HAZIRLAYAN OKULLAR
1- Murat ÇELEBİ - Çarşamba Fen Lisesi
2- Özlem ÇELİK - Özel Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
3- Ayşe ARSLAN - Sabiha Gökçen Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
4- Esra DEMİRBUĞA - İMKB 24 Kasım Anadolu Lisesi
5- Meltem Akdeniz - Şaban Temuge Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi

HAZIRLAYAN OKULLAR
6- Hülya TANDIRCI - Bursa Anadolu Kız Lisesi
7- Betül YALIM - Sultanbeyli Hüsnü M. Özyeğin Anadolu Lisesi
8- Esra TÜNEL - Şehit Yasin Naci Ağaroğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi
9- Figen NARCI - Yusuf Kalkavan Anadolu Lisesi
10- Yasemin YAĞMURCU - Kurttepe Şehit Ali Öztaş Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
MURAT ÇELEBİ - ÇARŞAMBA FEN LİSESİ
ÇALIŞMAYI HAZIRLAYAN ÖĞRENCİLERİMİZ
1) D.G 6) T.D 11) M.A
2) Z.A 7) Z.K 12) İ.K1
3) K.B 8) Z.Ş 13) Y.Ö
4) S.K 9) S.T
5) İ.K 10) S.Ç
SAMSUN - GİRESUN - ORDU
SAMSUN'UN TARİHİ VE KÜLTÜREL ESERLERİ

Amisos Tepesi
Geçmişi M.Ö. 3. yüzyıla yıkmak ve 1995 yılında keşfedilen tepe, Batı yönündeki girişinde yer almaktadır. Kısa bir teleferik yolculuğunun ardından ulaşabileceğiniz Amisos Tepesi, Helenistik Dönemde yaşadığı tahmin edilen ve Pontus Krallığı'nın üst düzey yönetici ailelerinden birine ait 2 tümülüse ev işleri yapıyor.

TÜTÜN İSKELESİ
Milli Mücadele için Samsun'a doğru yola çıkan Atatürk ve sekiz silah arkadaşının, Samsun'a geldiklerinde ilk adım attıkları Tütün İskelesi. Genç ve yaşlı farketmeksizin vatan sevgisi ile dolup taşan tüm halkın, 19 Mayıs 1919 yılında göstermiş olduğu sevinci ölümsüzleştirmek adına, bu iskele 19 Mayıs 2009 tekrar düzenlenmiş.

ONUR ANITI
Samsun halkı tarafından, Avusturyalı heykeltıraş H. Kriphel'e yaptırılan bronz Atatürk heykeli, Samsun'un bir simgesi haline geldi. Bir Alman vapuru ile Samsun'a getirilen heykelin açılış töreni, 1932 yılında H. Kriphel ve Viyanalı mühendis Mayer eşyalar büyük bir katılımla gerçekleşmiş. Büyük bir taban üzerinde şahlanan bir üstünde Atatürk heykeli, bütün heybeti ile neredeyse değiştirmek onun yerinden değişmekte. Ayrıca kaidenin yanında ise iki kabartma ve yazılar yerdedir. Kabartmanın birinden; iskelede sandalın yanında mermi ve cephane taşıyan insanlar, arkalarında üstlerinde yer alırken, diğer kabartmada ise; Atatürk dimdik olarak durmaktadır.

BANDIRMA GEMİSİ
Bandırma Gemisi 1919 yılında Atatürk ve silah arkadaşlarını Samsun'a getiren gemidir.

AMAZON KÖYÜ
Batı Park'ta 50 bin binarelik bir alan üzerine Amazon yaptırılmış ve 2,5 dönümlük bir Amazon Köyü yer alıyor. Bir rivayete göre; Samsun'un Terme ilçesi Gölyazı beldesi Amazon kadınlarının yaşadığına inanılıyormuş. İşte bu alanda da Amazon kadınlarının gündelik yaşamından kesitler sunuluyor. Samsun Büyükşehir Belediyesi ile On Dokuz Mayıs Üniversitesi iş birliği ile köyde anaerkil bir toplum olan Amazonların heykelleri, kabartmaları, günlük yaşamlarından kesitler ve yer alıyor.

ORDU'NUN TARİHİ VE KÜLTÜREL ESERLERİ

Kurul Kalesi
Bayadı Köyü sınırlarında yer alan Kurul Kalesi, şehir merkezine 13 km mesafede konumlanıyor. Sivri bir kaya üzerine kurulu olan bu kale, antik bir yerleşme olup, birinci derece arkeolojik ve doğal sit alanıdır. Karadeniz Bölgesi'nde ilk arkeolojik kazı alanı olma özelliğine sahip Kurul Kalesi, Ordu'nun en sembolik yapılarından birinden. 2010 yılında yapılan kazıda, 2300 yıl öncesine ait tapınak ve kale duvarlarına rastlanılmış.

Boztepe ve Teleferik
Ordu Boztepe, Karadeniz'in ve Ordu'nun tüm güzelliğini gözler önüne seriyor diyebiliriz. Ordu'nun yazılı manzarasını seyredeceğiniz Boztepe'de, özellikle akşam saatlerinde, harika zamanlar geçireceksiniz. Buraya hem kara yoluyla hem de teleferikle ulaşım sağlayabiliyorsunuz.

Çamlık Köyü
Ünye ilçesinde yer alan Çamlık Köyü ve Fokfok, arkadaşlarınızla birlikte yüzüp eğleneceğiniz, sahilde yürüyüp piknik yapabileceğiniz bir yazabilirsiniz. En önemli özelliği ise; Fokfok ve Fega Deniz Mağarası'nın atamasıdır. Bilmeyenler için Fokfok, aslında doğal falezlerdir ancak yöresel adı Fokfok'tur ve Ünye'nin kullanımlarından biridir.

Uzundere Şelalesi
Aybastı ilçe sınırlarında yer alan Uzundere Şelalesi, 105 metre uzunluğunda olduğu için görenleri şaşkına çeviriyor. Bölgenin renkli ve harika doğal güzelliği olan bu şelale, 102 m yüksekliğindedir ve bu sebeple Türkiye'nin en yüksek şelalelerinden biri özelliğine sahiptir.

Ordu merkeze yakın bir benzer yer alan Turnasuyu Vadisi, Doğu Karadeniz'in yeni keşif rotasıdır. El değmemiş doğası ve pek çok bakir köşesi ile doğa tutkunlarının adresi olan Turnasuyu Vadisi, 60 km uzunluğunda bir yürüyüş parkuruna ev dönüş yapıyor.

GİRESUN'UN TARİHİ VE KÜLTÜREL ESERLERİ

Giresun merkeze 45 kilometre yükseklikte yer alan alan şelalenin en yüksek noktası Dikoluk Pınarı ve Marazlı Tepesidir. Mağaralar, kaç bin yıllık, tarihi değirmenler gibi güzelliklerinin yanında pek çok canlı çeşitliliğine de rastlanmaktadır. 60 farklı canlıya ait 129 bitki türü, 36 canlıya ait 105 kuş türü de tabiat parkı içindedir.

MAVİ GÖL
Giresun'un Dereli ilçesinde bulunan gölün en belirgin özelliği Karadeniz Bölgesi'nde dere şeklinde akan tek göl olması. Başta yerel halk olmak üzere, Türkiye'nin farklı bölgelerinden gelen mesajla oldukça ilgi görmektedir.

Dereli ilçe sınırlarında yer alan krater gölü Sağrak, yaban hayatı için önemli bir unsurdur. Gölün birden fazla birçok ayı, kurt, tilki, urkeklik, kartal, şahin, doğan gibi çok çeşit hayvan bulunuyor. Tüm sipariş yanı sıra sıra doğa aktiviteleri de yapılmaktadır.

Espiye'den 33 km yüksekte yer alan Avluca ve Yeniköy arasındaki Karadona Deresi'nin yanında bulunan suyun içinde yedi değirmeni çalıştırdığı, bu kaynağında özünde bir mağara olduğu ortaya çıkmıştır. Halk tarafından Patlaksu olarak mağaranın belirli bölgelerinde farklı damlataş, sarkıt, dikit gibi oluşumlar gelir. İçerisinde herhangi bir canlıya rastlanılmamıştır.

Alucra ilçesinde bulunn Fevzi Çakmak Köyü'ndeki mağara, kimyasal erimeler sonucu çukurun son noktasında yer alan oluşturmuştur. Ağzı geniş olan mağaraya tepeden obruk içine inilerek girilebilinmektedir. Yerinde yerin hemen girişinde bulunmaktadır. Damlataş, dikik ve sarkıt gibi oluşumlara çok fazla rastlanmamakla birlikte yarasa bulunmaktadır.

