
İKİ KUZENİN KAPADOKYA'DA
BİR GÜNÜ..


Kapadokya sabahı sessizdi. Güneş, peri bacalarının arkasından yavaş yavaş yükselirken gökyüzü turuncu renge bürünüyordu. Taşların üzerine düşen ışıklar etrafı parlatıyordu. İki kuzen, Fazlı ile Mehmet dar ve kıvrımlı patikadan aşağı doğru yürüyordu. Kalpleri merakla atıyor, birazdan başlarına ne geleceğini bilmiyorlardı.

Fazlı, "şu sessizliğe bak ortada kimsecikler yok" dedi. Mehmet, "sabahın kör saati olduğu için olabilir mi abiciğim, güneş bile yüzünü yeni yeni gösterirken bizim ne işimiz var buralarda?" Dedi. Fazlı gülümseyerek elindeki simidi ısırıp yürümeye devam etti. Mehmet gözünü ovuşturarak semaya yükselen balonlara hayranlıkla bakakaldı..
İkisi de birden gülmeye başladı. Kahkahaları Kızıl Vadi’de yankılandı.Yürümeye devam ettiler.Bir süre sonra Mehmet durdu."Bir dakika ağbi,orada birşey var "dedi.Kayaların arasında tozlanmış bir çanta duruyordu.Eskiydi ama sağlam görünüyordu."Biri mi düşürdü acaba?"dedi Fazlı.Mehmet çantaya doğru yavaş yavaş yürüdü..



Çantayı yerinden aldı.Kaldırırken biraz zorlandı.Çantayı hafifçe salladı,içinde bir şeyler vardı.
"Açalım mı ?"Diye sordu Fazlı. Mehmet tereddüt etti. Başkalarına ait bir eşyayı açmamalıydı.Biraz durup düşündüler.İçinde bir adres olabilirdi.Sonunda açmaya karar verdiler.


Bir süre sonra bir amcaya rastladılar. Amca, başını ellerinin arasına almış, derin derin düşünüyordu. Yüzü çok üzgün görünüyordu. Fazlı ile Mehmet amcaya selam verdiler. Neden üzgün olduğunu ve yardıma ihtiyacı olup olmadığını sordular.
Amca, önemli bir eşyasını kaybettiğini ve yolunu da şaşırdığını anlattı.

Bunu duyan iki kuzen birbirlerine baktı ve sevinçle gülümsedi. Ellerindeki çantayı dikkatlice amcaya gösterdiler.Amca çantayı görür görmez gözleri parladı, yüzüne kocaman bir gülümseme yayıldı.“Evet çocuklar, bu çanta benim,” dedi heyecanla. “Dün gece geç saatte yolumu kaybetmiştim. O telaşla çantamı da düşürmüşüm. Bana yaptığınız bu iyiliği asla unutmayacağım. Size ne kadar teşekkür etsem az".Dedi.

Fazlı yine de emin olmak istedi.
“Amca, çantanın içinde neler var?Dedi.”
Amca ayağa kalktı ve yavaşça konuştu:
“Benim için çok değerli bir fotoğraf ve mektup var.”
Fazlı biraz düşündü. Amca keseden ve cüzdandan hiç söz etmemişti. Merakı arttı.“Peki amca,başka neler var içinde?"Diye sordu.Amca gülümsedi.“İçi dolu bir kese ve cüzdan var ama onlar benim için önemli değil. Asıl değerli olan mektup ve fotoğraf.” Dedi.

Fazlı çok şaşırdı. İçinde para olan bir kese varken, bir fotoğrafla bir mektubun nasıl daha değerli olabileceğini anlayamadı. Ama amcanın gözlerindeki duyguyu fark etti. Sesi titriyordu, belli ki anlattıkları onun için çok önemliydi.
Fazlı bir an durdu, sonra başını salladı.“Tamam” dedi.
Çantayı iki eliyle dikkatlice tuttu ve gülümseyerek amcaya uzattı.

Amca, çantayı Fazlı’nın ellerinden alırken derin bir nefes daha aldı. Parmaklarıyla çantanın kenarını okşadı, sanki içindekilere dokunuyormuş gibi.
“Bazen” dedi kısık bir sesle, “insanın kalbini dolduran şeyler para olamaz.”
Mehmet ve amcanın sadık köpeği Altay sessizce onları izliyordu. Amcanın gözlerindeki yaşlar, Fazlı’nın kafasındaki soruları yavaş yavaş susturmuştu. O an, bazı şeylerin değerinin sayılarla ölçülmediğini ikisi de anladı.
Amca çantayı kapattı, başını kaldırdı ve gülümsedi. Yüzündeki yorgunluk hafiflemişti.
“Bugün bana sadece çantamı değil, hatıralarımı da geri verdiniz.” Dedi
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $3.39+) -
BUY THIS BOOK
(from $3.39+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!