GİRİŞ
Sevgili Okuyucu,
Bu kitap, biz çocukların hem birer birey hem de duyarlı birer vatandaş olma yolculuğundaki adımlarımızdan biridir. Çünkü vatandaşlık sadece kurallara uymak değil, çevremizdeki insanları anlamak, onların duygularına değer vermek ve birlikte yaşamayı güzelleştirmektir.
“Empati Günlüğü” çalışmamızda, farklılıklara sahip bireylerin yerine kendimizi koyduk. Bir gün boyunca onların gözünden dünyaya bakmaya, neler hissedebileceklerini anlamaya çalıştık.

Bu yazılarda, biz çocukların iç dünyasında gelişen empati duygusunu, eşitlik anlayışını ve hoşgörüyü bulacaksınız.
Her satır; daha saygılı, daha duyarlı ve daha kapsayıcı bir toplumun temelini atmak için yazıldı.
Çünkü inanıyoruz ki, küçük adımlarla büyük bir geleceği birlikte inşa edebiliriz.
İyi okumalar!
Sevgiyle,
Empati Günlüğü Yazarları
TUĞRA'NIN YOLU
Ben Tuğra, sabahları bastonumun ucuyla kaldırımdaki delikleri tanır, adımlarıma dikkat ederek okula giderim. Gözlerim doğuştan görmüyor ama ben hayatı başka bir yerden, derinlerden görüyorum. Mesela insanların sesini tanırım. Kimin iyi, kimin kötü olduğunu bilirim.
Kütüphanedeki kabartmalı kitaplar benim gözlerim. Her yeni kitapta yeni bir şehir, yeni bir hayat öğrenirim. Hayal gücümle dünyaları dolaşırım. Bugün kütüphanede bir çocuk bana, hiç görmemek seni üzmüyor mu, dedi. Başımı önüme eğip gülümsedim. Bazen eksik sandığın şey seni daha zengin yapar dedim.
Çocuk bir süre düşündü. Bastonuma uzanıp, bana da hayal gücünle görmeyi öğretir misin, dedi. Onunla bir süre vakit geçirdik. Artık her kütüphaneye gittiğimde bana arkadaşlık eder oldu.
Benim gözlerim görmez ama içimdeki yaşama dair umutla insanlara dokunurum. Benim görmeyen gözlerim, hayatta her şeyi dert eden insanları aydınlatan bir ışığa dönüşür.
Tuğra Umut Ö.
Çiğdem DERVİŞOĞLU, Haliç İlkokulu/İSTANBUL
BENİM BİR GÜNÜM
Merhaba ben Ayça. Ben yürüme engelli bir çocuğum. Sizlere bir günümün nasıl geçtiğini anlatmak isterim. Her çocuk gibi okul saatinde erkenden uyanırım. Herkes yataktan kalkıp annesine koşarak sarılırken ben uyandığımı fark edip birinin beni yatağımdan almasını beklerim. Birkaç kez kendim inmeyi denesem de yere düşünce bundan vazgeçtim.
Her konuda ailem en büyük destekçimdir. Ondan sonra en iyi dostum tekerlekli sandalyemdir. Onu kullanmayı öğrenmek uzun zamanımı aldı. Evde kullanırken sürekli halıya takılıyor, kapılara veya eşyalara çarpıyorum. Engebeli yerlerde onu kullanmak çok zor.
Apartmanımızda asansör yok. Okula giderken annem
beni kucağına alır. Apartmanın girişinde tekerlekli sandalyeme oturtur. Şimdi beni taşıyabiliyor ama ileride kilo alırsam anneme yük olurum diye çok üzülüyorum.
Okuldaki sınıfım giriş kattadır. İhtiyaçlarımı giderebilmem için annem okulda bile benimledir.
Teneffüslerde Arkadaşlarım hep koşturmalı oyunlar oynarlar. Bazen benim de oynayabileceğim oyunlar olur fakat çoğunlukla unutulurum. Rüyamda hep yemyeşil kırlarda koştuğumu görüyorum. Keşke ben de gönlümce koşabilsem!