Meltem Akdeniz - Şaban Temuge Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
YALOVA- EDİRNE- ADIYAMAN
HAZIRLAYAN ÖĞRENCİLER:
BA STMAL CY STMAL
ET STMAL HE STMAL
İL STMAL IR STMAL
UA STMAL YB STMAL
YALOVA
Yalova oldukça köklü bir tarihe sahip olup, yapılan araştırmalar ve arkeolojik kazılar ile pek çok medeniyete ve uygarlığa ev sahipliği yaptığı görülmektedir. Bu köklü tarihi itibari ile de bizlere ne denli zengin kültürel özellikleri içerisinde barındırdığını göstermektedir. Yalova denilince ilk akla gelenler Termal Kaplıcaları, Armutlu Kaplıcaları ve Atatürk Köşkü olsa da, Yalova ilimiz köklü tarihi ile birlikte pek çok kültürel zenginliği ve tarihi mirası içerisinde barındırmaktadır.
YÜRÜYEN KÖŞK
YÜRÜYEN kÖŞK, Yalova'nın simgesel tarihi değerlerinden biridir. Atatürk'ün "benim kentimdir" diye bahsettiği güzel Yalova'daki evidir.
Atatürk, 1930 yılında bir gün köşke gitmiştir. Çalışanlar çınar ağacının dalının köşkün çatısına vurduğunu, çatı ve duvarlara zarar verdiğini söyleyerek, çınarın köşke doğru uzanan dalını kesmek için izin istemişlerdir. Atatürk ise çınar ağacının dalının kesilmesi yerine, binanın tramvay rayları üzerinde biraz ileriye alınmasını emretmiştir. Böylelikle ağaca zarar verilmemiş yapı 4. 80 m. kaydırılmıştır. Bu olaydan ötürü Yürüyen Köşk ismini almıştır.
Atatürk'ün doğaya verdiği değeri de kanıtlaması açısından önemli bir tarihi mirastır.
KARAKİLİSE
Karakilise adıyla bilinen yapı,Yalova’nın 3 km. doğusunda Çiftlikköy İlçesi sınırları içindedir. Yapı, tuğladan yapılmıştır. Kubbesi ve kemerlerı günümüze sağlam gelebilmiştir.
M.S.6. yüzyılda hamam, M.S.8-9 yüzyılda’da kilise olarak kullanılmıştır.
Halk arasında ve kayıtlarda Karakilise olarak tanınmaktadır.
Yapı, erken Bizans dönemine ait olup, sonradan çift narthex ve apsis eklenmiştir. Haç planlı mekâna oldukça geniş bir kapıdan girilir. Haçın kolları beşik tonozla örtülüdür. Orta mekânda, 8 penceresi bulunan yüksekçe kasnaklı bir kubbe bulunmaktadır. Kilise, serbest haç planının değişik bir örneğidir.
Karakilise’nin bulunduğu Çiftlikköy sahilinde antik bir liman ve su kemerleri kalıntıları bulunmaktadır.
KAĞIT MÜZESİ
Medeniyet Elçisi olarak adlandırılan kağıdın binlerce yıllık tarihini Kağıthane-i Yalakabad adına gözler önüne seren Yalova Belediyesi İbrahim Müteferrika Kağıt Müzesi, ülkemizin de ilk kağıt müzesi olması açısından oldukça önemli bir yere sahiptir.
Bu müzede Kağıdın Tarihi, Üretimi, Korunması, Kağıt Sanatları, Türkler ve Kağıt, Kağıt Sanayii, Kitabın ve Kütüphaneciliğin Tarihi gibi konularda oluşturulan bilgi panolarının yanısıra oluşturulan üretim atölyesinde ziyaretçiler kendi kağıdını üretebilecekler.
El yapımı doğal kağıt ile yepyeni bir ürün sunan Kağıt Müzesi dünya Kağıt Müzeleri yetkililerince de desteklenmektedir. Yüzlerce bilim insanı tarafından gönüllü danışmanlık yapılan müze, Kağıtçılık Tarihi konusunda bir ihtisas merkezi olma yolunda çalışmalar yürütmekte olup, oldukça zengin bir belge kütüphanesine sahiptir.
EDİRNE
Edirne, Anadolu’yu Avrupa’ya birleştiren bir konumda olması nedeniyle zengin bir kültüre de sahiptir. İl genelinde Osmanlı Türk kültürünü yansıtan 612 tarihi eser vardır. Bu eserlerden bir bölümü (ki bunlar Selimiye Camii, Üç Şerefeli Cami, Kervansaray, Meriç Köprüsü, Eski Cami v.b.) sağlamlılığını korumakta olup halen kullanılmaktadır. Bunlara benzer bir bölüm tarihi yapı da restore edilmektedir. Ayrıca il genelinde 29 adet SİT alanı mevcuttur.
EDİRNE SELİMİYE CAMİİ
Edirne’nin her yerinden tüm ihtişamı ile görülebilen, dört zarif minaresi, muhteşem kubbesi ile eşsiz bir yapı olan Selimiye Camii dünya tarihinin ünlü mimarlarından birisi olan Mimar Sinan’ın eseridir. Osmanlı mimarisinin en önemli eseri olarak kabul edilen camiyi Mimar Sinan da “ustalık eserim” olarak tanımlamıştır.
İlk olarak anıtsal görünümü ile dikkat çeken Selimiye Camii’nin dört köşesinde yer alan, her biri üç şerefeli minareleri ,dünyanın en görkemli örnekleri arasında gösterilmektedir. Caminin minarelerinin uzunluğu alemleri dahil 85,67 metre olarak ölçülmüştür. Minarelerin mimari açıdan dikkat çekici yönleri, mümkün olabilecek en ince şekilde tasarlanmaları ve her birinde birbiriyle çakışmadan ayrı ayrı şerefelere ulaşan üçer merdivenin bulunmasıdır.
MERİÇ KÖPRÜSÜ
RÜSTEMPAŞA KERVANSARAYI
Kanuni Sultan Süleyman'ın Sadrazamı Rüstem Paşa, Mimar Sinan’a yaptırtmıştır. Klasik Osmanlı mimarisinin ilginç örneklerinden olup Kanuni döneminin görkemli yapılarındandır. Avlulu hanlar planındadır. Dikdörtgen avlunun çevresine iki katlı odalar yerleştirilmiştir. Katların avluya bakan yüzleri, revaklıdır. Revakların arkasında ocaklı ve nişli odalar bulunur. Uzun yanlarda, karşılıklı olarak yukarı çıkan merdivenler vardır. Üst kat pencere ve kapı kemerlerinde tuğla süsleme ilginçtir. Kesme tas ve tuğladan örülmüş duvarlar yapıya anıtsal bir görüntü kazandırmaktadır Rüstem Paşa Kervansarayı 1972 yılında restore edilerek otel haline getirilmiş ve başarılı görülen bu restorasyonla 1980 yılında Ağa Han Mimarlık ödülünü almıştır.
ADIYAMAN
Adıyaman, tarihin bilinen en eski yerleşim yerlerinden biridir. Adıyaman Palanlı Mağarasında yapılan incelemelerde kent tarihinin M.Ö. 40.000 yıllarına kadar uzandığı anlaşılmıştır.
Büyük bir istikrarsızlığın olduğu Orta Çağ boyunca Adıyaman Bizans, Emevi, Abbasi, Anadolu Selçukluları, Dulkadiroğullan arasında el değiştirmiş ve nihayet Yavuz Sultan Selim'in İran seferi sırasında 1516 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı topraklarına katılan Adıyaman, başlangıçta merkezi Samsat'ta bulunan bir Sancakla Maraş Beylerbeyliğine bağlıyken, Tanzimat’tan sonra bir kaza olarak Malatya'ya bağlanmıştır.
Cumhuriyetin kuruluşundan 1954 yılına kadar eski idari yapısı korunarak Malatya'ya bağlı kaza konumunda olan Adıyaman 1 Aralık 1954 tarihinde 6418 sayılı Kanunla Malatya'dan ayrılarak müstakil il haline gelmiştir.
NEMRUT HARABELERİ
Türkiye'nin güneydoğusunda tanrıların ve kralların dev heykellerini barındıran ve UNESCO'nun dünya mirası listesinde yer alan Nemrut Dağı Ören Yeri, 2150 metre yükseklikte etkileyici bir manzara sahip bir yerdir. Kommagene Kralı I. Antiochos’un tanrılara ve atalarına minnettarlığını göstermek için yaptırdığı mezarı, anıtsal heykelleri ve benzersiz manzarası ile Helenistik Dönemin en görkemli kalıntılarından birisidir. Varlığı bilinmekle beraber kral mezarı, henüz keşfedilememiştir.Bugün Nemrut Dağı'nın batı tarafında taştan yapılma bu dev heykellerin sadece yıkıntıları ve başları görülüyor.
CENDERE KÖPRÜSÜ
Cendere Köprüsü, Antik Roma mimarisinin muhteşem bir anıtsal örneğidir. Biri ana kemer ve biri tahliye kemeri olmak üzere iki kemerden oluşan köprü her biri tonlarca ağırlıkta olan düzgün kesme taşlardan yapılmıştır. 7 metre genişliğinde, 30 metre yüksekliğinde ve 120 metre uzunluğunda olan köprünün en ilginç mimari özelliği harç kullanılmadan yapılmış olmasıdır. Köprü, her iki tarafından rampa biçiminde yükselerek orta kısımda birleşmektedir. Bu özellik köprünün hem statik olarak dayanıklılığını artırmakta hem de köprüye anıtsal bir görünüm kazandırmaktadır.
KARAKUŞ TÜMÜLÜSÜ
Nemrut Dağı Milli Park giriş noktasında yer alan Kommagenelilerin kraliçelerine ait Anıt Mezar yöre halkı tarafından sütün üzerinde bulunan kartal heykelinden dolayı Karakuş olarak adlandırılmaktadır. Kral Antiochos Theos’un yerine geçen oğlu II.Mithradates annesi İSİAS için bu anıt mezarı inşa ettirmiştir. Anıt mezara pers prensleri ile evli olan kız kardeşleri Laodike ve Antiochis’in Pers-Roma savaşında öldürülmesiyle cenazelerini annesinin yanına gömmüştür. Karakuş anıt mezarında dört Kommagene kraliçesi yatmaktadır. Anıt mezarının etrafındaki beş sütundan biri tahrip olmuştur. Güneydeki sütun üzerinde Kartal, doğudaki sütunlar üzerinde Aslan ve Boğa, batıdaki sütun üzerinde ise Kral 2. Mithridates’in kız kardeşi Laodike ile tokalaşma kabartması vardır.
Özlem ÇELİK - Özel Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
KIRKLARELİ -TEKİRDAĞ - ÇANAKKALE
Hazırlayan Öğrenciler
KU SG
EÇ EG
KIRKLARELİ TARİHİ VE KÜLTÜREL ESERLERİ
Vize ilçe merkezinde yer alan Vize Kalesi, 4 metre yüksekliğinde taş bloklardan oluşmuş tarihi bir yapıdır. Günümüze kale yapısının surlarından çok az bir bölüm kalmıştır. Kentin en yüksek tepesinde akropolde olan kalenin, ovaya doğru uzanan kalıntıları günümüze kadar gelmiş. Kalenin yapım tarihinin ise Roma döneminin M.Ö 72-76 yıllarına dayandığı biliniyor.

Bizans döneminde inşa edildiği bilinen Pınarhisar Kalesi, Osmanlı döneminde revize çalışmalarından geçmiş ve bugünkü halini almıştır. Kale ilçenin kuzeyinde çevreyi gözlemleyebileceğiniz bir tepede yer almaktadır. Kalenin devamında ise ilçe merkezine inen sur duvarlarının kalıntılarını görebilirsiniz.
Bizans dönemine ait Kıyıköy Kalesi, 6. yüzyılda yapılmış şehrin en eski tarihi yapılarından biri. 9. ve 10. yüzyıllarda onarılan kalenin, 6 metreye kadar yükselen surları bulunuyor.
Vize ilçesinde bir ormanın içerisinde bir kale gibi yükselen Monopetra Kayalıkları, bölgede eşkıyalara sığınma noktası olarak bilindiğinden dolayı, Eşkıya Kayaları olarak da anılır. Bulgarca’da, Monopetra ‘’tek kaya’’ anlamına gelmektedir. Kayalıklarının olduğu bölgenin hemen aşağısı İğneada Limanı’na ulaşan bir antik ticaret yolu bulunmaktadır.
Vize ilçesine bağlı Kıyıköy kasabasının 2 kilometre güneyinde yer alan Kıyıköy Mağarası, bölgenin en eski tarihi yerlerinden biridir. Büyük Kurudere olarak bilinen akarsu yatağının yamacında yer alan Kıyıköy Mağarası, 25 metre yüksekliğindeki bir yamaçta yer alır.
Ulaşımı biraz zahmetli olsa da kısa bir yürüyüşten sonra göreceğiniz manzaralara değdiğini göreceksiniz. Mağara içerisinde kırmızı ve kahverengi mağara kelebekleri ile yarasalar yaşıyor.
Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı Baklaya Köyü’nde yer alan Yanasu Mağarası, Trakya Bölgesi’nin en büyük üçüncü mağarası olarak kayıtlara geçmiş. Sarkıt ve dikitlerin her yanını sardığı doğal oluşumlu mağara, damlataş havuzu ile de görenleri kendine hayran bırakıyor.
Türkiye–Bulgaristan sınırında yer alan Dupnisa Mağarası, Trakya’nın turizme açılan ilk ve tek mağarasıdır. Yeşilin her tonunu görebileceğiniz ağaçlarla kaplı bölgede yer alan mağara, iki kat ve üç mağaradan oluşmuştur.
Toplam uzunluğu 2 bin 720 metre olan mağara sisteminin üst katını Kuru ve Kız Mağaraları oluştururken 50-60 metre aşağısında Sulu Mağarası yer almaktadır. 2003 yılında turizme açılan Dupnisa Mağaraları, içerisinde yer alan 450 metrelik yürüyüş iskelesi ve aydınlatma sistemiyle konforlu gezi imkanı sunmaktadır.
İstanbul‘un fethi için stratejik bir nokta olan Vize, fethedildikten sonra Küçük Ayasofya Kilisesi, Gazi Süleyman Paşa Camii’ne dönüştürülmüş. 6. yüzyılda Jüstinyen döneminde inşa edilen yapı 8 asır boyunca kilise olarak hizmet vermiş. Bizans mimarisinin özelliklerinin görüldüğü yapıya, daha sonradan minare ve mihrap eklenmiştir. Kubbesi bulunmayan Küçük Ayasofya’nın hala bir kiliseyi andırdığını söyleyebiliriz.
Yapılan değişiklikler ve geçen uzun zaman, bu ibadethanede bazı hasarlar meydana getirmiş. Daha kötüsü bir dönem yıkılmaya yüz tuttuğunda, ehil olmayan kişiler tarafından restore edilmeye çalışılmış. Neyse ki 1997 yılında Kırklareli Müzesi ve Trakya Üniversitesi’nin girişimleriyle Küçük Ayasofya düzenlenmiş ve 2007 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından aslına uygun olarak restore edilmiş.

