1- Murat ÇELEBİ - Çarşamba Fen Lisesi
2- Canan YAVUZ - Çayırkent Çok Programlı Anadolu Lisesi
3- Hürrem DEMİR - Cumhuriyet Anadolu Lisesi
4-Gözde YÜCETAŞ ERTAN - VEHBİ DİNÇERLER FEN LİSESİ
5- Meryem Tuğba KAHRAMAN- Konya Şehit Ahmet Baş Spor Lisesi
6- Meltem AKDENİZ- Şaban Temuge Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi

YUNUS EMRE
e- DERGİMİZİ HAZIRLAYAN ÖĞRENCİLERİMİZ
1- Melike.(ÇFL)
2-Almula (GVDFL)
3-Berna ( Cumhuriyet Anadolu Lisesi )
4- Hüseyin (ÇPAL)
5- Zuhal (Konya Şehit Ahmet Baş Spor Lisesi)
6- Yaren Stmal (Şaban Temuge MTAL)
Yunus Emre, yaşadığı döneme damga vurmuş şair, düşünür ve filozoftur. Yazmış olduğu eserler ve düşünceleri günümüze kadar koruyarak gelmiştir.
Yunus Emre 1241 senesinde doğmuştur. Türk tasavvuf edebiyatı sahasında kendine has bir tarzın kurucusu olan Yunus Emre, Ahmed Yesevî ile başlayan tekke şiiri geleneğini özgün bir söyleyişle Anadolu'da yeniden ortaya koymuştur.
YUNUS EMRE
Yalnız halk ve tekke şiirini değil, divan şiirini de etkileyen Yunus Emre, tasavvufla beslenen dizelerinde insanın kendisiyle, nesnelerle, Allah'la olan ilişkilerini işlemiş, ölüm, doğum, yaşama bağlılık, İlahi adalet, insan sevgisi gibi konuları ele almıştır.
Yunus Emre’nin eserleri ve anlayışı yalnızca Anadolu ile sınırlı kalmamış, coğrafi anlamda geniş bir alana yayılarak nesiller boyunca benimsenen düşüncelerden birisi olmuştur. Şiirlerini divan adını verdiği eserinde toplayan aruz ve hece ölçüsünden yararlanan Yunus Emre, mesnevi tarzında yazdığı eserinde 573 beyit bulunmaktadır.
Eskişehir'in Sivrihisar ilçesinde yer alan Sarıköy'de yetişen Yunus Emre daha sonra Taptuk Emre ile tanışmış, ona intisap etmiş ve Ankara'nın Nallıhan ilçesinde bulunan Taptuk Emre dergahında hayatını sürdürmüştür.
İlahileriyle tanınan, 13. yüzyıl dini tasavvufi halk şiirinin en önemli temsilcilerinden olan Yunus Emre Allah ve peygamber sevgisi, insan sevgisi, hoşgörü, yaşama bağlılık, ilahi aşk gibi temaları şiirlerinde işlemiştir. Herkesin anlayacağı sade ve yalın bir dille şiirler yazan şairimiz aradan yüzyıllar geçmesine rağmen günümüzde hala okunmakta, anlaşılmakta ve sevilmektedir. Çağının sınırlarını aşmış ve kalıcılığı yakalamıştır.
Yunus Emre'nin doğumunun 750. yıl dönümü olan 1991 yılı UNESCO tarafından Yunus Emre Yılı ilan edilmiştir. Şairimiz Yunus iminin önüne çeşitli mahlaslar getirmiştir. Bunlar: Aşık, biçare, koca, Taptuklu, miskin, derviş...İyi bir tahsil gören Yunus Emre devrin ilmi ve felsefi sistemlerine hakimdir. Kur'an-ı Kerim'i okuyup anlayacak kadar Arapçaya hakimdir.
Yunus bazı şiirlerinde, ilden ile yürüyüp dost sorduğunu, âşık olup gurbet ilinde Mecnûn gibi gezdiğini Anadolu’da bir müddet kışlayıp baharda sılaya döndüğünü söylemektedir. Yunus’un seyahatlerinin sebebi tam olarak bilinmese de nefis terbiyesi olduğu düşünülmektedir.
Yunus Emre Anadolu'da doğan ve Anadolu'nun Türk-İslam kültürleriyle bütünleştiren oldukça önemli olan isimlerden biridir. Dünya üzerinde çok sayıda adına üniversite kurulmuştur.
1240 senesinde Eskişehir'de doğduğu düşünülen Yunus Emre hayatının tümünü Anadolu'nun dört bir yanında tanınmış olan Türk ozanlarından biridir. Yunus Emre'nin birçok eseri günümüze kadar gelmiştir. Herkes tarafından sevilen ve tanınan bir ozandır. Anadolu insanı¸ Yunus Emre'ye olan sevgisini pek çok şekilde göstermek istemiştir. Mesela çocuklarına onun adını vermiştir. Hakkında menkıbeler oluşturmuştur.