Bunları sizi üzmek için söylemedim ama en azından beni okuyanların biraz empati kurması, bana ve benim gibi arkadaşlarıma umut olur.
Nehir Y.
Çiğdem DERVİŞOĞLU, Haliç İlkokulu/İSTANBUL
Gören Gözler
Ben Mehmet. Ben görme engelliyim. Bugün teneffüste oynarken arkadaşlarım benimle alay etti. Bu duruma çok üzüldüm. Zil çaldı. Üzgün bir şekilde sınıfıma girdim.
Öğretmenim,
“Çocuklar, bugün sizlerle bir oyun oynayacağız. Yan yana, ikişerli sıra olalım. Biriniz gözlerinizi saklayın, biriniz gözlerini sımsıkı kapatacak. Diğer arkadaşının koluna girip onu koridorda gezdirecek. Sakın gözlerinizi açmayın,” dedi. Arkadaşlarım sırayla söyleneni yaptı. Bitince öğretmenim, “Çocuklar, ne hissettiniz?” diye sordu. Arkadaşım Gökçe, “Çok karanlıktı öğretmenim.
Duvara çarpacağım diye korktum,” dedi.
Öğretmenim,
“Teneffüste sizi gördüm çocuklar. Mehmet arkadaşınızla dalga geçiyordunuz. Mehmet’in sizden tek farkı, gözlerinin görmemesi. O da sizin gibi hissediyor ve üzülebiliyor. Bundan sonra arkadaşınız Mehmet’e iyi davranın,” dedi. Zil çaldı.
Az önce benimle alay eden arkadaşlarım yanıma gelip benden özür diledi. Koluma girip etrafımdaki renkleri, nesneleri anlatarak beni bahçeye çıkardılar. Çok mutlu olmuştum. Arkadaşlarım benim gören gözlerim olmuştu.
Ayaz H.
Mustafa KARA,ŞEHİT ÖĞRETMEN YAŞAR İLKOKULU/BURSA
Küçük Kahramanların Büyük Hikayeleri
Bugün yine zor bir gündü. Buraya, Türkiye’ye geleli birkaç ay oldu. Benim için her şey hâlâ çok yeni. Bacaklarım yine çok yorgundu. Kahvaltıda farklı bir şeyler vardı. “Simit” dediler. Tadı güzeldi ama bizim oradaki kahvaltılara benzemiyordu.
Okula gitmek… Ah, okul burada biraz daha farklı. Benim gibi tekerlekli sandalyesi olan başka çocuklar da var. Bu güzel.
Öğretmenim çok sabırlı. Yavaş yavaş anlatıyor.
Bugün “merhaba” ve “teşekkür ederim” demeyi öğrendim. Bu beni mutlu etti.
Teneffüste herkes voleybol oynuyordu. Ben sadece onları izledim. Aynı dili konuşabilseydim, belki birlikte oynayabilirdik. Biraz yalnız hissettim.
Öğle yemeğinde tost yedim. Çok lezzetliydi. Kantinde bir kız yanıma geldi. Benimle İngilizce konuştu. Onunla konuştuğuma çok sevindim. Adı Ayda. Gülümsedi. Ben de gülümsedim. Belki de artık burada kendimi yalnız hissetmeyeceğim.
Meryem B.
Mustafa KARA,ŞEHİT ÖĞRETMEN YAŞAR İLKOKULU/BURSA
IŞIK KALBİMDE
Ben Cihan. 8 yaşındayım. Görme engelli bir çocuğum. Benim dünyam karanlık fakat dünyamı aydınlatan bir annem var. Sabah onun sesiyle uyanırım, elimi yüzümü yıkar, annemin hazırladığı kahvaltıyı yaparım. Benim için her şey ezberlediğim yerde olur. Ekmeğim sağımda ,tabağım önümde, içeceğim solumda olur. Evdeki her şeyin yerini ezbere bilirim çünkü benim hayatım düzenli olmak zorunda. Okula annemle yürüyerek gidiyoruz. Her sabah kaç adım attığımı biliyorum. Okulda arkadaşlarım bana günaydın diyor. Hepsini seslerinden tanıyorum.