Vize’de Bizans dönemine ait bir başka eser olan Ayanikola Manastırı, 6. yüzyılda yapılmıştır. Kıyıköy kasabasındaki manastır, kayaların oyulmasıyla yapılan ibadethanelerin en güzel örneklerinden biridir. Bodrumda Hristiyanlarca kutsal kabul edilen ayazma, zemin katında bir kilise ve üst kata keşişlerin vakit geçirdiği bir alan bulunuyor.
19. yüzyılda Rumlar tarafından yapılan eklemeler ise günümüze ulaşmamıştır. Bir sahil ve balıkçı kasabası olan Kıyıköy’e yolunuz düşerse, tarihe dokunmak için Ayanikola Manastırı’nı ziyaret etmenizi öneriyoruz.

Rivayete göre Osmanlı’nın en az padişahlar kadar bilinen sadrazamı Sokullu Mehmet Paşa, 14 yaşında devşirilerek Topkapı Sarayı’na getirilir. Bu uzun yolu katederken yorulurlar ve Lüleburgaz’da dururlar. Orada yaşayan bir kadın da Sokullu Mehmet Paşa’ya yemesi için bir şeyler verir.
Sokullu, devlet kademelerinde yükselse bile, kendisine yapılan bu iyiliği unutmaz ve Lüleburgaz’a bir külliye yapılmasını ister. Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamlığını yaptığı dönemde, tarihin en büyük mimarlarından biri olan Mimar Sinan yaşamaktadır. Gerisi malum; günümüzde hala dimdik duran muazzam bir külliye, Lüleburgaz’ın siluetini süslüyor.
İstanbul Edirne yolu üzerinde karşınıza çıkacak Cedid Ali Paşa Cami, Kırklareli’ne bağlı Babaeski ilçesinin tarihi güzelliklerinden biri. 1832 yılında restore çalışmalarından geçen caminin 1555 yılında Cedid Ali Paşa tarafından Koca Sinan’a yaptırıldığı biliniyor. Üzeri kurşun kaplı büyük bir kubbe ile örtülü caminin, birbirine eklenmiş iki son cemaat yeri bulunur. Edirne’deki Selimiye Cami’nin minyatürü olarak karşımıza çıkan Cedid Ali Paşa Cami’ni ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.
TEKİRDAĞIN TARİHİ VE KÜLTÜREL ESERLERİ
Namık Kemal Heykeli
İl merkezindeki hükümet binasının karşısında bir park vardır. Bu parkın içinde Namık Kemal (1840-1888), anısına yaptırılan bir heykel bulunur. 1949’da yapılan heykel üzeri dışarı çıkıntılı silmeli kaide üzerindedir.

Tamamıyla demirden yapılan fenerin inşası sırasında birleşim yerlerinde kaynak yerine sadece vida kullanılması yapının dikkat çekici özelliklerinden biridir. Şarköy’de bulunan fenerin yüksekliği yaklaşık 25 metre yüksekliğindedir. Oldukça etkileyici bir manzaraya sahip olan Hora Feneri’ni mutlaka ziyaret etmenizi öneriyoruz.

Çorlu’nun merkezindeki cami, Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1521 yılında yaptırılmış. Kare plandaki caminin malzemesi kesme taştır. İnşa dönemini anlatan kitabe ise kapının üzerindedir.
Türbe, Turan Bey’in oğlu Ömer Bey’e aittir. Kitabesinde Ömer Bey’in ölüm tarihi 1502 olarak belirtilmiş. Tahminlere göre türbenin de inşa edilmeye başlandığı yıl 1502’dir.
Tekirdağ’ın Ertuğrul Mahallesi’nde bulunan cami, 1831’de Zahire Nazırı Ahmet Ağa’nın isteği üzerine yaptırılmış. 1912’de minaresi yıkılmış ve Cumhuriyet Dönemi’nde yenilenmiştir. Tek şerefeli cami iki katlıdır ve 20 penceresi vardır.
Tekirdağ’ın mutlaka uğramanız gereken turistik noktalarından biri de Uçmakdere… İçerisinde pek çok restoran ve manzaralı koy yer alan tarihi Uçmakdere köyü, yamaç paraşütçülerinin de sık sık uğradığı duraklardan biri.
Günümüzde sadece bazı kalıntıları görünen Çorlu Kalesi’nin altıncı yüzyılda yaptırıldığı tahmin ediliyor. Bizans dönemine denk gelen kalenin askeri stratejiyle planlandığı belli oluyor..

Şarköy, Tekirdağ’ın tarihi simgelerinden biri olarak gösterilir. Köyün her bir köşesinde tarihten izler görebilmeniz mümkün. 60 kilometrelik sahiliyle Türkiye’nin en uzun sahillerinden biri olarak gösterebileceğimiz Şarköy, Ganos dağlarına dik uzanmaktadır.

ÇANAKKALE TARİHİ VE KÜLTÜREL ESERLER
Aynalı Çarşı
Aynalı Çarşı, 1889 yılında II. Abdülhamid’in padişahlığı sırasında şehrin önde gelen ailelerinden Eliyau tarafından inşa ettirilmiştir. Önceden çarşının içinde atlar için koşum takımı yapan ve süs eşyası satan dükkanlar yer alırmış.
Çarşı da adını, ayna adındaki at gözlükleri satan dükkanların fazla olması nedeniyle buradan almış. Ayrıca çarşıyla ilgili kayıtlar incelendiğinde Aynalı Çarşı’nın İstanbul’daki Mısır Çarşısı’nın minyatürü olduğu anlaşılıyor.
Çarşı şehre has hediyelik eşyalar satan çok sayıda dükkanıyla günümüzde hediyelik eşyalar satılan küçük bir alışveriş merkezi haline gelmiştir. Kemal Paşa Mahallesi’ne bağlı Çarşı Caddesi üzerinde yer alan Aynalı Çarşı, merkezi bir konumda olduğu için buraya yürüyerek ulaşım sağlanabiliyor.
“Dur Yolcu” şiirinin iki mısrası ile iki figürden oluşan anıt, Değirmen Burnu Tabyası’nın ardındaki tepenin yamacında bulunuyor. 1960’da Asteğmen Seyran Çebi tarafından yaptırılan anıt, Çanakkale Boğazı’ndan geçen bütün gemilerin görebileceği bir konumda olmasının yanı sıra şehrin tarafından da görülebilecek bir konumda. Geceleri aydınlatılan anıt hem tarihi önemiyle hem de ihtişamıyla ziyaretçilerini etkisi altına alıyor.

Çanakkale’nin sembollerinden olan Çanakkale Şehitler Abidesi, Gelibolu Yarımadası’nda Çanakkale Boğazı’nın ucunda yer alan Morto Koyu önündeki Hisarlık Tepe’sinin üzerinde bulunuyor. İsmail Utkular, Doğan Erginbaş ile Feridun Kip tarafından tasarlanan abidenin temeli 19 Nisan 1954’de atılmış ve şehitlik 21 Ağustos 1960 tarihinde ziyarete açılmıştır.
41,7 metre yüksekliğinde olan abide, dört ayak ve bir kubbeden oluşuyor. Tavan kısmına mozaikten Türk bayrağının işlendiği şehitliğin şeref holünde M. Akif Ersoy’un “Çanakkale Şehitlerine” şiirinden bir dörtlüğün yazılı olduğu lahit taşı yer alıyor. 4 ayağında 8 rölyefin bulunduğu abidenin denize bakan 4 rölyefi deniz savaşlarını, karaya bakan 4 rölyefi de kara savaşlarını anlatıyor.

Dünya Miras Listesi’nde yer alan Truva Antik Kenti, M.Ö. 3000-2500 yıllarında yerleşim yeri olarak kurulmuş, dünyanın en meşhur arkeolojik kentidir. İlk yerleşim yeri olmasıyla birçok medeniyeti bünyesinde barındırmış kentte ilk arkeolojik kazı 1871 yılında Heinrich Schliemann tarafından yapılmış, günümüzde ise Prof. Dr. Manfred Korfmann tarafından devam ettirilmektedir.
Ayrıca kentin Türk yurdu olduğu yönünde görüşler de vardır; Sultan II. Mehmet 1462 yılında Midilli’yi kuşattığında Truva’da durup “Tanrı, yıllar sonra olsa bile bu kentin ve yaşayanların intikamını bana nasip etmiştir” demiş. Başka bir görüşe göre de Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethetmesinin ardından Truva’ya gelerek, Truvalı kahramanların anısına kurban kesmiş ve “Truvalıların öcünü aldım” demiştir. Bunların yanı sıra M. Kemal Atatürk’ün de Büyük Taarruz’da “Truva’nın intikamını aldım” dediği öne sürülüyor.

