağınızı, ne zaman uyuyacağınızı, ya da ne zaman daha iyi ders çalışacağınızı size kim söyler, beyler?"


Tabii ki annem söyler, dostum. "Annem her zaman her şeyin doğrusunu kendisinin bildiğini sanır.
İlk sözü Jeffrey aldı ve:



Acıkacağım, uykumun geleceği, hatta ders çalışmam gereken zamanı bile o belirler. İtiraz etsem de ona hiç fayda etmez. Ahh dostlarım, bir bilseniz neler çektiğimi!"



Hayır. Bunu kabul etmiyorum. Kabul etmiyorum bayım. Bütün anneler benzer şeyler söyler ancak benim kastettiğim şey bu değil. Ben zaman kavramından bahsediyorum.



Ne zaman ne yapacağınızı belirleyen anneniz ya da babanız değildir. Biraz daha düşünün, beyler. Örneğin, bir öğle vakti yemek yedikten biraz sonra uykunuz gelir aniden. Nedir bunun sebebi?



Bunun yanıtı çok kolay işte. Yemek yemeyi kim sevmez ki? Eğer yemeyi biraz fazla kaçırdıysak, yanında bir de ayran içtiysek yemekten sonra uykumuzun gelmesi gayet doğal değil midir?



Hayır, beyler. Kastettiğim şey yemeği çok kaçırmış olmanız, ailenizin tecrübesi ya da öğretmeninizin bilgisi değil. Ben tamamen sizden bedeniniz ve metabolizmanızla ilgili bir şeyler duymak istiyordum.



Ve üzülerek söylemeliyim ki beklediğim yanıtı sizden alamadım. Ne zaman acıkacağınızı, ne zaman uyuyup uyanacağınızı size biyolojik saatiniz söyler.


Biyolojik saat de ne?

Düşünsenize bir; geceleri çalışıyor, gündüz uyuyorsunuz. Ya da okullar sabah saatlerinde değil de akşam saatlerinde açık olsa neler olurdu acaba?



Bu durumda öğrenme hızımız değişir miydi? Ya da akşamları ders dinlerken uyuklar mıydık?




Dersler çok sıkıcı. Ben genelde uyukluyorum. Hele de matematik dersinde bu daha çok oluyor. Çünkü bayan Matilda bir ders boyunca yazı tahtasının önünden hiç ayrılmıyor. O sıkıcı ve hiç değişmeyen ses tonuyla ders anlatıyor.


Anlayamadığım yüzlerce teoremin tamamını yazmamızı bekliyor. Yazarken bir yandan da tahtadakilerin beynimizin içine kopyalanmasını bekliyor sanırım. Bu mümkün olmadığından ben de uyuyakalıyorum.



Önündeki not defterini açarak çizmiş olduğu şekilleri ve saate benzer çizelgeyi arkadaşlarına gösterdi Michael:


Kendisini tanıtayım: Karşınızda biyolojik saat. Çevresi onu saatlerin efendisi diye de çağırır. Bakalım bize neler söylüyor?

- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $5.19+) -
BUY THIS BOOK
(from $5.19+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!