Tenefüslerde onlarla oynayamasam da seslerini duymak çok iyi geliyor. Öğretmenimin sesi de çok güzel. Eve dönme vakti gelince babam geldi.
Yine de eve gidebiliriz. Babamda gördüğü her şeyi anlatıyor bana.
Akşamları kabartmalı kitabımdan kısa kitap okurum. Benim günlerim böyle ezberle geçer.
Ahmet A.
Lale Çağlar Kuzuimam, Yahya Kemal Beyatlı İlkokulu/İSTANBUL
Kalbimle Gördüm
Bugün sabah uyandım. Gözlerimi açtım ama hiçbir şey göremedim. Odam karanlıktı. Elimle yastığımı, battaniyemi yokladım. Annemin sesi geldi:
“Uyan tatlım!” Yüzünü göremedim ama sesinden anladım ki gülümsüyordu.
Okula gittik. Sınıfıma kadar annemle yürüdüm. Masamı ellerimle buldum. Öğretmenim “Merhaba” dedi, sesinden tanıdım.
Ders başladı. Öğretmen “Hayalinizde bir resim çizin,” dedi. Ben de kalbimle bir resim çizdim. Güneş vardı, büyük ve sıcak. Kuşlar uçuyordu, seslerinden tanıdım.
Bir de arkadaşım vardı, elimi tutuyordu.
Teneffüste oyun oynayamadım ama dinledim. Kuşlar, çocukların kahkahaları, topun yere çarpması… Hepsi çok güzeldi.
Bugün gözlerimle görmedim ama kalbimle her şeyi gördüm. Çünkü sevgi görebildiğimiz en güzel şeymiş.
Sare Y.
Lale Çağlar Kuzuimam, Yahya Kemal Beyatlı İlkokulu/İSTANBUL
ENGELLERİ YENMEK
Merhaba benim adım Gökçe. Herkes bahçesinde koşar oynar ama ben koşamıyorum. Sabahları uyandığımda babam beni tuvalete taşıyor. Okula ablamla beraber gidiyoruz. Tekerlekli sandalyeye beni o oturtuyor. Arkadaşlarım gözümün önünde koşarken üzülüyordum önceden. Birçok oyunu oynayamadığım için arkadaşlarım benden uzaklaşmıştı. Kendimi yalnız, üzgün ve yetersiz hissediyordum ama yavaş yavaş alışıyorum galiba.
Eskiden ben de istediğim gibi koşabiliyordum. Taaa ki dağda kayak yarışı yaparken düşüp bacaklarımı kaybedene kadar. O gün hayatımın tamamen değiştiği gün oldu.
Artık hiç yarışmalara katılamıyor, arkadaşlarımla dilediğim gibi oynayamıyordum. İnsanların bana acıyan gözlerle bakması da beni çok üzüyordu.
Denize olan tutkum giderek artmaya başladı, karada gidemiyordum ama denizde yüzebiliyordum. Kendimi suda özgür hissediyordum. Dalgıç arkadaşlarım oldu ve bana denizde bambaşka dünyaları gösterdiler. Denizde dalma yarışlarına katılmak istiyordum. Annem önceki yarışlarda başıma gelenler yüzünden buna izin vermiyordu. Babamla onu ikna etmeyi başardım ve yarışlara katıldım.
Yarışlarda başarılı olmak beni çok mutlu edecek kendime olan inancımı artıracaktı biliyorum. Dünya dalma şampiyonu oldum. Bu gurur beni ve ailemi çok mutlu etti. Belki engelliyim ama bu hiç bir şeye engel değil. Başarılı olmak için çalışmak ve istemek yeterlidir. Her şey engelleri yenmekle başlar..