Bozcaada’nın Rum Mahallesi’nde yer alan ve 1869 yılında inşa edilmiş olan Meryem Ana Kilisesi, günümüzde Ortodoks Rum cemaatinin Bozcaada’daki ibadete açık tek kilisesi olma özelliğine sahip. Sadece Pazar günleri sabah 08:00’da yapılan ayinde açılan kilise, Pazar günleri dışında ise sürekli kapalı.
Çanakkale merkezin Çınarlı Köyü sınırları içinde 1959’da bulunan Dardanos Tümülüsü, antik çağda bölgeye ismini veren Kral Dardanos’un şehri olan Dardanos antik kentinin kurucularının aile mezarı olmasıyla önemli bir yere sahip. Mezar odası içinde altın takılar, taş ve pişmiş toprak kaplar, pişmiş toprak heykeller ve yazıtlı bronz kapların bulunduğu 300’den fazla arkeolojik obje teşhir ediliyor.
Gelibolu Yarımadası’nın güneye bakan uç kısmında yer alan Seddülbahir Eski Cami, şehrin Eceabat ilçesine 33 kilometre uzaklıkta bulunuyor. 1656-1659 yılları arasında Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa’nın Seddülbahir Kalesi’ni inşa ettirmesinin ardından kaleyi yapan ustaların ve kale dizdarlarının eş ve çocuklarını da buraya getirmeleriyle Seddülbahir Köyü kurulmuştur.
Eski Cami’nin de bu tarihler arasında yapıldığı tahmin ediliyor. Siz de Seddülbahir Köyü’nde yer alan Eski Cami’yi ziyaret ederek, hem tarihi hem kültürel bir tura çıkabilirsiniz.
Mimarisiyle dikkat çeken Saat Kulesi, II. Abdülhamit tarafından yaptırılmış şehrin en önemli yapılarından ve sembollerindendir. Kule dört bölümden oluşuyor. ilk bölümünde balkon, en üst katında ise kadranlı saati yer alıyor. Ayrıca kulede kemerli bir çeşme de var. Saat Kulesi iskelenin yanında, barlar sokağı ve Çimenlik Kalesi’ne giden yol üzerinde bulunuyor.
Köklü bir tarihe sahip olan Gelibolu Yarımadası, Çanakkale Boğazı’nın en önemli ve en güzel parçalarından birini oluşturuyor. Tarihe tanık olan yarımadada Çanakkale Savaşı’nda şehit düşen 60.000’den fazla askerin mezarları ve anıtları yer alıyor. Tarihi sit alanı olarak adlandırılan anıt ve mezar bölgesiyle en çok ziyaret edilen alanlardan olan ada sadece tarihi açıdan değil, turistik bakımdan da büyük bir önem taşıyor.
Çanakkale zaferinin en önemli destekçilerinden biri olarak gösterilen Çanakkale Tabyaları, savaş zamanı Türk ordusunun boğazı savunması anlamında büyük fayda sağlamıştır. Çanakkale’nin Rumeli ve Anadolu Yakası’nda olmak üzere pek çok noktasında tabyalar yer almaktadır. Bunların büyük bir bölümünün ise II. Abdülhamid zamanında inşa edildiği bilinmektedir.
Atena Tapınağı, Çanakkale’nin dünyaca ve Türkiye’nin ünlü tarihi yapılarından biridir. Şehrin Asos tatil beldesinde yer alan antik kenti, dor mimarisi ve iyonik motifleriyle Anadolu’da iyonik özelliklere sahip tek tapınak olarak gösterilmektedir. Tapınağın inşa tarihinin ise M.Ö 530 olduğu belirlenmiştir. Muhteşem bir Ege denizi manzarasına sahip tapınak günümüzde yerli yabancı pek çok turistin uğrak noktası olmuştur.
Çanakkale’nin cennete bahçesi olarak tarif edebileceğimiz Behramkale Köyü, hala ziyaret etmeyenlere şiddetle tavsiye ettiğimiz tarihi noktalardan bir diğeri. Geçmişte pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış köyde yer alan evlerin, önünden geçerken bile tarih kokusunu içinize çekebiliyorsunuz. Farklı mimari yapıların içerisinde kendinizi bulacağınız bu şirin köyde, tatlı mı tatlı restoran ve kafelerde sizlere eşlik ediyor.
Ülkemizin 3. büyük adası olmasının yanı sıra Çanakkale’nin de en güzel adası olan Bozcaada, 500 yıldır Türkler ve Rumların bir arada yaşadığı bir ada olma özelliğine sahip. Ada; farklı kültürleri bünyesinde barındırması, renkli sokakları, çarşısı, ünlü şarapların yapılmasını sağlayan bağ evleri, plajları, tarihi Bozcaada Kalesi, Rum Mahallesi, evlerin önündeki rengarenk çiçekleri, hareketli caddeleri ve temiz havasıyla oldukça renkli bir atmosfere sahip. Ayrıca adayı ziyaretiniz esnasında adanın en yüksek noktası konumunda olan Göztepe’ye çıkarak şehrin muhteşem manzarasının keyfini de çıkarabilirsiniz.

Antik dönem yazarlarından Plinius’un Imbrus veya Imbros olarak bahsettiği Gökçeada’nın adı Osmanlı döneminde Imbros’tan İmroz’a dönüştürülmüş ve Piri Reis’in Kitab-ı Bahriyesi’nde de İmroz şeklinde geçmiştir. Günümüzdeki adını 29 Temmuz 1970’de alan Gökçeada, doğal güzelliği ve tarihiyle Çanakkale’nin en çok ziyaret edilen noktaları arasında.

Ayşe ARSLAN - Sabiha Gökçen Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
ANKARA- ESKİŞEHİR- AFYON
HAZIRLAYAN ÖĞRENCİLER:
1) T.AA 4) Y. AA
2) H. AA 5) T. AA
3) F. AA 6) E. AA
ANKARA KALESİ
Kim tarafından ve ne zaman yapmak için herhangi bir kaynağa ulaşılamamış olan Ankara Kalesi , çeşitli uygarlıklardan izler barındırıyor.
Elde bulunan bulgulara göre kale, Galatlar'ın kente yerleşimleri tüm kudreti ile ayaktaymış. Bu fiyatın altında olan hâkimiyet kuran Romalılar zamanında Ankara, kalınlemenin taşacak şekilde genişlemiş. Bizanslılar ise dış kaleyi inşa ederek kentin savunmasını güçlendirmiş.
Kent manzarasının keyfini sürmek isteyen gezginler için Ankara Üssü bulunabilecek yazı eklenebilecek en iyi seçenekleri biri askeri yapı, Selçuklu ve Osmanlı'nın Anadolu'da hâkimiyet kurduğu dönemlerde de önemini korumuş.
Ankara Kalesi'ni gezerken kente özgü sivil mimariye dair az da olsa fikir sahibi olabilirsiniz. Ancak bu konuda güzel örnekleri Hamamönü ziyaretiniz sırasında inceleme şansı bulabilirsiniz.
Altındağ Belediyesi'nin yürüttüğü hummalı çalışırken kente geri kazandırılan yerleşim bölgesi, 19. yüzyıldan kalma 250 yapıya ev dönüş yapıyor.
Bölgenin adının, II. Murad'ın kadı askeri Celalettin Karacabey tarafından yaptırılan külliyede bulunan hamamdan geldiğine inanı
Kocatepe camii , Kızılay'ın üst adı, yüksekçe bir tepe üzerine kurulmuş, Ankara'nın sembollerinden olan heybetli bir camidir. 7.5 ton ağırlığındaki dev avizesi, göz kamaştıran inşaat, mihrabı, kapısı ve çinileriyle, mutlaka göz açabileceğiniz muhteşem bir yapıt.

Ankara'da bulunan camilerden en bilindikler arasında olan Hacı Bayram Veli Camii , kullanım tarihi evleri ile görülmeye değer. 1427 tarihinde yapıldığı bilinen camii, biraz huzuru arayan ve manevi duygularını tazelemek isteyenlerin vazgeçilmez adreslerinden.

ESKİŞEHİR ' İN TARİHİ VE KÜLTÜREL ESERLERİ

Midas Anıtı'nı görmeden Eskişehir'den dönmek; tarihi temalı bir gezi için pek de kabul edilebilir bir karar değil. Frigya sanatının boş örneği olan bu anıt; Çifteler'e 39 kilometre mesafede konumlanıyor. Üç yazıttan üzerinde bazı yazılar halen net olarak okunabiliyor. Anıt, 1800'lü mobil çalışma neticesinde gün yüzüne çıkarılmıştır. Anıt, 17 metrelik yeterli ve 16,5 metre genişliğiyle heybetli birime sahiptir. Halk arasında Yazılıkaya olarak bilinir.

Eskişehir, maneviyat turizmine ilgi duyanlar için türbeler ve külliyeler yönünden son derece zengin bir kent. Yunus Emre'nin Eskişehir'deki mezarı işgali sırasında yıkılmış olsa da; 1949 yılında yeniden yaptırılan anıt mezar; 1982 yılından bu yana kültür evi, cami ve şadırvan ile birlikte ziyaret edilebiliyor. Mekanda Yunus Emre'nin ilk mezarından kalan parçaları, parçalanmış tanıtan kitapları ve dörtlüklerini içeren levhaları bulabilirsiniz.

Eskişehir denildiğinde ilk akla gelenlerden olan Odunpazarı Evleri;Eskişehir'in tarihi rotasına mutlaka olması gereken bir adres. Bugün 30 sokakta 300 kadar evin yanı sıra camiler, külliyeler, kervansaraylar, çeşmeler ve hanlar sizi bekliyor. Odunpazarı, Eskişehir'deki ilk yerleşim yerlerinden birinden ve Osmanlı'ya dair mimarisini bu evlerde çok güzel bir şekilde inceleyebiliyorsunuz. Dar sokaklara sıralanan evlerin beyaz duvarları ve kahverengi duvarlı son derece özellikli bir yapıya sahip.

AFYON' UN TARİHİ VE KÜLTÜREL ESERLERİ

MÖ. 1350 yılında Hitit İmparatoru II. Murşil zamanında yaptırılan Afyonkarahisar Kalesi, Afyon'un simgesel yapılarından biridir. Kale, korunma, gözlem ve savunma oluşturulmuş olup; 226 metre yükseklikteki volkanik bir kaya uzunluğu üzerinde bulunmaktadır. Hitit, Frig, Roma ve Bizans dönemlerinde şahitlik eden, Selçuklular Dönemi'nde ise hak ettiği öneme kavuşan Afyonkarahisar Kalesi, 3359 varlığını sürdürmeyi sürdürüyor.
İlk yaptırma “Yüksektepe Şehri” Yazma yazın, Selçuklular Dönemi'nde Karahisar Kalesi olarak anılmış, Osmanlı Dönemi'nde ise son hali olan Afyonkarahisar Kalesi adını almıştır. Kalede, Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubat tarafından yaptırılan su sarnıcı, kilerler, ambarlar, cephanelikler ve değerli eşyaların muhafaza mahzenler gören herkesi iz hayran bırakıyor. Zira İslamiyet dönemi mimarisini yansıtan en güzel örnekleri görmek mümkün.
Yaz ayağı Afyon'a yolunuz düşerse Buzluk Mağarası'nı kesinlikle ziyaret etmelisiniz. Mağaranın içine girdikçe üç kademe ile karşılaşacaksınız. İlk girişte normal soğukluğu tıslayacak, alta doğru indikçe daha soğuk olacak ve buz parçalarına rastlayacaksınız. Bu mağaranın buzlu olmasının sebebi iklim dayanmaktadır. Değişik yerler keşfetmeyi seviyorsanız Afyon gezinizde Buzluk Mağarası'nı mutlaka görmelisiniz.

Afyon-İhsaniye Karayolu üzerinde yer alan Gazlıgöl Termal Kaplıcaları, Afyon'un en bilindik kaplıcalarından biridir. Her sene gezici ağırlayan kaplıca suları; İçme ve banyolarda pek çok hastalığın tedavisi için kullanılmaktadır. Gazlıgöl'ün şifalı termal suları, kronik bel ağısı, kemik iltihabı, kas iltihabı, kemik erimesi, travmalar, romatizmal hastalıklar ve sistemi sendromları rahatsızlıkları gibi pek çok hastalığıa iyi geliyor.

Yasemin YAĞMURCU- Kurttepe Şehit Ali Öztaş Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
adana -gaziantep-osmaniye
hazırlayanlar:
FG KTMTAL
MBA KMTAL
RAS KMTAL
SC KMTAL
SO KMTAL




ADANA

TAŞKÖPRÜ
TAŞKÖPRÜ
Seyhan Nehri üzerinde, Adana kent merkezinde, Adana (Seyhan) ve Karşıyaka (Yüreğir) yakalarını birleştiren köprüdür. Taşköprü dünyada hâlen kullanılan en eski köprüdür.

Sabancı Merkez Camii
1998 yılında hizmete açılmıştır,
28.500 kişiye ibadet imkânı sağlaması nedeniyle Balkanların ve Orta Doğu'nun en büyük camilerinden biri kabul edilir. Konumu itibarıyla Adana’da bulunan ana arterlerin, demir yolunun ve Adana’yı çevre il ve ilçelere bağlayan yolların kesim noktasında ve yüksek minareleriyle uzaktan görünüyor olması nedeniyle, şehrin sembollerinden biri haline gelmiştir.