O dönemde halk göçebe idi bunun sonucunda şairler de bir bakıma göçebe idiler. Yunus Emre de bu özelliğinden dolayı Anadolu'nun bir çok yerini gezmiştir. Bunların sonucunda uğradığı her yer onun buralarda bir yapıt bırakmıştır. Yunus Emre vefat ettikten sonra pek çok yerde mezarının olduğunun söylenmesi onun halk tarafından ne kadar çok sevildiğinin bir kanıtıdır. Böylece Yunus Emre'yi bugünlere taşımış, inşa ettiği mezar ve makamlarlada kendi toprağının her yerinde görmek, onunla arasında bir bağ kurmak istemiştir. Bir insanın sadece bir yerde mezarının bulunabileceğini bildiğimiz üzere, bütün bunların sebebinin de Yunus Emre'nin Anadolunun her yerinde sevilmesi olduğunu anlıyoruz.
Yunus Emre diğer dervişlere , Allah dostlarına göre biraz farklı görünmektedir. Ne diğer dervişler gibi sakalı, ne de cübbesi vardır. Gençlik yıllarında Mevlana’ya muhabbet beslediğinden ziyaretine gider. İkisi de asırlara damgasını vurmuş Allah dostu, insan sevgisiyle dolmuş taşmış şairlerdir. Mevlana ,Yunus Emre geldiği sırada öğrencileriyle ders yapmaktadır. Dersi biter bitmez bu genç, sakalsız , cübbesiz delikanlının yanına muhabbetle koştuğunu görenler şaşar. Tanımadığı bu kılıkta birinin yanına neden böyle gitti diye anlam veremezler. Oysa ki onlar mana aleminden tanışıyorlardır. Mevlana Yunus Emre’nin incecik giyindiğini görünce “ Üşümez misin Ey Derviş ? “ diye sorar. Buna karşın Yunus Emre; “ Dervişlik dedikleri hırka ile taç değil, gönlün derviş eğleyen hırkaya muhtaç değil.” der.
Muhabbetleri boyunca hep Mevlana’ya şiirle karşılık vermiştir. Mevlana gibi öğrencileri de Yunus Emre’yi çok sevmişler ve dergahta bir süre daha kalmasını istemişlerdir. Mevlana Yunus Emre gitmesin diye ikna etmek için der ki “ Davetimizi kabul eder kalırsanız çok mutlu olacağız. Hemde size yazdığımız 6 ciltlik mesneviyi okurduk. “ der. Yunus Emre buna karşın ilk kez şiirsiz konuşur. “ Ne kadar uzun yazmışsınız. Ne çok emek ve gayret sarfetmişsiniz . Bize kalsa aynen şunu söylerdik; “ Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm.” “ der ve dergahtan ayrılır.
İşte Türk-İslam tarihindeki iki önemli şahsiyetin karşılaşması bu şekilde gerçekleşmiştir. Bu değerli iki insan gönüllere gerçek Allah sevgisi aşılamaya çalışan birer nakkaş gibidirler. Her ikisinin de anlatmaya çalıştıkları şey aslında hepimizin içinde var olan ancak tam anlamıyla asla kavrayamadığımız manevi kaynaktır.
Yunus Emre’nin edebi eserleri kendi çağının çok ötesinde bir tesir göstererek Türk edebiyatı, derviş ve Bektaşi şiirleri ve tasavvuf edebiyatı alanlarında eser veren pek çok şair ve yazara ilham vermiştir. Ancak bundan daha da önemlisi Yunus Emre, gönülleri sevgi, aşk ve akılla doldurmaya çalışmıştır.
Kendine has diliyle Anadolu insanına gerçek mutluluğun kaynağının Allaha duyulan aşk ve manevi bağ olduğunu anlatmaya çalışmıştır. Türk edebiyatının en önemli düşünürlerinden biri olarak Anadolu’yu karış karış gezmiş ve insanların dertlerine, hüzünlerine şiirleriyle derman olmaya çalışmıştır.
Aradan yüzyıllar geçmiş olsa da hala ihtiyaç duyduğumuz ve bizleri mutluluğa ulaştırabilecek şey Yunus Emre’nin düşünce ve inançlarına kulak vermek ve onun felsefesini canlı tutabilmektir. Yunus Emre’yi yaşatmak onu sadece cadde, sokak ve okul isimleriyle anmaktan ibaret değildir, eserlerindeki derin manayı anlamaya çalışarak içimizdeki manevi kaynağı ortaya çıkarabilmektir.
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $4.19+) -
BUY THIS BOOK
(from $4.19+) - DOWNLOAD
- LIKE (1)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!