Kadir G.
Zeynep Ersoy/Borsa İstanbul Şükran Ana İlkokulu/ Yozgat
Sessizliğin İçindeki Ritim
Belinay, sabahın erken saatlerinde güneşin ilk ışıklarıyla uyandı. Alarmını duymadı belki ama odasının köşesindeki titreşimli saat yastığını hafifçe titretti ve bu, onun uyanması için yeterliydi. Belinay doğuştan işitme engelliydi. Duymuyordu ama dünyayı gözleriyle, kalbiyle, beden diliyle hissediyordu. İnsanların söylediklerini dudaklarından okuyabiliyor, işaret diliyle kendini mükemmel şekilde ifade edebiliyordu.
Sabah kahvaltısını annesiyle birlikte yaptı. Annesiyle aralarında yıllardır gelişen özel bir iletişim vardı. Küçük bir bakış, bir mimik, bir gülümseme...
Hepsi onlar için koca cümlelerdi. Annesi kahvaltıdan sonra elleriyle "Bugün güzel bir gün olacak" dediğinde, Belinay gülümsedi.
Okula gitmek üzere hazırlandı. Otobüse bindiğinde sürücüye küçük bir baş selamı verdi. Kitabını açtı, gözlerini satırlarda gezdirdi. Okulda arkadaşları onu bekliyordu. Onlarla işaret diliyle konuşuyordu, yavaş yavaş bu dili öğrenmeye başlamışlardı. Öğretmeni tahtaya yazı yazarken, Belinay her kelimeyi dikkatle takip ederdi.
Onun çalışkanlığı sınıf arkadaşlarını hayran bırakıyordu. Dersler bittikten sonra Belinay, işaret dili tiyatro grubunun provasına katıldı. Sahne kendini özgür hissettiği yerdi. Replikler ellerindeydi, duygular yüzünde, ritim kalbindeydi. Akşam eve döndüğünde aynanın karşısına geçti ve kendine baktı. "Bugün de güzel geçti," dedi içinden. Duymuyordu ama hissediyordu. Ve bazen hissetmek, duymaktan çok daha fazlasını anlatıyordu.
Belinay T.
Zeynep Ersoy/Borsa İstanbul Şükran Ana İlkokulu/Yozgat
KALBİN GÖRDÜĞÜ DÜNYA
Merhaba günlük,
Bugün okulda biraz zorlandım ama yine de güzel bir gündü. Sabah annem elimi tuttu ve birlikte okula kadar yürüdük. Okula vardığımda arkadaşlarım bana seslenince onların yanımda olduğunu hissettim.
Tahtaya yazılanları göremiyorum ama öğretmenim bana her şeyi tek tek anlatıyor. Bu bana kendimi değerli hissettiriyor.
Teneffüste top oynayamadım çünkü topun nerede olduğunu bilemiyorum. Ama Elif yanıma oturdu, birlikte hayal gücümüzle yeni hikayeler uydurduk. Öyle güzel anlattı ki, her sahneyi gözümde canlandırabildim.
Gözlerim görmüyor belki ama kalbim görüyor. Keşke herkes biraz da kalbiyle bakmayı denese...
Gülce G.
Şükran EKEN, Hüseyin Avni Asal İlkokulu/SAMSUN
İÇİMDEKİ SES
Bugün yine sessiz bir sabaha uyandım. Kuşlar ötüyor mu bilmiyorum ama pencereyi açınca esen rüzgârın yüzüme çarpmasını hissettim. Annemin ağzı oynuyordu; bana “günaydın” dediğini dudaklarından anladım. Dudak okumayı öğrendim ya, bazen kendimi süper kahraman gibi hissediyorum. Çok çalışkan biriyim çünkü anlamak için daha çok dikkatli olmam gerekiyor. Sesleri duymuyorum ama kalbim hep açık, gözlerim hep dikkatli.