Ceyhan Nehri üzerinde, Adana'nın Yüreğir büyükşehir ilçesine bağlı Misis Beldesinde yer alan, tarihi köprü.
4. yüzyılda Roma İmparatoru II. Flavius Julius Costantinus tarafından yaptırılmıştır. 6. yüzyıl ortalarında Bizans İmparatoru Justinianus tarafından onartılmıştır. Anadolu’nun ilk Roma Köprüsü olarak bilinmektedir.
Köprü hakkında anlatılan hikâyelerden en kayda değer olan Lokman Hekim'in ölümsüzlük ilacını bulduğu ve bu ilacı yazdığı kağıdı Misis Köprüsü'nde elinden uçtuğudur.
MİSİS KÖPRÜSÜ
RAMAZANOĞLU MEDRESESİ
Konak, 1495 yılında Ramazanoğlu Halil Bey tarafından yaptırılmıştır. Devlet işlerinin yürütüldüğü selamlık ve ailenin yaşadığı haremlik bölümü hala ayakta durmaktadır. Ayrıca üst katta havuzlu bir teras bulunmaktadır.
Yapıldığı günden bu yana, 500'ü aşkın yıldır ayakta kalan konakta Kanuni Sultan Süleyman ve IV. Murat da konaklamıştır.
Gün içerisinde şehrin gürültüsünden uzakta ,tarihle iç içe dinlenme
olanağı sağlayan bir mekan haline gelmiştir







GAZİANTEP
Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi sanat tarihçileri, arkeologlar aynı zamanda tarih ve kültür meraklılarının göz bebeği bir müzedir. Türkiye’yi ziyaret etmek için tek başına sebep oluşturabilecek bir zenginliğe sahiptir. Gerek bina büyüklüğü gerekse sergilenen mozaiklerin kapladığı alan bakımından dünyanın en büyük mozaik müzesi olarak bilinmektedir. Ayrıca mozaiklerin üstün bir sanat zevkini yansıtması, Geç Antik Dönem kiliselerine, Erken Süryani ve Hristiyan ikonografisine ait örnekleri barındırması müzeyi daha da çekici hale getirmektedir.







Gaziantep, Gastronomi dalında UNESCO yaratıcı şehirler ağı üyeliğine hak kazanmıştır. Tarihi zenginliği ve coğrafi konumuyla ülkemizin en önemli yerleşim merkezlerinden biri olan Gaziantep, yemeklerinin çeşitliliği ile Türk Mutfak Geleneğini renklendiren özgün bir kültürel yapı ortaya koymaktadır. Tarih boyunca havasını, suyunu ve toprağını sevip, burayı yurt edinen insanlar farklı diller, dinler ve etnik kökenlere sahip olsalar da ortak bir damak tadında buluşmuş ve günümüzün zengin Gaziantep Mutfak Kültürü’nün ortaya çıkmasında pay sahibi olmuşlardır. Gaziantep Mutfağı, yüzyıllardan beri topraklarında hüküm süren medeniyetlerin izlerini günümüze taşıyan evrensel bir zenginliğimizdir.
GASTRONOMİ ŞEHRİ GAZİANTEP

Kurtuluş Savaşı'nda Antep savunması
Yaklaşık 10 ay süren ve 6 bin 317 vatan evladının şehit verildiği çatışmalar sürerken, yapılan bu fedakarlıklara karşılık TBMM, Antep'e 8 Şubat 1921'de "Gazi" unvanını verdi.
Osmaniye



KASTABALA(HİEROPOLİS ANTİKKENTİ
M.Ö. 2.yy Roma İmparatorluğu Dönemine ait olduğu tespit edilen antik kent ,Kilikya Bölgesinin en eski merkezlerindendir
Kentin ortasında 13.yy a ait bir kale bulunmaktadır. Antik kent tarih boyunca önemli bir ticaret merkezi olmuştur

Tarihi 2100 yıl öncesine giden ve en parlak dönemini Roma İmparatoru Septimius Severus’un ödüllendirmesiyle M.S. 2'nci yüzyılda yaşamaya başlayan Anavarza, zaman içinde önemli bir kent haline gelerek 408 yılında Kilikya Başkenti unvanına kavuşmuştur. Bizans Dönemi’nde önemini devam ettiren, sonraki yıllarda Ermeniler, Abbasiler, Selçuklular, Ramazanoğulları, Osmanlılar gibi çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan Anavarza’da farklı kültürlere ait izleri bir arada görmek mümkün.
anavarza antik kenti



Geleneksel motiflerin işlenmesi ve yaşatılması açısından, kültürel değer taşırlar. Bu kilimler keçi kılından dokunur ve boyaları kök boyadır, ceviz, sütleğen, hardal, meşe, boruk, devecik, zakkum, gelincik, sakızlık, hartlap, zeytin gibi bitkilerle, çam ve soğan kabuğundan elde edilir.
karatepe kilimleri
Figen Narcı - Yusuf Kalkavan Anadolu Lisesi
HAZIRLAYANLAR
1-YEK YKAL
2-HEG YKAL
3-ET YKAL
4-AK YKAL
MERSİN-ŞANLIURFA-MARDİN






MERSİN
Vadinin yamaçlarına oyularak yapılmış bu kabartmalar gören herkesin dikkatini çekiyor. Hikaye ise çok eski zamanlara dayanıyor.Milattan önce 3. yüzyılla milattan sonra 3. yüzyıl arası yapılmış olduğu tahmin edilen bu eşine zor rastların kabartmaların ismi Adam Kayalar.
ADAM KAYALAR
Bir yeraltı deresinin yolaçtığı kimyasal erozyonla tavanın çökmesi sonucu meydana gelmiş büyük bir çukurdur. Elips biçimindeki ağız kısmı çapları 250 m. ve 110 m. olup derinliği 70 metredir.
ELAİUSSA SEBASTE
Elaiussa Sebaste veya Elaeousa Sebaste Mersin'e 55 km uzaklıkta, Silifke yönünde bulunan bir antik Roma şehri. Elaiussa terimi zeytin manasına gelmekte olup, şehir Milattan önce 2. yüzyılda kurulmuştur.
KANLIDİVANE
Kanlıdivane günümüzde Mersin'in Erdemli ilçesinde yer alan antik kent. MÖ 3. yüzyılda kurulan ve MS 4. yüzyılda adı Neapolis olarak değişen kentin Elaiussa Sebaste'nin sur dışında yer alan uzantısı olduğu tahmin edilmektedir.



KAYACI VADİSİ
Vadi, sadece akarsuyu ve yeşil dokusuyla değil sarp kayalıkları ve yapısıyla de ilgi çekiyor. Yer yer 150-200 metreyi bulan dik ve keskin kayalıklar arasındaki vadi, özellikle yaz aylarında şehrin gürültü ve stresinden kurtulmak isteyenlerin vazgeçilmezi. Vadi boyunda pek çok mesire yeri var.
ŞANLIURFA
Göbeklitepe, Şanlıurfa’nın Örencik Köyü yakınlarında yer alan dünyanın bilinen en eski kült yapılar topluluğudur. T biçimindeki 10 – 12 dikilitaş bulunmaktadır.
GÖBEKLİTEPE
Eskiden Selahaddin Eyyubi Camii’nin bulunduğu yerde Aziz Yuhannes (Vaftizci Yahya) Kilisesi bulunuyordu. Selahattin Eyyubi döneminde bu kilisenin üzerine camii yapılmıştır. Pencerelerin kenarlarında ejder kabartmaları ilgi çekmektedir.
SELAHATTİN EYYÜBİ CAMİİ
Harran Kalesi, şehrin güneydoğusunda şehir suruna bitişik olarak inşa edilmiştir. Emevi halifesi II. Mervan'ın 10 milyon dirhem altın harcayarak yaptırmıştır. Üç katlı olan kale düzensiz dikdörtgen planındaki kalenin dört köşesinde onikigen birer kule bulunmaktadır.
HARRAN KALESİ
İbrahim peygamber, devrin zalim hükümdarı Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye, tek tanrı fikrini savunmaya başlayınca, Nemrut tarafından bugünkü Urfa Kalesi'nin bulunduğu tepeden ateşe atılır. Bu sırada Allah tarafından ateş suya, odunlar da balığa dönüşür. Böylece Balıklıgöl oluşur.


BALIKLIGÖL

Asurlular tarafından kurulan Halfeti; Persler, Romalılar, Emeviler, Abbasiler, Selçuklular gibi pek çok devletin idaresi altında kalmıştır. Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlılara geçmiştir. 1926 yılına kadar Birecik’e bağlı bir belde olan Halfeti, 1954 yılında ilçe haline getirilmiştir. Uluslararası Koordinasyon Komitesi toplantısında ‘Cittaslow’ (Sakin Şehir) unvanını aldı.


HALFETİ
MARDİN
Mardin'in tam göbeğinde inşa edilmiş olan Ulu Camii'nin hangi tarihte yapıldığı bilinmemektedir. Fakat caminin kapısında 1190 tarihinde yapıldığı yazmaktadır.
Mardin Ulu Camii, ilk yapıldığı sırada iki minareye sahipti. Günümüze ise bir minaresi gelmiştir. Yıkılan minare hakkında çeşitli söylentiler vardır. Kimileri minarenin bir depremde yıkıldığını, kimileri ise yıldırım düşerek hasar gördüğü sonrasında yıkıldığını söyler. Mardin Ulu Camii, dört büyük mezhep olan Hanefi, Şafii, Hanbeli ve Maliki'ye hitap etmektedir. Aynı zamanda minarelerinde cennetle müjdelenmiş on sahabenin ismi yazmaktadır.
ULU CAMİİ
Mardin'in 3 km doğusunda yer alır. Yukarı Mezopotamya'nın en bilinen tarihi yapılarından biridir. 4. yüzyılda kurulan manastır Süryani Kadim cemaatinin dini merkezidir. Manastırın içinde 52 Süryani patriğinin mezarı bulunmaktadır.
DEYRÜLZAFARAN MANASTIRI


Kartal Yuvası olarak da bilenen Mardin Kalesi, birçok medeniyet tarafından kullanılmış çok önemli bir kaledir. Pers, Roma, Sümer, Babil, Asur, Mitaniler, Emeviler, Abbasiler, Selçuklular, Artuklular, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safaviler ve Osmanlılar döneminde önemli kale olma özelliğini sürdürmüştür.
MARDİN KALESİ


1895 yılında patrikhane olarak yapılan Mardin Müzesi'nin binası, şehrin tarihi değerleri arasında yer alıyor. Antakya Patriği İgnatios Behnam Banni tarafından inşa ettirilmiştir. Müze olarak kullanılmasına ise 2000 yılında yapılan restorasyonun ardından başlanılmıştır. Mardin Müzesi toplam 3 katlıdır.
MARDİN MÜZESİ


KASIMİYE MEDRESESİ
Kasımiye Medresesi Mardin'in tarihi yapıları arasında yerini almıştır ve tam 700 yıllık bir geçmişe sahiptir. Yapıldığı dönemlerde dini ve fenni ilimler öğreten bir medrese olmuştur. Kasımiye Medresesi, Artukoğlu döneminde yapılmaya başlanmış olup; Akkoyunlu hükümdarı Sultan Kasım tarafından tamamlanmıştır.


MARDİN EVLERİ
Mardin evlerini şehrin her tarafında görebilirsiniz. Her sokakta kendini gösteren Mardin taş evlerinde çeşitli motifler kullanılmıştır. Evler genellikle 4 metre yükseklikte duvarlarla çevrelenmiş ve sokaktan ayrılmıştır. Özellikle kış aylarında soğuktan korunmak için düzenlenen evlerde yazlık adı verilen iç avlu bulunur ya da bahçede eski ahır olarak kullanılan, günümüzde ise depo yapılan bölümler vardır.


Hülya TANDIRCI - Bursa Anadolu Kız Lisesi
BURSA - KAYSERİ - KIRŞEHİR
ÇALIŞMAYA KATILAN ÖĞRENCİLER
1- baklhazn 5- bb.bakl
2- bm.bakl 6-ek.bakl
3- hj.bakl 7-ng.bakl
4- iröb.bakl 8-zynbakl
ULU CAMİ
Bursa Ulu Cami, Bursa’da I. Bayezid tarafından 1396-1400 yılları arasında yaptırılmış dini yapıdır.
Bursa’nın tarihi sembollerinden olan cami, Bursa kent merkezinde, Atatürk Caddesi üzerindedir. Çok ayaklı cami şemasının en klasik ve anıtsal örneği sayılır. Yirmi kubbeli yapı, Türkiye’deki iç cemaat yeri en geniş camidir. Mimarın Ali Neccar veya Hacı İvaz olduğu sanılmaktadır. Caminin kündekari tekniği ile yapılmış minberi Selçuklu oyma sanatından Osmanlı ahşap oymacılığı sanatına geçişin en önemli örneklerinden biri kabul edilen değerli bir sanat eseridir.
Caminin duvarlarında bulunan 19. yüzyılın ikinci yarısında ve 20. yüzyılın başlarında farklı hattatlar tarafından yazılmış 192 adet hat levhası ve duvar yazısı, hat sanatının özgün örnekleri arasında gösterilir.
BURSA
KOZAHAN
1492 yılında, II. Bayezıt tarafından İstanbul'daki cami ve medresesine gelir sağlamak amacıyla yaptırılmıştır. Orhan camii ile Ulu cami arasındaki geniş bir alana kurulmuştur. Çoğunlukla kesme taş, yer yer tuğlanın da kullanıldığı han, iki katlı olup odalarının önü revaktır. Revak kısmı 40 beton kubbeden oluşmaktadır. Üst katta 50, alt katta 45 olmak üzere toplam 95 odası vardır. Üst katta bulunan odaların tamamı ipek ve ipek ürünleri satan dükkanlar olarak kullanılmaktadır. Üst katta güneye açılan bir kapısı ile alt katta Orhan cami tarafına ve kuzeyinde kapalı çarşıya açılan kapıları vardır. Kuzeye açılan büyük taş kapısı firuze çinilerle süslüdür.

YEŞİL TÜRBE
Yeşil Türbe Yıldırım Bayezid’in oğlu Sultan Mehmet Çelebi tarafından 1421 yılında yaptırılmıştır. Bursa'nın sembolü haline gelen yapı şehrin her yerinden görülebilecek bir konuma sahiptir.Türbede Çelebi Sultan Mehmet ile oğulları Şehzade Mustafa, Mahmut ve Yusuf ile kızları Selçuk Hatun, Sitti Hatun, Hafsa Hatun, Ayşe Hatun ve dadısı Daya Hatuna ait olmak üzere toplam 9 sanduka bulunmaktadır.
Dışarıdan bakıldığında tek katlı görünen türbe, sandukaların bulunduğu salon ve bunun altında yer alan beşik tonuzlu mezar odasıyla beraber iki katlıdır. Dış duvarlar turkuaz çinilerle kaplıdır. Türbenin içi, sandukalar, mihrab, duvarlar, cümle kapisi ile cephe kaplamaları da çiniden yapılmıştır. Kıbleye bakan mihrabı bir sanat eseridir. Buradaki çiniler İznik çiniciliğinin şaheser örnekleridir.

TOPHANE
Tophane Saat Kulesi Bursa'da Osmanlı padişahı II. Abdülhamit'in tahta çıkışının 29. yılı şerefine inşa edildiği rivayet edilen tarihî saat kulesi Osmanlı dönemi mimarisini yansıtan önemli bir anıtsal eserdir. Tophane Parkı içinde, İmparatorluğun kurucusu Osman Gazi ile ikinci padişahı Orhan Gazi'nin türbelerinin arkasında, eski adı Meydanı-ı Osmaniye olan Tophane Meydanı'ndadır.Bulunduğu yerden panoramik Bursa manzarasının görünmesi dolayısıyla, yangın kulesi olarak da kullanılmıştır

YILDIRIM KÜLLİYESİ
Osmanlı Devleti’nin mimarlık ve yapı alanında bir üslup bütünlüğünü simgeleyen Yıldırım Külliyesi, Yıldırım Bayezid tarafından 1390’lı yıllarda yaptırılmıştır. Cami, medrese, imaret, darüşşifa, mektep, hamam ve türbeden oluşan külliyeden günümüze cami, hamam, medrese, darüşşifa ve türbe kalmıştır. Yıldırım Külliyesi içinde yer alan yapılardaki mimari, sanatsal unsurlar “Beylikten Devlete “ geçişin de bir göstergesi gibidir.

SALTANAT KAPISI
Bugün Saltanat Kapısı olarak adlandırılan yer, aslında antik dönemden kalma Bursa Kalesinin parçalarından bir tanesi. Kalenin, M.Ö 700’lü yıllardan sonra burada hüküm süren Bithynialılar tarafından M.Ö 100’lü yıllarda yapıldığı tahmin ediliyor. Kale, tarih içerisinde önce Roma, ardından Bizans ve son olarak da Osmanlı tarafından kullanılmış ve geliştirilmiş. Tarihi kalelerin içinde en eskilerinden birisi olan Bursa Kalesi, Osmanlı döneminde 1326 yılında Orhan Gazi tarafından alındıktan sonra, üç köşeli burçlar ile desteklenmiş. Aslında Yer Kapı, Zindan Kapı, Hisar Kapı, Pınarbaşı Kapı ve Kaplıca Kapı adıyla 5 ayrı kapısı olduğu bilinen kalenin, Hisar Kapı isimli kapısı ve bu bölgedeki surlar, büyük Bursa depreminde (1855) yıkılmış. Evliya Çelebi’nin notlarında bu kale ile ilgili 67 kule, 5 kapı ve 10,000 adımlık sur detaylarını vermekte.

Kayseri Cumhuriyet Meydanı
Kayseri Cumhuriyet Meydanı, şehri keşfetmeye başlamak için iyi bir başlangıç noktası. Şehrin kalbi Cumhuriyet Meydanı’nda durup da çepeçevre etrafınızı incelediğinizde 5 bin yılın izlerini görebiliyorsunuz. Romalılardan kalma kaleden Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyeti dönemi tarihi miraslarını olduğunuz yerden görebiliyorsunuz. Eski Kayseri ile yeni Kayseri bu meydanda iç içe geçmiş durumda karşınızda.
KAYSERİ

Alaca Kümbet
Şehrin simgelerinden biri. Hunat Medresesinin 300 metre kadar ilerisinde yolun ortasında yer alıyor. Kitabesindeki bilgiye göre 1280’de Emir Cemaleddin bin Muhammed tarafından kesme taştan yaptırılmış. Kümbetin üzerinde piramit şeklinde bir külah bulunuyor. Alaca Kümbet ziyarete kapalı, yalnızca dışarıdan görülebiliyor.

YEMEKLERİ
Pastırma, çiğ etin çeşitli baharatlar ve tuzla kurutulması ile yapılan Türk mutfağında bir yiyecektir. Günümüzde pastırma üretim kenti olarak Kayseri bilinir. Pastırma eski bir Türk yiyeceğidir. Pastırmayı ilk yapanların Orta Asya’da Hunlar olduğu bilinmektedir.
Mantının kökeni Çin’e dayanır ve adını Çin-Kore kökenli “mantou” sözcüğünden almıştır. Bizim şu anda mantıyı seviyor ve yiyor olmamızın nedeni ise Orta Asya Türkleridir. Mantıyı Çinliler’den 13. yüzyılda öğrenenler Orta Asya Türkleridir. Mantı Anadolu’da da çok eski tarihlerden beri yenen bir yemek. Üstelik Osmanlı saray mutfağında çok önemli bir yeri var.


Jeolojik araştırmalara göre yaklaşık 1 Milyon yaşında olan Erciyes, Kayseri’nin 25 km güneyinde yer alan, sönmüş volkanik bir dağdır. Adını Roma imparatorluğu zamanımda eski yunanca 'Argaeos' kelimesinden alan Erciyes Türkiye’nin en güzel ve görkemli dağlarından birisidir. Kapadokya’nın antik bölgesi içinde yer alan Erciyes, 3917 metre yüksekliği ile İç Anadolu’daki en yüksek dağ olup, Toroslar’ın güney uzantısı olan Anti-Toros Dağları’nın en yüksek zirvesi olarak kabul edilir ve Avrasya’daki Alp kuşağına aittir. Erciyes, Bulutları delen zirvesi, tepesinden eksik olmayan karı ve insana ilahi duygular sunan azametiyle Kayseri'nin kalbi gibidir.
ERCİYES DAĞI
KIRŞEHİR

Cacabey Anadolu’da bir çok hayır kurumu yaptırmıştır. Eskişehir’de bir cami ve bir han yaptırmış, 17 cami ve zaviyenin onarımına katkısı olmuştur. Ancak yaptırdığı en önemli eser Kırşehir’de bir mimari anıt olarak yükselen Cacabey Medresesi’dir. Devrin fakültesi gözüyle bakılan bu binada İslam Hukuku, felsefe ve tasavvuf dersleri de öğretilmekteydi.
Kırşehir kent merkezinde bulunan Cacabey Medresesi, minaresinde uygulanan üç farklı tuğla örgü sistemi ile Anadolu’daki tek örnektir. Doğu-batı yönünde uzanan, kareye yakın dikdörtgen bir oturum alanı üzerinde inşa edilmiş kapalı avlulu bir medresedir.
CACABEY KÜLLİYESİ

AHİ EVRAN CAMİİ
Kırşehir Kent Konseyi'nin girişimleriyle 2014 yılında Ahi Evran Cami ve Türbesi ile Cacabey Medresesi, UNESCO Geçici Kültürel Miras Listesi'ne alındı.
Ahiliğin kurucusu Ahi Evran-ı Veli'nin vefatından sonra 1482 yılında yaptırılan caminin bir kısmına türbesi de inşa edildi. Yüzyıllardır Anadolu'nun ve dünyanın farklı yerlerinden ziyaretçilerini ağırlayan cami ve türbe, Ahiliğin engin ve evrensel prensiplerinin de manevi merkezliğini yapıyor.
Ahi Evran yanında büyük zatlardan Hacı Bektaşi Veli de bu topraklarda yetişmiştir. Türbesi Kırşehir merkezde bulunan Hacı Bektaş Bektaşilik Tarikatı kurucusudur.