Bazen arkadaşlarım aralarında fısıldaşırken kendimi yalnız hissediyorum. Ama Elif bugün yanıma geldi ve yazıyla benimle konuştu. Sonra birlikte resim yaptık, o renkleri seçti, ben boyadım. Gülümsedik birbirimize. Gülümsemeler sessizdir ama her şeyi anlatır, değil mi?
Keşke herkes kelimeleri duymak kadar hissetmenin de önemli olduğunu fark etse…
Yarın yine yazacağım sana sevgili günlük.
Sessiz ama dopdolu bir gün daha geçti.
Derin Ç.
Şükran EKEN, Hüseyin Avni Asal İlkokulu/SAMSUN
Ben Bir Gün Farklı Dine Mensup Bir Çocuk Oldum
Bugün arkadaşlarım dua etti. Ben dua etmedim. Çünkü benim dinim farklı. Ama onları izledim, saygı duydum.
Sınıfta öğretmen “Herkes farklı olabilir” dedi. “Önemli olan sevgidir” dedi. Gülümsedim.
Öğle arasında arkadaşlarım yemek yedi. Ben bazı şeyleri yemedim. Çünkü benim dinimde yasak. Arkadaşım “Senin yemeğin ne güzelmiş!” dedi. Beraber yedik.
Oyunda birlikte evcilik oynadık. Benim evimde farklı bir bayram vardı. Herkes bayramıma “mutlu bayramlar” dedi.
Bugün farklıydım ama yalnız değildim. Herkes beni olduğu gibi kabul etti. Çok mutluydum.
Duru K.
Özge KARA, CUMHURİYET İLKOKULU/BURSA
Ben Bir Gün Yürüme Engelli Oldum
Sabah kalktım, ayağa kalkamadım. Bacaklarım tutmuyordu. Annem tekerlekli sandalye getirdi. Üzerine oturdum.
Okula annemle gittim. Rampa vardı, onunla sınıfa çıktık. Merdiven kullanamadım.
Sınıfta yerim ayrılmıştı. Sandalyeye geçmedim, sandalyemde oturdum. Öğretmen yanıma geldi, defterimi masama koydu.
Teneffüste arkadaşlarım koştu, zıpladı. Ben sadece baktım. Ama sonra iki arkadaşım geldi. “Beraber kitap bakalım mı?” dedi. Oturdular, birlikte kitap baktık.
Ders bitti. Okul çıkışı herkes el salladı. Biri “Sen çok hızlı sürebiliyorsun!” dedi. Gülümsedim.
Bugün yürüyemedim ama sevgiyle yol aldım.
Mehmet Deniz Ç.
Özge KARA, CUMHURİYET İLKOKULU/BURSA
FARKLI ARKADAŞIM
Bir çiçeklenme günüydü. Annemden beni parka götürmesini istedim. Orada bir sürü çocuk vardı. Onlardan biri de Ali'ydi. Ali'nin bizden farklı bir durumu vardı. Tüm çocukların parkta neşelenmesiyle birlikte yürüyemiyordu. Ne kaydırak, ne tahterevalli... Ali yalnızca oynayanları izliyordu. Çok üzüldüğümü hissettim, oyun oynamak onu da üzüyordu bunu tıslayabiliyordum.
Ali'nin annesine "Gidelim" dediğini duyduğunu duydu. Koşa koşa Ali'nin yanında giderek bizimle oynar mısın Ali dedim. Gözleri parlayarak başını sallıyor.
Hemen onun da oynayabileceği bir oyun kurduk ve oynamaya başladık. Hepimiz mutlu bir şekilde harika bir gün geçirdik. Ve ne öğrendik biliyor musun farklılıklar oyun oynamamıza engel değil.
Zeynep Asya Y.
Öznur ARSLAN NİZAM,ORUÇ REİS İLKOKULU/ İSTANBUL
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $9.39+) -
BUY THIS BOOK
(from $9.39+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!