KALEHÖYÜK MÜZESİ /DOĞAL MÜZE
2009 yılında Kırşehir Müze Müdürlüğü'ne bağlanan Kalehöyük Arkeoloji Müzesi, Kaman ilçesine bağlı olan Çağırkan beldesinde bulunmaktadır.
Kalehöyük Arkeoloji Müzesi, Kültürel Mirası Koruma Programı ile Japonya hükümetinin öncülüğünde kurulmuştur. Farklı bir müzedir esasında. Yapıldığı sırada höyük görünümü ile şekillenmiş, bu sayede ziyaretçilere kazı yöntemlerini gösterip, kalıntıları höyükte görmek imkanı sunmuştur. Kalehöyük Arkeoloji Müzesi'nde sergi salonunun dışında kütüphane, sinevizyon köşesi de bulunmaktadır. Geniş kapsamlı bir gezi sunan müze, Kırşehir'e gelen insanların ilk ziyaret ettiği noktalarda biridir.




Neşet ERTAŞ Kırşehir'in yetiştirdiği ve dünyada da tanınmış halk şaiiridir.
Esra TÜNEL - Şehit Yasin Naci Ağaroğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi
Hazırlayanlar:
ak.synaaihl
om.synaaihl
ok.synaaihl
fc.synaaihl
ym.synaaihl
ANTALYA
DENİZLİ
AYDIN
ANTALYA
Antalya'nın sembolü olan tarihi eserlerden birisi olan saat kulesi Cumhuriyet Caddesinde Kalekapısı mevkinde bulunur. Antalya Saat Kulesi dış surlar üzerinde inşaa edilmiştir. Saat Kulesi kalın beşgen bir burç üzerine daha küçük kare planlı olarak inşaa edilmiş ve ilk yapıldığında en üstünde soğan başı şeklinde alemli bir kubbeye sahipti. Kule bedeninin dört tarafına birer saat yerleştirilmiştir. 1930’lardan sonra yapılan bir onarımda saat kulesinin kubbesi kaldırılmış ve çatının dört tarafına beşerli dendaneler ilave edilmiştir.

Antalya Saat Kulesinin kim tarafından ve ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmemektedir. II. Abdülhamit, tahta çıkışının 25. sene-i devriyesinde (1901) valilere saat kulesi yapımıyla ilgili gönderdiği ferman ile Anadolu'da saat kulesi inşaatları hız kazanmış ve yaygınlaşmıştır. Bir görüş bu yüzden zaman olarak bu dönemi söyler.
Taç Dergisi / Muhammet Güçlü Temmuz 1921 tarihli Antalya Anadolu gazetesinin haberlerine dayanarak saat kulesinin inşaatının tamamlanmasını 1921 yılı olarak belirtmektedir. Kuleye takılan ilk saatin ne olduğu bilinmemekle beraber mekanizmanın çanı günümüze kadar ulaşmıştır. Bugün görülen saat kadranları ve saatler elektronik saat olarak sonradan takılmıştır.
İmparator Hadrianus'un Antalya'ya gelişi dolayısıyla MS 130 yılında yaptırılmıştır. Hadrianus Kapısı antik limanı çevreleyen surlar üstünde Atatürk Caddesin de bulunur ve Kaleiçine girişlerin en önemli noktasıdır. Halk arasında Üç Kapılar diye de anılan yapı Antalya'nın en iyi korunmuş ve simge tarihi eserlerinden biridir.
Zamanla şehir surları kapının dış kısmını kapadığı için yıllarca kullanılmamış bu sayede günümüze kadar bozulmadan, tahrip olmadan ulaşmıştır. Yapıda yuvarlak kemerli 3 adet kapı açıklığı bulunur. Sütunları hariç tamamı beyaz mermerden yapılmış olup, muhteşem oyma ve kabartmalarla süslenmiştir. Kapının her iki yanında 2 adet kule bulunmaktadır. Güney kısmında kalan Julia Sancta Kulesi Hadrian döneminden kalmış Kuzeydeki kulenin ise alt kısmı antik çağdan kalma olup üst kısımları Selçuklular döneminde inşa edilmiştir. Dört ayak üzerinde yükselen üç gözlü girişi ve sütunlarla süslü çift cepheli mimarisi ile Roma Şeref Tak'ı görünümündedir. Tak'ın üzerinde muhtemelen imparator ve ailelerinin heykelleri yer almaktaydı. Ancak bunlardan günümüze ulaşan olmamıştır.
Antalya - Alanya karayolunun 44'üncü kilometresinden kuzeye dönen yolun 2'nci kilometresinde yer alan Aspendos, sadece Anadolu’nun değil tüm Akdeniz dünyasının en iyi korunagelmiş Roma Dönemi tiyatrosuna sahip olmasıyla ünlüdür. Şehir, bölgenin en büyük nehirlerinden Köprüçay (Antik Eurymedon) yakınlarındaki tepe düzlüğünde kurulmuştur. Akdeniz ile ulaşımını ve gelişmesini yakınındaki nehre ve dolayısıyla çevresindeki bereketli topraklara borçlu olan Aspendos’ta bugün çoğunlukla tiyatro ve suyolları ziyaret edilir. Şehre ait diğer yapıların kalıntıları ise tiyatronun yaslandığı tepenin düzlüğünde yer alır.
DENİZLİ
Denizli'nin 18 kilometre kuzeyinde Pamukkale'de yer alan Hierapolis Antik Kenti'nin kuruluşuyla ilgili bilgiler sınırlı olmakla birlikte, Bergama Kralı II. Eumenes tarafından M.Ö. II. yy. başında kurulup, Bergama Uygarlığının kurucusu Telephos'un karısı olan Amazonlar Kraliçesi Hiare'dan adını aldığı tahmin edilmektedir.
UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan Hierapolis Antik Kenti'nin giriş kapısında işlenmiş Medusa figürü, Tanrıça Medusa'dan korunmak amacıyla yapılmıştır. bu bilgi o dönemlerde mitolojik tanrılara olan inancı güçlendirmektedir. M.S. 395 yılında Bizans'a aitken 1210 yılında Anadolu Selçukluları'nın sınırlarına eklenmiştir. Fazlasıyla turist çeken Hierapolis Antik Kenti, yeraltı sularıyla da (Pamukkale Travertenler) tarihte tedavi amaçlı kullanılmıştır.
Pamukkale'nin en önemli simgelerinden biri olan Antik Havuz, özellikle şifalı suyu ile dünyanın sayılı havuzlarından biri olarak görülüyor. Binlerce turistin akın ettiği Pamukkale Antik Havuz'un, pek çok hastalığa iyi geldiği söyleniyor.
M.Ö. 7. yüzyılda meydana gelen deprem neticesinde olmuş Pamukkale Antik Havuz. Roma İmparatorluğu döneminde Hierapolis ve çevresi tam bir sağlık merkezi durumdaymış ve o dönemlerde antik kente ve etrafına kurulan 15'ten fazla hamam bulunuyormuş. Bu hamamlar birçok insan tarafından ziyaret ediliyor ve rahatsızlıklara şifa bulunuyormuş. Havuzun içerisinde yer alan antik kalıntılar ise, deprem sırasında kırılarak havuzun içerisine yıkılan Sivil Agora'ya ait.
AYDIN
Adını aşk ve güzellik tanrıçası olan Afrodit'ten alan Aphrodisias Antik Kent, Aydın'ın Karacasu ilçesinde varlığını hala korumaktadır ve M.Ö. 2. yüzyıla kadar tarihsel bir geçmişi vardır.
Özellikle Roma döneminde kutsal bir yöre olarak benimsenen kent, Lelegonpolis, Ninoi, Kayra ve Megapolis isimleriyle anılmıştır. Burada yapılan kazılar sonucunda iki köyün varlığı ortaya çıkmıştır. Caesar'ın Afrodit'e bir Eros heykeli hediye ettiği bilgisi, tiyatronun duvarlarındaki yazıların incelenmesinden sonra ortaya çıkmıştır. Caesar öldürüldükten sonra bu şehir talan edilmiştir. Aşk kentinin stadyum'u şaşkınlık yaratacak kadar hala olduğu gibi durmaktadır. Geçmiş yapılar hayran kalacağınız antik kentlerden biri olan Aphrodisias Antik Kenti, sizi tarihe doyuracak.
GÜVERCİNADA
Kuşadası’nın simgesi Güvercinada Kalesi, uzunca bir süre restorasyon sürecinde olduğu için kapalı kaldı. Muhteşem günbatımı manzarası, akşam ışıklandırmaları ve Kuşadası’nın güzelliğine gece gündüz eşlik etmesi nedeniyle yerli ve yabancı turistlerin ilgilendiği tarihi bir yapıdır.
Güvercinada Kalesi, 1830’lü yıllarda Osmanlılar tarafından büyük bir kısmı onarılmış. Osmanlı döneminde denizlerden ve Yunan adalarından gelen saldırıları önlemek amacıyla karakol olarak kullanılmış. 1821 yılında Mora Yarımadası’nda yaşayan Yunanlılar, Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanmış, bu isyan Mora isyanı olarak biliniyor ve isyon sonucu Yunanistan bağımsızlığını kazanıyor.



Esra DEMİRBUĞA - İMKB 24 Kasım Anadolu Lisesi
SİVAS'IN TARİHİ VE KÜLTÜREL YERLERİ
Çifte Minareli Medrese
1271 yılında İlhanlılar Veziri Şemseddin Cüveyni tarafından Kösedağ savaşında Selçukluları yendikten sonra yaptırılmıştır. Medresenin doğu girişi ve iki minareli süs tuğla ve kiremit duvarının muazzam taş cephesi dikkat çekicidir.

Şifaiye Medresesi
1218 yılında Selçuklu Sultanı 1. İzzeddin Keykavus tarafından yaptırılan en önemli tıp okullarından biriydi ve bir zamanlar Anadolu’nun en önemli hastanesiydi. Ama sadece hastalara yardım etmek için yapılmadı. Mimari ve estetik açıdan da güzel görünmek için inşa edildi. 800 yıl sonra bile hala etkileyici. Dekorasyonda stilize güneş / aslan ve ay / boğa motifleri, mavi Azeri çini eserleri ve sultanın yazdığı Arapça bir şiir bulunmaktadır. 1220’de 1. İzzetttin Keykâvus’un buraya gömülmesiyle birlikte güney eyvanı türbeye dönüştürülmüştür. Günümüzde avlusu, içinde çayevi bulunan bir bloktur ve çevredeki eyvanlar (tonozlu salonlar) hatıra eşya satan tezgâhlara ev sahipliği yapmaktadır.

Gök Medrese
1. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde Vezir Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından, 1271 yılında yaptırılan Gök Medrese, 1926 yılında müzeye dönüştürüldü. 2006 yılında başlatılan restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından Selçuklu Sanatları Müzesi olarak hizmete açılması planlanmaktadır.
Sivas Kongre Binası
Sivas Valisi Mehmet Mazlum Bey tarafından 1892 yılında yaptırılmıştır. Bina aslında bir lise binasıydı. 4 Eylül-12 Eylül 1919 arasında, Kuvayı Milliye tarafından Türk Kurtuluş Savaşı’nın hazırlanmasında bir kongre merkezi olarak kullanılmıştır. Kongre sonrasında Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları 18 Aralık 1919’a kadar bu binada kaldılar. 1930’da bina bakımdan geçti. 1984 yılında cumhurbaşkanı Kenan Evren’in talimatıyla, lise binası Kültür Bakanlığı tarafından satın alındı. Restorasyon sürecinden sonra 1990 yılında Kongre müzesi olarak açılmıştır.

Ulu Camii
Anadolu'nun en eski camilerinden biri olan Ulu Camii, Anadolu Selçuklu Dönemi’nde inşa edilen camilerin en görkemli örneğidir. 1955 yılında yapılan onarım çalışmaları sırasında bulunan kitabesine göre 1196-97 yıllarında Kutbettin Melikşah döneminde Kızılarslan bin İbrahim tarafından Kul Ahi'ye yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
TRABZON'UN TARİHİ VE KÜLTÜREL YERLERİ
TRABZON KALESİ:Araklı ilçesinde yer alan Trabzon Kalesi, Trabzon’un en meşhur simgelerinden biri haline gelmiş ve günümüze gelene kadar kendini korumayı başarmıştır. Şehrin en yüksek noktalarından birinde konumlanan kale, tarihi geçmişi ile büyük yankı uyandırıyor. Deniz kıyısından başlayıp tepelere kadar uzanan Trabzon Kalesi, yerli ve yabancı pek çok turist tarafından yoğun ilgi görüyor. Hem doğayla iç içe olupta yürüyüşler yapacağınız hem de tarihi bir yolculuğa çıkacağınız bu kale, Yukarı Hisar, Orta Hisar ve Aşağı Hisar olmak üzere üç bölümden oluşuyor
TRABZON KALESİ
BOZTEPE
Ortahisar ilçesinde yer alan Boztepe, Trabzon merkeze çok yakın bir mesafede konumlanıyor. Oldukça kolay bir şekilde ulaşım sağlayacağınız Boztepe, şehrin eşsiz manzarasını gözler önüne seriyor. Trabzon’u kuş bakışı seyredebileceğiniz bu yer, havası, manzarası, cafe ve çay bahçeleri ile muhteşem bir gün geçirmenizi sağlayacak türden. Ağaçlarla çevrelenmiş olan Boztepe, yemyeşil doğasıyla resmen sizlere kucak açıyor. Özellikle akşam saatlerinde, şehrin ışıkları yandığı zaman çok daha başka bir görüntüye büründüğünün de altını çizelim.


SÜMELA MANASTIRI
Maçka ilçesinde yer alan Sümela Manastırı, Altındere Vadisi’ndeki Karadağ yamacında sarp bir kayalığın üzerine inşa edilmiş. Halk arasında Meryem Ana olarak da anılan Sümela Manastırı, denizden 1500, vadiden ise 300 metre yükseklikte konumlanıyor. Dağa yapışmış gibi görünen manastır, bir Rum Ortodoks manastır ve kilise kompleksidir. Bizans döneminde, keşiş yetiştiren bir okul olan manastırda, Aziz Lukas’ın yaptığı ikonalardan birinin mucize gerçekleştirdiğine ve ayazmalarından birinin de şifalı olduğuna inanılıyor.
TRABZON MÜZESİ
Zeytinlik Caddesi’nde yer alan konak, 1900’lı yılların başlarında Banker Kostaki Teophylaktos tarafından inşa ettirilmiş. Konağın mimarları tam olarak bilinmese de, mimarlarının İtalyan olduğu düşünülmüş. Çünkü yapıda kullanılan birçok malzeme İtalya’dan getirilmiş. Banker Kostaki Teophylaktos 1917 yılında iflas edince, bu konak ile birlikte bütün varlığına haciz konulmuş ve konağı Nemlioğlu Ailesi satın almış. Milli mücadele zamanlarında karargah binası olarak kullanılan konak, Atatürk Trabzon’u ilk ziyaret ettiğinde, eşi Latife Hanım ile konaklaması için düzenlenmiş. Trabzon valisi Ali Galip Bey döneminde, kamulaştırılarak Hükümet Konağı olarak kullanılan yapı, daha sonra Milli Eğitim Bakanlığı’na tahsis edilerek Kız Meslek Yüksekokulu olarak hizmet vermiş. Son olarak, 1987 yılında Kültür Bakanlığı’na tahsis edilmiş ve restorasyon çalışmaları sonucunda, 2001 yılında Trabzon Müzesi olarak hizmete açılmış.

ALTINDEREVADİSİ
Maçka ilçesi sınırlarında yer alan Altındere Vadisi Milli Parkı, Trabzon’a 48 km, Maçka’ya ise 18 km mesafede konumlanıyor. Eşsiz manzaraya ev sahipliği yapan milli park, 4 bin 800 hektarlık geniş bir alan içerisinde yer alıyor. Etrafı ormanlarla çevrili olan bu milli park, aynı zamanda farklı bitki ve hayvan çeşitlerini de himayesinde barındırıyor. Tertemiz havası, kuş sesleri ve bakir doğasıyla huzur bulacağınız bir yer olan vadi, tam anlamıyla doğa harikası bir yerdir. 1987 yılından itibaren milli park statüsünde yer alan Altındere Vadisi, kültürel değerleri ve sportif etkinlikleriyle bir hayli ünlüdür.

DİYARBAKIR'IN TARİHİ VE KÜLTÜREL YERLERİ
HEVSEL BAHÇELERİ
Diyarbakır bereketli topraklara sahip. Dolayısıyla tarım bu şehir için olmazsa olmazdır. 800 yıllık bir tarihe geçmişe sahip bu topraklar şehrin meyve ve sebze ihtiyacını karşılıyor. Dicle Nehri ve Diyarbakır Surları’nın arasında kalan bölgede gitmişken görülmelidir.
DİYARBAKIR HASANPAŞA HANI
Sokollu Mehmet Paşa’nın oğlu Vezirzade Hasan Paşa tarafından yaptırılan ünlü Hasan Paşa Hanı, uzun bir dönem tüccar hanı olarak kullanılmıştır. Günümüzde ise çeşitli restore çalışmalarından geçirilerek Diyarbakır’ın en önemli tarihi turistik noktalarından biri haline getirilmiştir
MALABADİ KÖPRÜSÜ
Diyarbakır’ın tarihi hazinelerinden biri olan Silvan Malabadi Köprüsü, 1147 yılında Artukoğulları Dönemi’nde inşa edilmiş. Selçuklu Dönemini yansıtan en önemli mühendislik ve mimarlık baş yapıtlarından biri olan köprü, sivri ana kemeri ile dünyanın en büyük kemer açıklığına sahip taş köprüsü olarak kayıtlara geçmiş.

DEVEGEÇİTİ KÖPRÜSÜ
Ergani yolu üzerinde deve geçidi suyu üzerinde yer alan köprü, üzerinde yer alan kitabeye göre 1218 yılında Artuklu hükümdarı Melik Salih Mahmut tarafından yaptırılmış. Bazalt taşlardan inşa edilen köprünün toplamda 7 kemerli gözü bulunmaktadır. 119 metre uzunluğundaki köprüyü ziyaret ettikten sonra etrafında yer alan yeşillik alanda piknik yapabilir, fotoğraf çekilebilirsiniz.

Betül YALIM- Sultanbeyli Hüsnü M. Özyeğin Anadolu Lisesi
İSTANBUL, İZMİR, KONYA
İllerimizin Tarihi ve Kültürel Eserleri
AYASOFYA
İstanbul’un Tarihi Yarımadası’nda bulunan en önemli eserlerden biri. Bizans Döneminde önce bir kilise, daha sonra bir katedral olarak inşa edilen Ayasofya muhteşem tasarımıyla mimari dünyasının başyapıtları arasında yer alıyor. Osmanlı’nın 1453’te İstanbul’u fethiyle birlikte camiye dönüştürülen yapı 1934’ten 2020’ye kadar müze, şimdilerde ise camii olarak hizmet veriyor.

TOPKAPI SARAYI
Osmanlı’dan kalma en önemli yapılardan biri olan Topkapı Sarayı, İstanbul’un Sarayburnu semtinde yer alıyor. Osmanlı’da 400 yıl boyunca idari merkez olarak kullanılan saray 1478’de Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırıldı.
Saray içinde Hz. Muhammed’in hırkası, sakalı, ayak izleri, Hz. İbrahim’in tenceresi, Hz. Musa’nın asası, Hz. Davud’un kılıcı, Hz. Yusuf’un cübbesi gibi önemli emanetlerin bulunduğu Kutsal Emanetler Dairesi’yle büyük ilgi görüyor.
GALATA KULESİ
Dünyanın en eski kulelerinden biri olan Galata Kulesi, Bizans İmparatoru Anastasius tarafından 528’de yılında inşa ettirildi. İlk önce fener kulesi olarak tasarlanan yapı, Osmanlı Dönemi’nde barınak daha sonra ise bir yangın gözleme kulesi olarak kullanıldı. İstanbul Boğazı ve Haliç, kuleden panoramik olarak izlenebildiği Galata Kulesi 2013’te UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edildi.
KIZ KULESİ
İstanbul’un en eski yapılarından biri olan Kız Kulesi, Üsküdar’ın Salacak Sahili açıklarında yer alıyor. İlk binası savunma alanı olarak Antik Roma Dönemi’nde inşa edilen yapı Bizans ve Osmanlı Döneminde farklı amaçlar için kullanıldı. 360 derece panoramik İstanbul manzarası ve yıllara meydan okuyan mimarisiyle dikkat çeken Kız Kulesi 1995 yılından beri bir müze-restoran olarak hizmet veriyor.
Zevkli bir gezintiyle şehri keşfetmeye İzmirlilerin buluşma noktası Konak Meydanı’ndan başlayın. Yürüyerek gezilecek birçok yere de yakın. İzmir’in kalbi meydan her daim hareketli ve kalabalık. Meydanın tam da ortasında yer alan, şehrin simgesi İzmir Saat Kulesi, 1901’de İzmirlilerin Padişah II. Abdülhamid’e tahta çıkışının 25. yılı armağanı olarak yaptırılmış. 25 metre boyundaki 4 çeşmeli kulenin saati ise Alman İmparatoru II. Wilhelm’in hediyesi.
Saat yapım tarihinden bugüne kadar hiç durmadan çalışıyor.
AGORA AÇIK HAVA MÜZESİ
İzmir’in antik ismi Smyrna. MÖ 4 yüzyılda Büyük İskender zamanında şehir antik dönemdeki Smyrna’dan Kadifekale’nin kuzey yamacına taşındı. Agora antik dönemlerde çarşı, pazar yeri anlamında, politik toplantı ve alışveriş alanlarına olduğu yerlerdi.

Mevlana Müzesi
Mevlana Müzesi, Konya'da bulunan, eskiden Mevlâna'nın dergâhı olan yapı kompleksinde 1926 yılından beri faaliyet gösteren çok güzel bir müzedir. "Mevlana Türbesi" olarak da anılır. (Yeşil Kubbe) denilen Mevlana'nın türbesi dört fil ayağı (kalın sütun) üzerine yapılmıştır.

Nasreddin Hoca Türbesi
Büyük Filozof ve mizah ustası Nasreddin Hoca Sivrihisar'da doğmuş Akşehir'e gelip yerleşmiş ve burada hayata veda etmiştir. Güldürürken düşündürmeyi düstur edinen Hocanın türbesi, Akşehir'de kent surunun doğusunda, kendi adıyla anılan mezarlıktadır. ... Eski yapıdan yalnızca ortadaki ana türbe kalmıştır.

ÇATALHÖYÜK
Çatalhöyük, Orta Anadolu'da- Konya'da, günümüzden 9 bin yıl önce yerleşim yeri olmuş, çok geniş bir Neolitik Çağ ve Kalkolitik Çağ yerleşim yeridir. İnsanlık tarihinde ilk şehir yerleşmesi olarak kabul edilmiştir. Köyden kentsel yaşama geçisin çok önemli bir göstergesidir.

- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(3)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $58.59+) -
BUY THIS BOOK
(from $58.59+) - DOWNLOAD
- LIKE (3)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(3)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!